DÜNDEN DEVAM

Tarihsel süreci içinde defalarca haçlı seferleri düzenleyerek, İslam alemini yenemeyeceklerini anlayan Avrupa, koyu mezhep taassubunun getirdiği biat kültüründen kurtularak daha sonraları da Hristiyan birliğini tesis amacıyla da AB yi oluşturdular. Böylece, önceleri ekonomik birlik olan AET böylece Avrupa Hristiyan birliğine dönüşerek AB adam oldu. Türkiye’nin AB sevdası ise 1959 yılından itibaren başladı. Bu tarihten sonra gelen Türk hükümetleri, yemediler içmediler, dönüp geçmişlerine bakmadan, AB şarkısını terennüm etmeye başladılar. Bu katılma arzusu bazı hükümetlerde kara sevda derecesine ulaştı. İflah olmaz bir hastalığa yakalanmış gibi  gözleri kapandı. Basiretleri bağlandı. AB den gelen her rüzgarı zehirde olsa, deva olarak topluma lanse ettiler. AB algısı bugüne kadar sadık dostları tarafından dillendirildi ki, bu necip millet kurtuluşunun İslam da değil, AB ye üyelikte olduğuna iyice inandırıldı.  Halbuki hiç kimse birliğe girdiğimizde neleri kazanacağız, neleri de kaybedeceğimizin hesabını kitabını yapmadılar… ülkeyi idare edenler Pavlonun köpekleri gibi o kadar şartlanmışlardır ki, yatıp kalkıp AB şarkısını dillendirdiler  buşartlanmışlık sonunda  AB bendeliğini, köleliğini getirdi.  Toplumun çok az bir kısmını temsil eden elit tabaka AB ye girmekle, artık viskilerini çikolatalarını, köpeklerine mamalarını doğrudan gümrüksüz olarak sahip olacakları, ülke de karmaşa ve sıkıntılar baş gösterdiğinde rahatça birlik ülkelerine kaçacaklarını, avam dediğimiz halk tabakası da birliğe girildiğinde  AB ülkelerine serbestçe giderek çalışıp daha fazla para kazanacağız hırsı ile hayaller kurmağa başladılar. Hepimiz atın gözlerinin önüne konulan engeller gibi, sadece AB ye yönümüzü çevirdik, gözlerimiz ve kalbimiz etrafımızı göremez oldu, sadece AB ateşini görüyor ve gördüğümüzü de güneş zannediyorduk. Asırlardır İslam’ın bayraktarlığını yapmış bu necip millet ne yazıktır ki yıllardır kendi değerlerinden ve benliğinden soyutlanarak 57 seneden beri kilise önünde menfaat dilenen dilenciler durumuna düşürüldü. AB ye gireceğiz diye de kurtuluşumuzun kendi tarihi köklerimize ve benliğimize dönmekle olacağını unuttuk, her şeyi AB ye girerek kazanabileceğimize inandık.  Bütün bu sadakat yeminlerinize rağmen 2004 yılına kadar aday adayı sürecinde bekletildik. 2004 yılında daha da ileri giderek aday adaylığını, adaylığa çevirmek için büyük umutlarla AB Bakanlığını dahi kurduk. Almayacaklarını bile bile utanmadan sıkılmadan aman bu Hristiyan birliğine bizi de alın diye bakanlar atadık, yüklü miktarda bütçeden bu milletin rızkından keserek bütçeler ayırdık. AB müktesebatı dediğimiz 33 fasıldan sadece bugüne kadar sadece 16 fasılın müzakeresine başlayabildik. Açılan fasıllardan 13 ünde de sınıf da kaldık. Bu gidişle 57 senede 16 fasılın daha müzakeresine başlayabildiğimize göre kalan fasılların müzakeresi ve kabulü içinde bir yüz  sene daha lazım… AB ülkeleri aslında Türkiye’nin birliğe girmesini istemiyorlar,  ama bu niyetlerini de açıkça söylemekten de çekiniyorlar. Osmanlı’nın mirası üzerinde yaşayan koskoca bir Türkiye’yi kapılarında yalvarırcasına bekletmekten zevk alıyor ve tatmin oluyorlar. Bizdeki ahmaklar  ise hala Avrupa nın bu niyetini anlamadılar, anlamıyorlar veya anlamak da istemiyorlar. AB ye son giren devletlere bir baksana… Yunanistan, Bulgaristan, Bosna Hersek, Kıbrıs Rum Kesimi vs… AB bu devletleri kapısında hiç bekletmeden hemen aldı. Aslında Türkiye Cumhuriyeti,  her şeyi ile bizden çok aşağılarda olan bu devletlerin alındığı bir birliğe girmesi de başlı başına bir züldür.

AB sürecini ben birazda otoban da yol alan araçlara benzetiyorum. Altı aracın olduğu otobanda ilerlerken, siz elinizden ayağınızdan keserek aracınızı sürekli yenilemenize ve modifiye etmenize rağmen, arabası sizden hem model ve hem çok eski olan araçlar  birbir sizi geçiyor ve hatta yüzünüze gülerek bakıp geçiyor. Siz zannediyorsunuz ki arabada bir problem var. Oysa problem araba ve yol problemi değil. Bu otobanda kuralları siz koymuyorsunuz. Burada sizin koyduğunuz kurallar işlemiyor. Varılacak menzile olan uzaklık mesafe uzaklığı değil, zihniyet ve kriter uzaklığıdır. Türkiye ağzıyla kuş tutsa bile AB ye alınmayacaktır. Bu gerçeği  artık herkesin anlaması ve kabul etmesi lazım. Artık hayal aleminde yaşamaktan vazgeçip ayaklarımızın suya değmesi vakti geldi.

Cenab-ı Hakkın (Nisa 89) da belirttiği gibi “ Onlar! Kendileri gibi sizin de kafir olup böylece kendilerine eşit olmanızı arzu ederler” buyurulmaktadır.

Ayette görüldüğü gibi, biz onların dinini kabul etmediğimiz ve onlara benzemediğimiz sürece bu birliğin bir üyesi olamayacağız. 57 senedir, AB ye gireceğiz diye, zamanımızı, ekonomimizi, aklımızı, zihnimizi  boş yere heba ettik. Hani her masalın başında söylendiği gibi “az gittik, uz gittik dere tepe düz gittik ama AB yolunda bir arpa boyu kadar yol alamadık.

DEVAMI YARIN