Yeni bir yıla daha başladık. Dünyanın güneşin ve ayın döngüleri başa döndü.

Yeni bir başlangıç ile her şey değişir mi? Elbette değişmez, ama umutlu olmak için iyi bir sebeptir. Güneşin, Ay’ın ve Yıldızların hareketleri ve konumunun hayatımız üzerinde etkisi olduğu biliniyor.

Burçlar ile ilgili nice kitaplar yazılmış, nice araştırmalar yapılmıştır.  Özellikle bazı yıldızların ruh halimizi, ayın denizde oluşturduğu med-cezir gibi dalgalandırdığını biliyoruz. Bazı kişilerin bu tür etkiden geleceğe dair bilgi aradığı da meşhurdur ancak konumuz dışında kalıyor.

Umudumuz yeni yılın geçmiş yıldan daha iyi geçmesidir. Özellikle 2020 yılında başta Covid-19 olmak üzere meydana gelen diğer birçok afet ve olaylar toplum olarak bizleri topyekün etkiledi. Covid-19 ise bitmek nedir bilmedi. Yılın ilk günlerinde tüm dünya etkisi altına aldığında tüm umutlarımız yaz ayına bağlanmış ancak yaz ayı az kalsın tam bir felaket olacaktı. Başta ülkemiz olmak üzere birçok dünya ülkesinde ikinci dalga adı ile virüs yayılımı patlak verdi. Sonbahara yasaklar ile girmek zorunda kaldık. Yılın son günlerini dahi yasaklarla geçirdik.

Herşeye rağmen virüs konusunda iyi haberleri de geçmiş yılın son günlerinde aldık. Başta aşı olmak üzere virüse karşı yapılan çalışmalardan tıp bilimi sonuçlar almaya başlamıştı. Birkaç ilaç firması ürettikleri aşıları ABD ve Avrupa’nın bazı ülkelerinde onaylatıp aşılamaya başladılar bile. Türk bilim insanı Uğur hoca ve eşinin sahip olduğu BionTech firması, şimdiye kadar denenmemiş bir yöntem ile aşı geliştirdi. Bu aşının başarı oranının yüzde 90 üzerinde olduğu açıklandı. Bunun yanısıra ABD’nin Moderna Firması’da aşılarını ABD’de onaylatmak üzeredir. Rusya ise kasım ayı ortalarında kendi ürettikleri aşıya onay vermiş ve kendi sağlık personelini aşılamaya başlamıştı zaten. Ancak Rusya aşısı dünya tarafından pek rağbet görmedi.

Ülkemiz ise öncelikli olarak Çin’in Sinovac firması tarafından geliştirilen ve ülkemizde de üçüncü faz denemeleri yapılan aşı için 50 milyon doz alımı anlaşması yaptı. Aşının bir miktarı ülkemize geldi, bu aşıların 14 günlük test süreçlerinden sonra başta sağlık personeli olmak üzere hızlı bir şekilde aşılama yapılacaktır. Bunun yanı sıra Türkiye BionTech ile bir milyon doz aşı anlaşması yapmış ve daha fazlası için ise görüşmeler devam etmektedir. Hatta son gelen haberlere göre bu firma ile Türkiye’de ortak üretim yapılması konuşuluyor.

Bu gelişmelerin hepsi çok olumludur. Umudumuz büyüyor, inşallah diyoruz, inşallah bu sene bu virüs belasından kurtulacağız. Çünkü bu bela tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de toplumumuzda da çok derin izler oluşturdu, yaralar açtı. Ekonomik ve sosyal olarak hemen her hane ve hatta her birey olumsuz olarak etkilendi. Süre uzadıkça da etkisi katlanıyor.

Bu kadar olan biteni görmüş geçirmiş olmamıza rağmen, bir de aşılara karşı olumsuz algılar oluşmuş toplumumuzda. Aşı olmayacağım diyenlerin oranı oldukça yüksek bir seviyede. Buna sebep nedir bilmiyorum. Gerçi sosyal medya denen kanallardan dolaşan haberler anında herkesin önüne geldiği için olumlu veya olumsuz haberler, doğru veya yanlış denilmeden çok çabuk yayılıyor ve bir çok kişi de benimsiyor.

Aşı ile ilgili oluşan olumsuz haberleri anlamakta zorlanıyorum. Bizler Türkiye’de başta kendimiz, sonra da çocuklarımız olmak üzere en az 5 aşı oluyoruz. Verem, Kızamık, Zatürre gibi hastalıkların ülkemizde yok olmuşsa hepsi bu aşılar sayesindedir. Üstelik bu aşılar icat edildiği yıllarda bilim bu kadar gelişmemişti. Dolayısı ile güvenilirliği tartışmalı olabilecek olan bu aşıları sorgusuz sualsiz yaptırıyoruz. Hatta grip aşısı için aylardır sıra bekleyen insanlarımız var ki bu aşıyı her yıl yaptıranlar var. Tüm bu aşılar Çin firmasının kullandığı method ile geliştirilmiş ve uygulanıyor. Yan etkileri ve zararları yok denecek kadar azdır. Bu durumda şunu söylemek daha doğru olur. Çin firması aşı geliştirirken klasik yöntemi kullanmış ve inaktif aşı geliştirmiştir oysa Alman firması olan ve başında Uğur Hoca’nın bulunduğu BionTech Firması klasik yöntemden çok farklı bir yöntem ile canlı virüs kullanmak sureti ile aşı üretmiştir. Bu yüzden de BionTech firması her ne kadar yapılan test ve gelişen süreçte olumsuz bir etkisi olmamasına rağmen denenmemiş bir yöntem olduğu için nispeten daha risklidir.

Yine de aşının güvenilirliği konusunda herhangi bir şüphemiz yoktur. Hangi aşı gelirse gelsin mutlaka aşı olmalıyız. Bazı ufak ve önemsenmeyecek derece düşük olan yan etkileri büyüterek aşıya karşı çıkmanın hiçbir tutar tarafı yoktur. Yan etkilerinin sahip olduğu risk bir antibiyotik ilacın sahip olduğu riskten 100 kat daha azdır. Bu yüzden korkmayın ve mutlaka aşı olun.