Yaradılıştan ötürü insan, içinde bulunduğu her durumun anlamını merak eder. Ailenin, yaşamanın, öğrenmenin ve de hayatın anlamını. Veyahut, matematiğin anlamsızlığı merak edilir durur...

Belli bir yaşa geldikten sonra, atılan her adıma bir anlam yüklenilmeye başlanır. Kendi içinde paralel evrenler oluşturacak durumlara yol açar bu düşünceler. Vermiş olduğu kararları eleştirmeye başlar, kendiyle çelişir, kendini içten içe yer ve bitirir insanoğlu.

Başarısız bir öğrenci olur insanoğlu, öğretmeni ve sistem kalitesizliğini suçlar.

Başarılı bir öğrenci olur, diğer öğrencileri tembellikle suçlar.

Aç kalır, işsiz kalır, adaleti suçlar.

Üstün eğitim alır, çalışır çabalar ama hakettiği değeri göremez; eşitsizliği suçlar.

Bir torpille terfi alır, mesleğinde yükselir; diğer insanları şükretmemekle suçlar.

Suçlar da suçlar, ağlar da ağlar insanlık. İğne kendine batınca adaletin en önde koşan neferi, bir başkasının canı yanınca; dokunmayan yılan bin yaşasıncılık rolüne bürünür.

Bazen adaletin, hakkın, hukukun, eşitliğin en büyük timsali, bazen de şeytanın yer yüzündeki gurur kaynağı olur çıkar insan.

Hayatın anlamını aramak için bir ömür harcar, saçlarını ağartır, sağlığını kaybeder ama eline somut bir anlam geçmez.

Hayata geliş amacımız, burada var olma sebebimiz çok çetrefilli ve bunaltıcı bir açıklamaya sahip değil. Belki de hayatın anlamı; zamanında Kafka’nın da ifade ettiği gibi bir gün sona erecek olmasıdır.

Birçok anlam yüklediğimiz, daha iyi bir konuma gelmek adına türlü türlü kötülükleri yaptığımız bu dünyanın tek anlamı, bir gün son kez nefes alıp vereceğimiz gerçeği olamaz mı?

Hayatın belki de anlamı; anlamsızlıklar karmaşasına sahip olması.

Belki de hayat, bize ısrarla siyah rengin kalitesini savundururken, içten içe beyaz rengin daha kaliteli olduğunu düşündüren bir tuzaklar dizisi.

Belki de insan, yok olacağı güne kadar, attığı her adımı düşünmeye, belli durumlarda bulunduğu kabın şeklini almaya görevlendirilmiş bir varlıktır.

Belki de insan, son nefesini verene kadar, pişmanlıkları içinde barındıracak, anlamsızlıklar karmaşasında yaşamaya mahkum bir hayat yolcusudur...