Özlem Yılmaz ve annesi Cavide Güleç kendi emekleriyle dillere destan reçel, salça, pekmez, tarhana yapıyorlar. Gazetemize özel açıklamalar yapan Anne Cavide ve kızı Özlem Yılmaz doğallık ve tazelik yolculuğunda hedeflerini çok yüksek tuttuğunu söyledi.

ÖZEL HABER- ELİF KUŞ BEŞİK

Aslen Bursa Kestel ilçesinin Kozluören köyü ikametli Özlem Yılmaz ve annesi elleriyle öyle güzel şeyler yapıyor ki, tadına bakan yeniden istiyor. Tabiri caizse ilmek ilmek meyveleri yıkamalarından tutun da ürünlerin aromasını kaybetmemesi içinde elinden geleni ardına koymuyorlar. Portakalı, limonu ova ova yıkayarak işleme alıyorlar. Tadına doyum olmayan bu reçeller, salçalar, pekmezler, sirkeler ve tarhanalar için kendisine @bahcemden16 diye bir sayfa açarak sosyal medyadan satışını gerçekleştiriyor.

Artık dışarıdan içtikleri meyve sularına bile güveni kalmayan Yılmaz, “Kendimiz yaptık diye söylemiyorum, dışarıdan ‘sıkma meyve suyu, portakal suyu’ diye verdikleri içecek ile kendimizin yaptığı meyve suyu arasında çok büyük fark var. Çünkü edindiğim bilgiye göre meyvelerin dibe dökülen kısmını buzhanelerde dondurup kullanıyorlarmış. İçerken insan ekşimsi küf tadı alıyor. Ben meyve suyu yaparken inanın emek veriyorum. Ve kendim ne içersem insanlarda onu içsin güzel, sağlıklı, aromasını kaybetmeyen meyvelerden tüketsin istiyorum. Meyve sularına kendim, baharat çeşitlerinden de katıyorum. Mükemmel bir şey çıkıyor ortaya. Mesela insanların en çok tükettiği ahududu meyve suyu. İnanılmaz talep var. Adını kendimin verdiği ‘Efsane karışım’ dediğim bir meyve suyumuz var. İçerisinde zencefil, limon, portakal, çilek, resmen vitamin deposu içeren bir meyve suyu. Karadut meyve suyumuz da çok tutuluyor aromalarını kaybettirmediğimiz için insanlar arada ki farkı anlıyor zaten. Kendi yemediğimi asla yedirmem, doğal gelmeyen sağlıklı gelmeyen hiçbir şeyi de kimseye satmam da yapmam da” dedi.

 

“Her şey sirkeyle başladı”

Bu yola ansızın çıktıklarını söyleyen Yılmaz, “Her şey bir anda oldu aslında. Kendi bahçemizden topladığımız elmalar ile annem Cavide Güleç, elma sirkesi yaptı. Biz kendi sosyal medya hesaplarından paylaştık, paylaşınca birden 30’a yakın sipariş aldık. Çok şaşırdık haliyle, dedik biz reçel de yaparız en iyisini yaparız. Salça yaparız en güzelini yaparız. Tarhana yaparız en güzelini yaparız. En doğalını yaparız. Öylelikle çıktık yola, şimdilerde çok şükür istediğimiz gibi devam ediyor. Her şey sirke ile başladı desek yeridir aslında. Hafta sonları Kozluören’e gidip siparişleri yapıyoruz sonra gönderiyoruz. İnanın sabahlara kadar sürdüğü oluyor, kolay bir şey değil. Yine de emek verilen her şey güzel olur anlayışıyla yola devam ediyoruz. Amacımız, insanlar taze temiz doğal ürünlerden tüketsinler birçok şeyi. Tarladan topla bahçede pişir gibi yapıyoruz. İnşallah zamanla daha da işleri büyütüp dükkan açmaya kadar gideceğiz” şeklinde konuştu.

 

‘200 yıllık taş havanda nar çekirdeği yağı’

Nar çekirdeği yağını bile kendi elleriyle yaptığından bahseden iki çocuk annesi Özlem Yılmaz, “Nar yağının inanılmaz faydası var. Hastalıkların düşmanı diyebilirim yani. Kendi ellerimle nar çekirdeklerini bir güzel ayıklıyorum. Sonra onu dövüyorum özüne ulaşana kadar 200 yıllık taş havanda. Bu işlemi birkaç kez tekrarlıyorum. Bu şekilde nar çekirdeği yağını ortaya çıkarmış oluyorum. Faydası inanın çok, özellikle cilde. Bizzat kendim kullanıp gördükten sonra artık satışına başladım.” İfadelerini kullandı.  Pekmeze, salçaya da rağbetin oldukça  çok olduğunu söyleyen anne Cavide Güleç şunları söyledi; “Kozluören’de evimizin bahçesi bu işlemlere çok müsait, oldukça da titiz ve özenerek yapıyoruz her şeyi. Pekmeze salçaya da aşırı rağbet var. İnsanlar sahtekarlıktan bıktı artık. Biz doğallık için buradayız. Siparişleri yaparken bile paketleme de özen gösteriyoruz. Topraklarımız bize mahsülleri veriyor bizler de sizlere lezzet olarak geri döndürüyoruz. Çok uğraşıyoruz. Ama kızımla tüm siparişlere yetişiyoruz çok şükür” ifadelerini kullandı.