Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılacak olmasına kimsenin karşı çıktığı yok.

Zaten bir bölümü cami olarak açıktı.

Peki neye itiraz ediliyor?

İşin özünde, cami ve din meselesinden çok farklı bir mesele olduğuna işaret ediliyor.

Ayasofya'nın cami statüsüne kavuşturulması için Danıştay karar verdi.

Nasıl mı?

550 yıl önce Fatih Sultan Mehmet'e bağlı vakfiyeye dayanarak, 1934 yılında Bakanlar Kurulu'nun aldığı müze kararı iptal edildi.

Yani bir açıdan padişahın kararı, Cumhuriyet kararından önemli görüldü.

Osmanlı'da ülkedeki her şey padişaha ait sayılıyor ama, Cumhuriyet kurulduktan sonra saltanat millete geçiyor.

Dolayısıyla Cumhuriyet kanunlarıyla birlikte, Ayasofya da halkın kabul ediliyor.

Buna rağmen hukuk, kurallar, anayasa hiçe sayıldı.

Karşı çıkanların ortaya koyduğu mantık, görüş, bakış açısı, düşünce bu yönde.

Yoksa başta da belirttiğim gibi, kimsenin Ayasofya'nın cami yapılmasına bir şey dediği yok.

Olayın boyutu çok farklı yani.

Bu konuda en iyi sözü, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener söyledi.

Ne dedi?

“Ayasofya ibadete açılsın ama, siyasete kapatılsın.”

Valla çok doğru söyledi.

Bu karar milletimizin beklentisiydi yıllardır, beklenti gerçekleştirildi bir bakıma.

Böyle deyip geçmek varken, siyaseten konuşmalarla, yorumlarla toplum gerilmeye çalışılıyor.

Atatürk zamanında müzeye dönüştürülmesi kararı, bir hata ve ihanet olarak gösteriliyor.

Bu suçlamalar toplumu ayrıştırır.

İnsanların birbirini incitmesine neden olur.

Oysa ki, vatandaş bu konuda bir polemik içerisinde değil. 

Olursa, siyasilerin bu söylemleri yüzünden gerilim olur.

Milleti birleştirme yerine, kutuplaştırmaya zemin oluşturacak türden sözler. Sanki kasıtlı sarf ediliyor.

Bu dilden, bu üsluptan kaçınmak gerekir.

Ayasofya'nın cami statüsüne kavuşturulması için neden 18 yıl beklenmiş olduğu da ayrı bir mevzu.

Erken seçim de yok deniyor, o zaman niçin uzatıldı bu kadar?

Bu soru yanıt aramakta.

Son günlerde siyasal iktidar cenahında ilginç şeyler dikkat çekmekte.

Birçok gündem maddesi, bir anda kamuoyuna yansıtıldı.

Çoklu baro konusundan tutun, sosyal medya düzenlemesine, ekranların karartılmasına kadar.

En son hamle de Ayasofya oldu.

Bakalım gidişat nasıl seyredecek?

Diğer bütün sorunlar çözülecek mi bununla birlikte?

Zira ekonomik krizin geldiği boyut, pandemi sürecinde hiç iyi değil.

Millet ekmek, iş, aş derdindeyken, gündem bir anda farklı konulara yönlendiriliyor.

Pahalılık, işsizlik, yoksulluk diz boyu.

Diğer yandan ise üçer beşer maaş alanlar, kesesini küpünü dolduranlar var.

Aradaki fark uçurum olmuş.

Milletin tepkisi, eleştirisi nasıl yatıştırılır?

Geçen yıl Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesiyle ilgili olarak, bunun tuzak olduğu, bu oyunlara gelmeyeceğini söyleyen iktidar, bugün hangi düşünceyle bunu yapıyor?

Anlamak zor olmasa gerek.

**********

Günün Sözü

Bizi yok edecekler şunlardır:

İlkesiz siyaset,

vicdanı sollayan eğlence,

çalışmadan zenginlik,

bilgili ama karaktersiz insanlar,

ahlaktan yoksun bir iş dünyası,

insan sevgisini alt plana itmiş bilim,

özveriden yoksun bir din anlayışı.

Mahatma Gandhi