Başlarında büyük reisleri Talat, baş kaatil Enver, eşi bulunmaz hatibleri Ömer Nâci olduğu halde ve diğer fedâi cânilerle birlikte babıâlîye saldıran rezil kaatiller, her zaman olduğu gibi tekbir sesleriyle büyük salona girip, Sadrazam Paşanın bulunduğu yere saldırıya geçtiklerinde orada hazır bulunan sadaret yaverlerinden Yüzbaşı Nafiz ve Harbiye Nâzırı yaveri Tevfik beylerle, bazı sivil polisler bunların gerçekleştireceği kanlı olaylara engel olmak istediklerinden, silah çekenler Yaver Tevfik beyle bir sivil polisi şehit ettiler.

Yaver Nafiz bey silah kullanmaya mecbur olmuştur.
Nafiz bey'in silahından çıkan mermilerden biri Enver'in yanındaki canilerden biri olan Mustafa Necip'e isabet etmiş ve ölümüne kâfi gelmiştir. İttihatçı katillerin diğer bir bölümü Nafiz beyin üzerine silahlarını doğrultmuşlar ve yaralamışlardır. Bunlardan birkaç tanesi yaralı Nafiz bey'in yanına çökmüş, ellerindeki kamalarla yaralıyı delik deşik ederek şehit etmişlerdir. Böylece gerek Tevfik bey gerekse, Nafiz bey vazifelerini gayet merdane ve vazife şuûru için de ifa etmişler ve şehadet şerbetini içerlerken adlarını, ilelebet yâd edecek tarih sayfalarına yazdırmışlardır. Şehadeti münasebetiyle hanımını ve iki küçük yavrusunu necîp milletimize tevdi ederek vazifesi uğrunda feci bir surette şehid olmuş olan Nafiz bey otuz-kırk milyon arasında güç yetişir kıymettar bir kimse idi. Cenâb-ı Hakk bu şehid evlâd-ı vatana garik-i rahmet eyleye.

***

O sırada Sadrazam Kâmil Paşa bazı padişah irade-i seniyesi tebliği için Babıâlîye gelmiş bulunan Ali Fuad (Türkgeldi) beyefendi ile sadarete aid odalardan birinde olduklarından, bakanlar kurulunun toplandığı salonda bulunmuyorlardı. Dışarıda kopan gürültü bakanlar kurulu toplantısında bulunan Başkumandan vekili ve Harbiye Nazırı Nâzım Paşa hz.lerinin kulağına gittiğinden dışarıya çıkmış, bu hâlin önlenmesini temin için gereken vasıtaya sahip olmaksızın resimde görüleceği gibi küçük salonda Enver tarafından atılan rovelver kurşunuyla şehiden vefat etmiştir. Rahmetullahialeyh rahmeten vâsiaten.
***

Harbiye Nâzırı Nâzım Paşanın şehid edilmesinden sonra bir takım subaylarla sivil kıyafetli bazı kimseler, sadaret dairesine gelerek, Sadrazam Kâmil Paşa hz.lerinin bulundukları odaya girip, içlerinden biri, Sadrazam Paşanın anlattıklarına göre; cesur biri yanlarına gelerek dışarıda heyecan çok fazla olduğundan hemen
istifalarını yazmalarını istemek cesaret ve küstahlığında bulunmuştur.

Bunların bu kalkışmaları efal-i cinaiyeden maksatları ahzısar değil sırf hükümet idaresini ele almak olduğunu anlayan Kâmil Paşa, istifanamesinin yazılmasında tevakkuf ve tereddüt göstermiş olsalardı, belki sadaretin çöküşünü yerine getirmek için, kendilerinede, bir suikast edecekleri mülahazasını gözönüne alarak "Cihet-i askeriyeden vâki olan teklif istifaya mecbur olduğundan sadaret hizmetinden afvına, müsaade-i seniyyenin şayan buyrulmasını" natık, huzuru şahaneye yazmış oldukları istifanameyi vermişlerdir.

Enver Paşa istifanameyi aldıktan sonra Babıâlî’de bulunan Şeyhülislâm Cemaledin efendi hz.lerinin binmesine mahsus otomobile rakiben (binerek) doğruca mabeyni hümayuna azimet ve avdet eylemiştir. Bundan bir saat sonra Babıâlî’ye gelen Serkurena hz. şehriyâri Hurşid beyefendi, padişahın vak'adan dolayı büyük keder duyduğunu beyanla, vaziyetin düzeleceğine kadar Babıâlî'nin hükümetsiz bırakılmamasını ferman buyurduğunu tebliğ etmiştir. Vaziyet bir neticeye ulaşana
kadar, Kâmil Paşa makamında durmaktan çekinmemiştir. Bu sırada Kâmil Paşanın bulunduğu odaya girip çıkanların arasında Talat ve Enver
Paşalar dahi bulunmaktaydı.

 

Ömer Nâci Bey'in Ayıbı!

İttihatçıların reislerinden ve en önde gelen hatiplerinden bulunan Ömer Nâci'yi, Kâmil Paşanın yanına yaklaşarak: "Efendim İnşaallah siz bu makamda devlete daha çok hizmet edersiniz! Biz size muhtacız! Cümlemiz emriniz altında bulunuyoruz!" sözlerini dillendirerek, adeta
teselli gösterisi yapıyordu. Bu sözler karşılığında Kâmil Paşa da: "Bana lüzumu yok. Ben devletin tali’ini tecrübe ettim bu kâfidir!" cevabıyla mukabele ederek başından Ömer Naci'yi defetmeyi bilmiştir.

Çok geçmeden Enver Paşa da, Sadrazam Kâmil Paşa’nın yanına gelerek, kendisinin talimde olduğunu dönüşü sırasında, olayı duyduğunu ifade etmekten utanmayarak yaptığı cinayetin getireceği mesuliyetten yakayı kurtarmaya bakmıştır. Ancak bu yalanın çuvala sığacak mızraklardan olmadığı herkesin teslim ettiği bir hakikattir. Bunların saatlerce devam eden bu hâlinden sonra diğer odalarda bulunan zâtı sâm-ii meşihatpenahî ile diğer vükelâ-i meham, Kâmil Paşa yanına gelmişlerdir. Bir kaç saat sonra sadaret makamına tayin ettirmeye muvaffak oldukları Mahmud Şevket Paşa hz.leri, yeni Şeyhülislâmla Babıâlî’ye geldiğinden
ihtilâlci beylerin kapı önündeki arkadaşlarına işittirmek için her zamankinin aksine olarak merdiven başında hatt-ı hümayunu okuttuktan sonra arz odasına gelerek mevcud katillerin tebriklerini kabul ile tertibat-ı lazımiyeye başlamıştır.

Odanın bir tanesinde Kâmil Paşa ve bazı kabine arkadaşları ile oturmakta iken diğer bir oda da, yeni sadrazam da, yanında bulunanlarla, gecenin ilerleyen saatine kadar bulunmuşlardır. Mahmud Şevket Paşa gecenin yarısından sonra bir aralık başka bir oda da Kâmil Paşa ile ayrıca görüşmüş ve hâli hazır durumdan bahsetmişti. Mahmud Şevket Paşa: "Biz buraya kendi isteğimizle gelmedik! Bizi getirdiler" demesi üzerine Kâmil Paşa da: "Evet! Bizi dahi öyle getirmişlerdi.
Gelişiniz bize benzedi. Dikkat ediniz ki, gidişiniz
benzemesin!!" demiştir.

Fiemanillah
KAYNAK : BİLDİKLERİM /Metin Hasırcı'nın Mehmed Selahaddin Efendinin Anılarından.sj67-68-69