Bursa’da bir spor salonu varmış. Büyükşehir Belediyesi, her ne sebeptense burayı yıkıp bir yenisini düşünmüş. Bütün sosyal ve siyasi hareketlerin dinamiğinde çıkar düşüncesi yer aldığından, belki kaldırım yenileştiriciliğine özenilmiş de olabilir. Bizi ilgilendirmez. Biz işin ve işlerin, başka yanına bakarız…

Politika ve para, çok pis, çok kötü, çok çirkin ve belki de çok ve çok günah-ı   kebabirlerden bir meta işidir. İstismara pek uygundur. İstismara uygunlukta din de uygundur. Öyle değil mi?.. Haa, bu konuda Atatürk’ü de unutmayalım..

Xxx 

Siyasi partilerden birinin Bursa il başkanı demiş ki;

Alinur Aktaş Atatürk Spor Salonu'nu yıkarken, tepkiler üzerine 'buraya yenisini yapacağız, adını da Atatürk koyacağız' demek zorunda kaldı. Fakat buraya 1000 kişilik spor salonu yapacaksan, hiç zahmet etme, Alinur Aktaş Spor Salonu olsun buranın adı…”

xxx

Hayat işte budur. Aynı anda hem komedi hem dram. Baklava turşusu gibi. Belediye burayı yıkarken ahali de bayağı gürültü koparmış. Niye imiş bu şamata bilmem. Belki, Boğaziçi Üniversitesi’nden esen rüzgara kapılınmış olabilir. Küçük idiyse fena mıydı yani? Güzel ve sevimli bebekler büyüdüklerinde ebeveynlerini götürüp dulhanelere atıyorlar. Partiler bile küçük iken güzel ve güven verici görünüyor, genişlediklerinde tepişerek ayrışıyorlar.

Her neyse, kim ne nane yerse yesin,  biz kendi işimize bakalım…

Sözünü etmediğimiz partinin Bursa lideri, anladık ki, yeni yapılacak salonun küçüklüğüne karşı. Galiba istiyor ki, Balkanların, yok yok, Avrupa’nın en büyüğü olsun. Avrupa’nın en büyük tayyare meydanı Türkiye’de olur da, en büyük salonu Bursa’da niye olmasın dı?

Bir zamanların en büyük ve uzun Türk Bayrağını Şişli Belediyesi yaptırmıştı ve en büyük bayrak direği de Yıldırım Belediyesi’ndeydi galiba...

xxx

Diyor ki Bursalı lider;

 “Alinur Aktaş buraya 1000 kişilik spor salonu yapacaksa, hiç zahmet etmesin, Alinur Aktaş Spor Salonu olsun buranın adı.” Atatürk'ün adını böyle komik bir durumda anılmasını istemiyor, hakarete alınır demeye getiriyor...

Hoppala paşam, Malkara Keşan…

Xxx

Oraya buraya, ticari, milli, dini ya da tabii ve bedii nesnelere, varlıklara ve eserlere isim verilirken, ne aranır, neye bakılır?

İsimlerin, isim verilen objelere uygunluğu ve ikisi arasındaki üretim, imalat masrafının kaynağı. Birkaç husus daha bulunabilirdi, belki.

Bir ara Bursa’da yeni yapılan top sahasına isim için tutturmuşlardı, “timsah da timsah”, sanki parasını babaları vermiş. Beleşçilik her yeri kaplamış birader... Yumurtacı bile beleşçiliğe sapınca, ne yapsın Başkan Erdoğan, bir takım oluşturup çiçek yağcılarının peşine saldı…

Bu isim Atatürk de olabilirdi, zaten oldurmuşlar da. Hem Atatürk olmasaydı Bursasporlular, timsah da timsah diye tutturabilirler miydi?

Hani demiyorlar mı Atatürk olmasaydı ezan da okunamazdı diye. Ee daha ne?

Hele bi düşünsenize bir yol bakalım.

Bakınız, yeni spor salonu için Atatürk ismi uygundur. Zira biyolojik yönden ölmüş gitmiştir. Ama ölmemiş, bitmemiş fizik bakımından evrende bir yer işgal ediyorsa dahi, aktif siyasetçi olmadıkça yine uygun. Çünkü aktif politikayla işi yok.

Politikacı ismi, buz gibi istismar olur. Hem şimdinin beleşinden zenginleşme modasında pek de yaygın, hem çirkindir de. Adam az yardım katkısıyla devlete bir okul yaptırır sonra da hiç utanmadan etiketine anasının ismini yazdırır.

Xxxx

Adamlar 22 yaşındaki kadının karnından 26 yaşındaki babasını çıkarıyorlar. Bizimkilerse, top sahasına isim arıyorlar. Bunların hiç biri benim suçum değil.

Tek suçum var. Pantolonlarımın ütüsü bozuk. Ne yapsam etsem, ütü tutmuyor işte. Ütüleri bozuk gerekçesiyle arkadaşlarımın hemen hepsi sürgün yediler.

Ah  o 28  Şubat!