.

Bu yılki pazarlıklarda asgari ücret için Türk, Hak-İş ve DİSK ile ortak hareket etmişti.
Bu da gösteriyor ki, sendikalar yapay bölünmelerin acısını ve ceremesini yıllardır çekmiş olduklarının farkına varmış olmalılar ki, birlikte hareket etme kararı vermişlerdi bu kez.
Üç İşçi Konfederasyonu “insan onuruna yaraşır bir asgari ücret” belirlenmesi taleplerini bir araya gelerek ortaklaştırmışlardı.
Ancak reel gerçekler bu birlikteliğin de arzulanan sonucu vermediğini gösterdi.
2020 lira olan asgari ücret 2020 yılı için 2324 lira oldu.

* * *

Peki,
asgari ücret nedir, ne olmalıydı?
İşçi, emekçi ne demişti, ne oldu?
Patronlar ne demişti, hükümet nasıl davrandı ve asıl önemlisi sürdürülebilir olması için gerçek rakam nasıl ve neye göre hesaplandı?
Doğal olarak çalışanlar asgari ücretin yüksek olmasını, patronlar da düşük olmasını istedi.
Hükümetin konumu ise burada ‘Hakemlikti’…
Çünkü asgari ücret daha çok özel sektörü, patronları ilgilendiriyordu.
Tabi ki devleti ilgilendiren yönü vardı ve bu asgari ücretten alınan vergiydi.

* * *
Asgari ücret görüşmelerinde işçileri temsil eden Türk-İş, bir kişinin yaşam maliyeti olan 2 bin 578 liranın altındaki hiç bir teklifi kabul etmeyeceklerini belirtmişti.
Sonuçta beklentileri bu rakamın altında kaldı…
Bununla birlikte Uluslararası Çalışma Örgütüde (ILO) Anayasası’nın girişinde asgari ücret, “İşçiye uygun yaşam koşulları sağlayacak bir ücretin garanti edilmesidir” saptamasında bulunuyordu.

* * *

2020'de geçerli olacak
asgari ücret için görüşmelerde görüşlerini açıklayan Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, TİSK, önümüzdeki yıl asgari ücrete yüksek bir zam olmayacağını, bunun için önlerinde 3 kuvvetli neden bulunduğunu söylemişti zaten.
TİSK temsilcisi, ‘3 kuvvetli neden' olarak ise; işsizliğin rekor düzeye ulaşması, yakın zamanda seçim olmaması ve kayıt dışılığın artmasını göstermişti.
Ve TİSK, açıklanan yüzde 12'lik Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artışı kadar bir zammın ise devletin asgari ücrete sağladığı 100 liralık desteğin 200 liraya çıkarılması koşuluyla makul karşılanabileceğini belirtmişti.
Burada da asgari ücret işverenlerin beklentisinin üstünde oldu.
İşverenler artışın yüzde 12 olmasını ve devlet desteğinin 200 liraya çıkarılmasını bekliyordu, yüzde 15 oldu.
Başkan Erdoğan’ın da bu işe olumlu baktığına yönelik işaretler vardı.
Ama bırakın devletin 100 liralık desteğinin 200 liraya çıkmasını, 100 liralık devlet desteği de 75 liraya düşürüldü.

* * *
Asgari ücret yahutminimum ücret, işçilere bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret olarak tanımlanır.
Yani işsizliğin olduğu ekonomik ortamlarda, belirlenen ücretin altında işçi çalıştırılmasını yaptırıma bağlayan bir konu bu…
Klasik liberal görüş, asgari ücretin işsizlik oluşturduğu görüşünü benimser.
Geçinememeyi hiçbir işe girememekten daha büyük bir sorun olarak görür.
Asgari ücretler ne kadar yükselirse, bu ücretleri karşılayamayacak küçük işletme sahipleri o kadar artacaktır.
Bunun sonucunda küçük işletmelerdaha az işçi çalıştıracak ve bu durum işsizlik oluşturacaktır.
Asgari ücretin, küçük işler yaparak en azından az bir maaşa çalışabilecek işçileri de pazar dışında bırakacağını savunur.
Bu görüşe göre,kaçak işçi çalıştırılmasının bir nedeni de asgari ücrettir.
Hayırlı olsun…