1 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imza altına alınan ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele’ başlığı altındaki AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ, nam-ı diğer İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, imza tahtına alındıktan sonra onay için TBMM Genel Kurulu’na sunulmuş ve   14 Mart 2012 tarihinde AK Parti, CHP, MHP ve BDP’nin oybirliğiyle 246 kabul ve sıfır ret oyuyla Meclis’te onaylanmış, 1 Ağustos 2014 itibarı ile de yürürlüğe girmiştir.

AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN:6284:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmeler, özellikle ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele’ye  ilişkin AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınmıştır.

AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ, kadını korumak yerine, ailemizi geleneksel örf, adet ve ananelerinden uzaklaştırmak için cinsiyetsizleştirme projeleri ile birlikte; adalet, hukuk, eğitim, inanç ve ailemizin içerisini içten içe kuşatan zehirli dev bir ahtapot gibi ülkemizi kuşatmaya başlamıştır.

Bu sözleşme ile birlikte; LGBT'lilerin de yasal olarak önü açılmış ve evliliklerine onay verilmiş durumdadır.

LGBT nedir; lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender

Lezbiyen(Kadın kadına sevici)

Gey (Erkek eşcinseller)

Biseksüel (Her iki cinsiyetten kişilere karşı cinsel olarak ilgi duyan)

Transgender (kişinin cinsiyet kimliği ile cinsinin uyumlu olmaması durumu. Trans bireyler aynı zamanda karşı cinsel, eşcinsel, çift cinsellerdir)

Ülkemizde başta hükümet olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşlarının ve Türkiye’nin önde gelen STK'larının da desteklediği sözleşmenin temel esası; 'Böl, parçala, cinsiyetsizleştir ve yönet' mantığıdır.

Ülkemizde ve diğer Müslüman ülkelerde bu sözleşmeyi destekleyenler bilmelidir ki; Bu Allah’ın kanun ve nizamını hiçe sayıp, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in, İslam’ın kadına verdiği değeri göstermek için buyurduğu; “Cennet annelerin ayakları altındadır” Hadis-i Şerif'ini yok saymaktan öteye gitmemektedir.

Bize masumane olarak gösterilmeye çalışılan AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ (İSTANBUL SÖZLEŞMESİ)’nin tarihi seyrine bir göz atacak olursak;

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele’ye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, ülkemizde bilinen adıyla ‘İstanbul Sözleşmesi’, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imza altına alınan AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ ’ 1 Mart 2019 itibarıyla 46 devlet ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmıştır.

AVRUPA KONSEYİ: Avrupa çapında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla 1949'da kurulmuş hükümetler arası bir kuruluştur. AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ, Avrupa Konseyi’ne bağlıdır. Avrupa Konseyi’ne, Beyaz Rusya, Kazakistan ve Vatikan hariç tüm Avrupa ülkeleri üyedir.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ (AİHM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin ve diğer devletlerin, belirli usul ve kurallar dâhilinde başvurabileceği bir yargı merciidir.

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ, 4 Kasım 1950'de İnsan Hakları Bildirisi’nde bulunan hakları topluca güvence altına almak için Avrupa Konseyi üyelerinin üzerinde anlaştıkları metindir.

Avrupa Konseyi’nin bu anlamda ilk adımı 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanan ve 3 Eylül 1953’te yürürlüğe giren ‘İnsan Hakları ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi(AİHS)'dir.

İnsan hakları, tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere denir. İnsan hakları, ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir.

İNSAN HAKLARI, insan ve insan haklarına ilişkin hassasiyetleri felsefi düzlemde ilk defa dile getiren SOFİZMDİR.

SOFİZM, ANTİK ÇAĞ YUNAN felsefesinde önemli bir felsefi düşünce akımıdır.

ANTİK YUNAN’da MÖ 5. yüzyılın ikinci yarısından MÖ 4. yüzyılın başlarına değin para karşılığı felsefe öğreten gezgin felsefecilerin (Sofistlerin) oluşturdukları akıma denir.

ANTİK ÇAĞ FELSEFESİ:ya da Antik Çağ Yunan Felsefesi, MÖ 700'lü yıllardan başlayıp M.S. 500'lü yıllara, yani ORTA ÇAĞ'a kadar uzanan tarihsel dönemdeki felsefe tarihini kapsar. Antik Yunan ve Roma kültürlerinde süregelen felsefe eğilimleri ve öğretilerinden oluşur. Klasik İlkçağ felsefesi olarak adlandırılması da söz konusudur. Bu dönem İlk Çağ felsefesinden, Yunan ve Roma kültürlerine bağlı olmalarıyla ayrıştırılır. Böylece bilgi için bilgi gibi bir felsefe geleneğine geçilmiş olduğu varsayılır;

ORTA ÇAĞ Avrupa Tarihi’nin geleneksel ve şematik olarak üç bölüme ayrılmasında ortada kalan çağa verilen isimdir. (Antik Çağ),Orta Çağ ve modern zamanlardır. Batı Avrupa’nın Orta Çağ’ı genellikle 1453'teki İstanbul’un fethi sonrasında gelişen olaylar ve Avrupa'ya olan etkileri nedeniyle, Avrupa'da Orta Çağ’ın bitişini işaret etmektedir.

FELSEFE; köken olarak Yunanca seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "philia" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet, disiplin ve Sofizm’dir.

AVRUPA TARİHİ, Avrupa'da yaşayan insanların TARİH ÖNCESİ'nden başlayarak günümüze kadar uzanan tarihini içerir. Arkeolojik kazılar Avrupa kıtasında MÖ 35.000 yılına kadar uzanan bir insan varlığını doğrulamaktadır.

TARİH ÖNCESİ: insanlığın yazının bulunmasından önceki dönemi.

İlkyazı MEZOPOTAMYA ve Mısır'da yaklaşık olarak aynı sıralarda, MÖ 3. binin başlarında kullanılmaya başlanmıştır.

MEZOPOTAMYA: İki ırmak arasındaki bölge, Orta Doğu'da, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölge. Mezopotamya günümüzde Irak, kuzeydoğu Suriye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve güneybatı İran topraklarından oluşmaktadır. Büyük bölümü bugünkü Irak'ın sınırları içinde kalan bölge, tarihte birçok medeniyetin beşiği olmuştur. Mezopotamya yer alan şehirler günümüzde sürekli gelişmektedir. Ayrıca bu bölgede bol miktarda petrol bulunmaktadır.

Görüyorsunuz ki kıymetli okuyucularım: Dünya’nın kuruluşundan itibaren oluşturulan izm'ler değişkenliğe uğrayarak günümüze kadar gelmiş ve bizlere empoze edilmeye çalışılmaktadır. Oysaki Allah'ın kanunları hiçbir değişikliğe uğramamaktadır...