
MS hastalığının en sık 20 ile 40 yaş arasındaki bireylerde teşhis edildiği, kadınlarda erkeklere kıyasla daha yaygın görüldüğü ifade ediliyor. Araştırmalar, kadınlarda hastalığın görülme oranının erkeklere göre yaklaşık iki ila üç kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.
Genetik yatkınlığın MS gelişiminde etkili olabileceği belirtilirken, ailesinde MS bulunan bireylerde riskin genel nüfusa göre daha yüksek olduğu vurgulanıyor. Ancak uzmanlar, MS’in doğrudan kalıtsal bir hastalık olmadığını, genetik faktörlerin çevresel etkenlerle birlikte rol oynadığını aktarıyor.Coğrafi faktörlerin de hastalık üzerinde etkili olabileceği ifade ediliyor. MS’in, ekvatora uzak bölgelerde yaşayan toplumlarda daha sık görüldüğü, bunun D vitamini eksikliği ve güneş ışığına maruziyetle ilişkili olabileceği değerlendiriliyor.
Sigara kullanımı, bazı viral enfeksiyonlar ve bağışıklık sisteminin normal dokulara karşı tepki vermesi gibi faktörler de MS riskini artıran unsurlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalık riskini azaltmada önemli rol oynayabileceğini belirtiyor.
MS’in erken teşhis ve düzenli tedaviyle kontrol altına alınabildiği, bu nedenle risk grubunda yer alan bireylerin belirtiler konusunda bilinçli olmasının önem taşıdığı vurgulanıyor.