Avukat Esra Aydın Ekici, On TV'de Saye Yılmaz ve Sinem Özay'ın konuğu oldu.

On TV ekranlarında yayınlanan, Saye Yılmaz ve Sinem Özay’ın sunduğu On’da Kadın programının bu haftaki konuğu Avukat Esra Aydın Ekici oldu. Program kapsamında hukuk konusu masaya yatırıldı.5 yıldır serbest avukatlık yaptığını belirten Ekici, “Evliyim ve 2 çocuk annesiyim. Biz ofiste dört ortağız. Herkesin uzman olduğu farklı konular var ama 4 tane avukat olduğumuz için tabi herkes de farklı davalarla ilgilendiği için dava çeşitliliği ile ilgili yoğunuz dosyalarda. Ben şahsi olarak iş davalarıyla ilgileniyorum. Ayrıca şirket danışmanlığı dediğimiz hukuki önleme yani başınıza bir şey gelmeden önce yapabilecekleriniz gibi düşünebilir öyle bir hizmet sağlıyoruz” diyerek kendini tanıttı. Arabuluculuk kavramı hakkında bilgi veren Ekici, “Arabuluculuk dediğimiz kavram aslında bizim için ne kadar yeni olsa da meslek olarak artık bir meslek olarak geçiyor. Yeni gibi gözükse de daha Osmanlı Devleti’nden gelmiş bir mekanizmadır. Ailede bir kavga olur dedeye gidilir. Karı koca kavga eder anneye gidilir.  Aslında arabuluculuk bizde en eski zamandan beri gelen ve insanların sorunlarını bu şekilde çözdükleri görülüyor. Şimdi arabuluculuk kanunuyla birlikte bizde meslek haline geldi. Normalde arabuluculuk ihtiyaridir. İhtiyari dediğimiz yani insanlar isterlerse arabuluculuğa başvuru yapabilirler. Kanunda zaten ihtiyari olarak düzenlenmiş ama iş davalarında 2018 ve 2019’da bir ticari davalarda da zorunlu bir arabuluculuk getirildi. Zorunlu arabuluculuk ise asla arabulucuya başvurmadan dava açamamanız anlamına geliyor. Dava tabi ki de açabilirsiniz ama açarsanız bu dava reddedilir. Sonra tekrardan arabulucuya gitmek zorunda kalırsınız. Arabulucu dediğimizde bir taraf başvurur, öbür taraf toplantıya çağırılır, yine bağımsız tarafsız 3. Kişi vardır. Bu iki kişi arabulucular siciline kayıtlıdır. Size ve ona bir randevu günü verir. Siz orada birbirinizi ne istiyorsunuz, ne verebiliriz bir nevi pazarlık gibi bir orta yol bulma çeşididir. Arabulucunun bir güzel tarafı da orada konuşulanlar sunulan evrakların hepsi gizlidir. Orada ne konuşursanız konuşun karşı taraf mahkeme de veya aleyhinize başka bir yerde kullanamıyor. O yüzden daha rahat bir ortam insanlar istediklerini dile getirebiliyor. Tabi ki hakaret ve hukuka ayrı bir istek olmayacak. Örnek verecek olursak işçi işten ayrılmıştır kıdem tazminatını istiyordur.  İşveren ile arabulucunun ofisinde buluşurlar ve orada konuşurlar. Arabulucunun önünde istediğinizi konuşabilirsiniz. Arabuluculuk bir nevi aslında ilişkileri de kurtarmaya yöneliktir. Adliyelerin içinde arabuluculuk büroları var. Siz bir başvuru yapacağınız zaman büroya gidiyorsunuz ben arabulucuya başvurmak istiyorum karşı tarafınız da kim olduğunu da belirtiyorsunuz. Form dolduruyorsunuz ve istediklerinizi de yazıyorsunuz. Sistem üzeri bir arabulucu atanıyor. Arabulucu sizi arıyor, sizinle görüşme yapmak istediği tarihi söylüyor. Arabulucu karşı tarafı da arıyor ortak bir noktada buluşuyorlar. Zaten arabulucular, arabuluculuk siciline kayıtlı. Herhangi bir avukat veya vatandaş sizi arayıp ben arabulucuyum zaten diyemez. Arabulucu hiç atanmaz ise siz bir tane kendiniz arabulucu belirleyebilirsiniz. Bu arabulucu olsun diyebilirsiniz. Bulduğunuz arabulucu karşı tarafı arar. Arabulucu olarak beni seçtiler siz beni kabul ediyorsanız buyurun gelin der ve İki tarafın ortak kabulüyle arabulucu belirlenir. İhtiyari de istemiyorum derse artık başka bir arabulucu bulacak ya da sistemden zorunlu olarak yapacak. Sistemden atanan arabulucuyu istemiyorum deme gibi bir şansınız yok” dedi. Ekici, “Davalar için hedef süre getirdiler davalar daha hızlı sonuçlansın diye. Yeni bir sistem belirlenen süre içerisinde davanız tamamlanacaktır gibi aslında size bir kağıt veriliyor. Hakimler de bu davalar bitsin diye onlarda çok istiyor. Çok fazla dosya yoğunluğu var. Hakimlerde de fazla yük var. Yeni mahkemeler açılıyor. Yeni hakimler geliyor duruşmalar görülmeye devam ediyor. Eskiden de gelen henüz tamamlanmayan bir sürü dosya var. Onlarda çok büyük yoğunluğa sebep oluyor. Çeşitli mekanizmalar getirdiler. Arabuluculuk sistemi getirildi. Seri muhakeme usulü bunlar yargının yükünü azaltmaya yönelik mekanizmalar. Yeni geldiği için bizde artık görüceğiz bunlar adliyenin yükünü azaltır mı? Ya da daha fazla bir mekanizmaya ihtiyaç mı var.  Bunları artık bizde tecrübe ederek göreceğiz. Arabuluculuk ciddi anlamda iş davalarında azaltmaya gitti. Uzlaşma da belirli ceza dosyalarında azaltmaya gitti şimdi yeni seri muhakeme usulü var. Muhtemelen bunlar kullanabilir olduktan sonra adliyelerin yükü azalır veya azalmaz ondan sonra görebileceğimiz durumda. Araştırması gerekilen hususlar var” açıklamasını yaptı.

“SİBER SUÇLAR ARTTI”

Sosyal medyada işlenen suçlara yönelik konuşan Ekici, “Sosyal medya bence hem faydalı hem de zararlıdır. Faydalılık konusunda insanlar fikirlerini özgürce ifade edebildikleri bir platform var.  Bu konuda görüşlerini özgürce ifade edebilirler. Bazı anonim dediğimiz hesaplar da var. Bazı haberlerin altına ismi ve soy ismi hiç belli olmayan kullanıcı adları gibi takma isimle hakaret ve küfür edenler oluyor. Böyle yorumlar da var. Bu insanlar bulunabiliyor ben o konuda yazı da yazıyorum. Yazdığım yazılarda da söylüyorum bilişimle ilgili emniyete özel bir birim var. Takma ad kullanılan hesapların IP adresine kadar araştırılıyor ve kimin olduğu ortaya çıkıyor. Çok kolay bulunuyor ama insanlarda bence öyle bir güven oluştu. Nasıl olsa beni bulamazlar, ben internet kafeden bağlanıyorum, bağlantımı gizliyorum gibi düşünerek yanılgıya düşüyorlar. Belli suçları kolaylaştırdılar. Geçenlerde bir kişiye çirkin olduğu söylendiği için intihar etti. Buna biz siber zorbalık diyoruz.  Gençler arasında artık yaygınlaştı. Her davadan yeterince çok var. Bence bir çeşit olarak şu dava çok yoğundur diyemiyoruz” şeklinde konuştu. Mesleğin zorluklarına yönelik açıklamalar yapan Ekici, “Biz avukatlığı hep yabancı dizilerden biliyoruz. Avukatlılığı dedektif gibi zannediyoruz. Ben mesleğimi seviyorum. Bir daha dünyaya gelsem yine avukat olmak isterim. Karşıdaki insanın sana hakkını emanet etmesi büyük bir yük oluyor bize. Her şey süreyle ilerliyor. Bir şey kaçırmak gibi bir lüksün yok. Bizim meslek için hata kabul edilebilir bir şey değil. O yönden zorluğu var. Bir dava kazanıldığı zaman da insanın hoşuna gider mutlu oluyorsun. Sonuçta bir hak sana emanet edildiği için bunu ona geri iade etmiş gibi hissediyorsun. Okulunu okumak da, kazanmak da, bu işi yapmak da zor” açıklamasında bulundu.

“TÜKETİCİ HAKLARINI BİLMİYOR”

Tüketici hakları davalarına değinen Ekici, “Aslında diyorlar müşteri hep haklıdır. Genel olarak da hep haklı sadece biraz haklarımızı bilme konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Bu sadece vatandaşların başına da gelmiyor. Bizimde değiştiremediğimiz, değiştirmeye çalıştığımız zaman farklı bir tepkiyle karşılaştığımız mal ve hizmet alımlarımız tabi ki de oldu. Bununla ilgili tüketiciye seçimlik bir hak veriliyor. Bir mal veya hizmet aldınız bununla ilgili bozuk çıkmış olabilir, istediğinizden farklı çıkmış olabilir, yanlış ürün gönderilmiş olabilir bu gibi durumlarda tüketicinin belirli hakları var. Ürünü yenisi ile değiştirmek istiyorum eğer biz bozukluk varsa bunu onarın bana ayıp oranında indirim talep edin diyebilirsiniz ya da paranızı iade etmesini isteyebilirsiniz. Bununla ilgili gerçekten üründe bir sıkıntı varsa tabi ki de değiştirme hakkına sahipsiniz. Eğer ki değiştirmiyorlarsa bununla ilgili Tüketici Hakem Heyetleri var. Tüketici Hakem Heyetlerini gidip başvuru yapıyorsunuz. Tüketici hakem heyeti sizin için o bedel iadesi veya ne istiyorsanız onunla ilgili bir karar veriyor. Çok uzun sürmez çoğunlukla bir ay kadar bir süre olur” şeklinde konuştu. Dava açma prosedürleri hakkında bilgi veren Ekici, “Dava ile ilgili bir dava dilekçesi yazarsınız. Bununla ilgili adliyelerde tevzi büroları var. Oraya gidip dava açmanın ne kadar masrafı varsa onu yatırırsınız ve davayı açmış olursunuz. Çok karmaşık bir prosedür değil. Kendi başınıza bir davayı takip etmek çok zor. Çünkü usul bizde esastan önce gelir.  Davayı yanlış yerde açabilirsiniz, davayı açarken bir eksiklik olabilir, delillerde eksik yazılmış olabilir. Dava dilekçesinde ne yazarsanız yazın siz ona artık bağlısınız sonradan değiştiremezsiniz. Böyle durumlarda avukatla takip etmenin mantığı oradan geliyor. Avukatın hukuki bilgisi sizden daha fazla var. Onun zaten işi o siz kendinizde takip edebilirsiniz ama davacı duruşmanın hepsine gelmek zorunda. Davacı zaten davasını takip etmek zorunda. Davasını takip etmezse dava düşer. Avukat olsa da , olmasa da duruşmaya mecbur davacının katılması lazım. Davalı takip etmeye bilir. Davalı takip etmezse bir şey olmaz ama savunma hakkını kullanamaz, delil bildiremez, duruşmalarda ne oldu ne bitti bunu takip edemez, aleyhine bir karar çıkabilir” dedi. Nafaka konusuna açıklık getiren Ekici, “Nafaka kadın veya erkek boşanma sebebi ile fakirliğe düşecekse bire taraf karşı taraftan nafaka talep edebilir. Kadının çok yüksek bir geliri var eşinin ise geliri düşük böyle durumlarda erkekte kadından nafaka isteyebiliyor. Boşanma davası açılırken de isteyebilirsiniz veya ayrı bir boşanma davası da açabilirsiniz. Nafakanın belirli şartları var o şartları sağlaması lazım. Kadının aldığı maaş erkekten daha yüksekse erkekten nafaka isteyemiyor. Eğitim masrafları için çocukla da ilgili bir nafaka açabilir. Bizim sistemimizde nafakayı ödemediği takdirde hapis cezası ile karşılaşabiliyor karşı taraf. Nafakanın mecbur aslında ödenmesi lazım. Ödenmeme gibi bir durum olursa bununla ilgili icra takibi yapılır. Ödemedi diye şikayet yapılır sonrasında ise hapis cezası olur” şeklinde açıklama yaptı.