Behlül Dânâ hazretleri bir gün kumlarla, çer çöple ev-köşk yapıyormuş, gören oyun oynuyor sanıyormuş.

Harun Reşid yanından geçerken soruyor:
– Ya Behlül ne yapıyorsun?
– Cennette evler-köşkler yapıyor satıyorum.
– Peki, kaça satıyorsun?
Bir altına

Harun Reşid, bizim kardeşe yine bir şeyler oluyor, diyerek gitmiş. Ertesi günü bu kez Harun Reşid’in hanımı görmüş, o da sormuş:
– Behlül ne yapıyorsun?
Cennet için ev yapıp satıyorum.
– Peki, kaça satıyorsun?
Bir altına
– Peki, al bir
altını.

Akşam Harun Reşid rüyasında Cennette bir köşk görmüş, güzel mi güzel, çok beğenmiş, demiş ki bu köşk kimin? (Hanımınızın) demişler. Ertesi gün gördüğü rüyanın etkisiyle Behlül Dânâ hazretlerini aramış Harun Reşit.

Bakmış aynı yerinde yine kumlardan, çer çöpten evler-köşkler yapıyor.

Harun Reşid soruyor:
– Ne yapıyorsun?
– Cennette ev-köşk yapıyorum.
– Peki, kaç para?
Bin altın.
– Dün bir altın diyordun bugün bin altına çıkarmışsın. Nedir bunun nedeni?
– Hanımınız dün görmeden bir altına aldı. Ama sen gördükten sonra istiyorsun. Onun için bin altın bile az…

Kıssadan hisse:

Görmeden inanmak önemlidir.

Allah’ı görmeden O’na iman ederiz.

Peygamberimizi (S.A.V) görmeden O’nu severiz.

Bir şeyin varlığının kabul edilebilmesi için bizzat beş duyu organıyla doğrudan algılanması gerekmez.

Biz elektrik kablosunun içerisinden geçen elektrik akımının bizzat kendisini gösterememekteyiz.

Dolayısıyla bizim, Allah’ın varlığını kabul edebilmemiz için mutlaka O’nun zatını/mahiyetini somut olarak görmemiz ve gösterebilmemiz gerekmez.

Yaratılışta rastlantıya yer yoktur...

Orada, çok mükemmel bir düzen ve uyum vardır.

Bunlar beden gözüyle görülmese de akıl ve kalp gözüyle, bilinmekte ve görülmektedir.

Akılla bilip kabul etmemiz iman olmaktadır.

Dünyada bile gözle göremediğimiz başka şeylere inanıyoruz.

Sınavda oluşumuzun sırrı da burada yatıyor zaten.

Yoksa her şey fiziken ortada olsa, bir sınavdan nasıl söz edilebilir?

Allah, Kuran’da, Bakara suresinin hemen başında “Gayba iman” istiyor ve bütün kitabı boyunca bu konuyu sürekli vurguluyor.

Görmek ve inanmak konusunda çeşitli düşünceler ileri süren, akıldır. Eğer akıl görmediğini inkâr edecekse önce kendini inkâr etmelidir. Hiçbirimiz aklımızı görmedik, ancak ortaya koyduğu hareketlerle varlığını kabul etmiyor muyuz?