24 Temmuz 2020 Cuma günü Ayasofya'nın tekrar ibadethane, cami olarak açılacak olması şeytanın çocuklarını kızdırmış olmalı…

Yüzyıllardır kilise olarak kullanıldıktan sonra 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethi ile birlikte cami olarak kullanılan Ayasofya'ya siyasi bir mesele ve kılıç hakkı olarak bakmak onun hakkında hiçbir şey bilmediğimiz anlamına gelir…

Antik çağlarda Dünya'nın Merkezi Doğu Roma'nın da sıfır noktası kabul edilen Ayasofya'nın sırları, seksen altı yıllık esaretten sonra tekrar gün yüzüne çıkacak…

Kesretten kinaye olarak ifade edilen ve on sekiz bin alemden bir alem kabul edilen Dünya'nın ve çevresini kuşatan uzay boşluğunun tıpkı insan bedenindeki dolaşım ve sinir sistemleri gibi bir sistemi var diyebiliriz..

Biz bu dolaşım sistemine "LEY HATTI" diyoruz…

Dünya kurulduğundan itibaren yeryüzünde yaşayan insanlar inançları ile birlikte kötü enerjilerden korunmak üzere çeşitli yöntemler bulmuş ve bu buluşlar ile birlikte yeryüzünün belli eksenlerinde mabetler ve taşlar dikerek inançları doğrultusunda kendilerini koruma altına almışlardır...

Ayasofya'nın tarihi geçmişine baktığımız da dünyanın çekim alanı olarak en kuvvetli olan ley hattı kısmına inşa edildiğini görmekteyiz.. (manevi çekim alanları)

Dünyanın en önemli merkezi olan İstanbul ve Ayasofya ley hatlarının başlangıç noktası sayılmaktadır..

Ayasofya, bir pagan tapınağının üzerine kurulmuştur ve kurulduğu dönemde halkın içine girip rahatça ibadet edebileceği bir kilise hiç olmamıştır..

Kurulduğu dönemin imparatoru Konstantios tarafından özel mülk olarak kullanılmış olup saray erkânı ve halkın çok küçük bir kısmından kişiler kabul edilerek tılsım, büyü ve bir kısım dini ibadetler için kullanılmıştır…

Doğu Roma İmparatorluğu zamanında İstanbul'un çeşitli noktalarına on beş tılsımlı taş yerleştirilmiştir. Bu taşlardan en önemli olan milyon taşı dünya merkezinin sıfır noktası olarak kabul edilmiştir..

Dünya ekseninin çeşitli parametrelerine yerleştirilen dikilitaşlar bir pagan inancı olup kutsal kitaplarda adı geçen Deccal'ın Dünya'da görüldüğünde şeytanın çocukları olan Paganların toplanma yerleridir...

Ayasofya'nın içinde ve çevresinde bulunan tılsımlı taşların dünyayı kuşatan bir enerji kuralı doğrultusunda işlevselliğini hâlâ korumaktadır...

Ayasofya'nın müze olarak kullanıldığı seksen altı yıl boyunca Sultan Ahmet cami ve çevresinden yayılan daha az miktarda ki manevi enerji ley hatlarının üzerindeki şeytani tılsımların tamamını yok edememiştir..

Cami olarak tekrar ibadete açılan Ayasofya'da kılınacak namazlar edilecek dualar ve zikir halkaları ile birlikte ülkemizin ve İslam ülkelerinin üzerinde bulunan tabiri caiz ise ölü toprağı denilen şeytani enerjinin yerine parametrik olarak Kudüs, Ayasofya ve Mekke üçgeninde bulunan manevi ley hattının kopukluğu  birleştirilmiş olacak ve Rahman'ı bir enerji tüm İslam alemini kuşatacaktır...

Yeryüzünde varlıklarını hâlâ sürdürmekte olan paganlar sözde pandemi sürecinde dünyada ki tüm ibadethanelerin ve kutsal mekanların kapatılmasını sağlamış ve şeytani enerjilerini dünyayı saran ley hatları üzerinden insanlara bulaştırıp korku ve panik olmalarına sebep olmuşlardır..

Şimdi birde Lozan anlaşmasının "Azınlıklar" maddesini ele alalım

Esas Lozan Barış Antlaşması bir önsöz ve 5 bölümden oluşan 143 maddeden oluşur..

Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan kentindeki Rumine Sarayı'nda; TBMM temsilcileri, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya tarafından imzalandı..

Lozan Barış Antlaşması'ndaki azınlıklar maddesi; Müslüman olmayanlar olarak belirlenmiştir. Tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtildi. Antlaşmanın 40. maddesinde şu hüküm yer almıştır: "Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, hem hukuk bakımından hem de uygulamada, öteki Türk uyruklarıyla aynı işlemlerden ve aynı güvencelerden yararlanacaklardır. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapma konularında eşit hakka sahip olacaklardır

24 TEMMUZ 1923/24 TEMMUZ 2020 Lozan barış anlaşmasının 97.  yılında cami olarak tekrar ibadete  açılacak olan Ayasofya ile birlikte Devlet-i Aliyye Türk Devleti'nin aklını ve uyguladığı stratejik hamlelerin boyutunu bir kez daha tüm dünya devletleri alınan bu karar ile birlikte görmüş oldu..

Hedef 2023, 2053, 2071...