20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs adası önlerinde görülen çıkarma gemileri, indirme harekatı için semada sesleri duyulan uçaklarımız geliyoruz derken, paraşütle indirme hamlesi birer cesaret abidesi olan her Mehmetçik Kıbrıs’a sulh ve nizam getirme görevine iniyor, bahriyemiz ise denizden karaya isabet-i tamme yapmak suretiyle Yunanileri ansızın değil göstere göstere geliyoruz dercesine Yunanileri tepelemeye başlamışlardı.

Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi tarih araştırma görevlilerinden Sibel Akgün hanımın Güvenlik Dergisinde 2006 Haziranında yayımlanan Kıbrıs Barış Harekâtımızın akademik anlayış içinde kaleme alınmış yazısıyla kitabımın sayfasını süslerken, pek güzel özetlenmiş 2. harekâtın bilgilerini aktarmanın bahtiyarlığı içindeyim. Bilindiği gibi 1. Barış Harekatımızın BM' in aldığı ateşkes kararı ve buna uyulmanın neticesinde, Londra'da aktedilmesi garantör devletlerden İngiltere'nin teklifiyle gündeme gelen sulh konferansı, Büyük Amiral Reisicumhur Fahri Sabit Korutürk 'ün, Niçin Londra? Sorusu ile peşinden de, Başvekil Ecevit'e "konferansı tarafsız bir ülkeye aldırın" ikazını kaale alan Ecevit, bunu tatbik ile ve kabul edilmesiyle de, konferans üzerinde harekâtın getirdiği kuvvetli olma hasleti sayesinde söz sahibi olduğu görüldü ve bunu da Rusya'da, B.elçilik yapmış ve de, Türkiye İstihbarat Teşkilâtının kuruculuğunda önemli vazifeler alıp, liya kat gösteren Korutürk amirale medyun olmalıdır merhum Ecevit, tabii ki, milletimizde. Sulh Konferansı 25 ila 30 Temmuz 1974 tarihleri arasında yapılmış, Kıbrıs’ta elde ettiğimiz köprü başını kuvvetlendirmek ve gerçek hedeflerimize ulaşmak için yapılan plânlama mucibince sayın Turan Güneş ve murahhas heyetimizin vazife-i asliyelerinin ne olduğunu kitabımızın daha önceki sahifelerinde Sayın eski Adalet Bakanlarımızdan İsmail Müftüoğlu Beyefendiyle yaptığımız Radyo Çağ'daki röportajımızda belirttiğimizden burada yeniden izahı lüzumlu görmedik. Ancak Cenevre'de yapılan müzakerelerde MSP adına yer almış bulunan İsmail Müftüoğlu Bey, Sayın Ecevit'in zaman zaman Kissenger’dan almış olduğu bilgiler hasebiyle Turan Güneş merhuma talimat olsun, tavsiye olsun, tekliflerde bulunması hususunda beyanlarda bulunabilmek için telefona çağırması bundan dolayı da Yunan Dışişleri, İngiliz Dışişleri Kıbrıs'ın dışişleri mensupları   Turan Güneş'in çağrılar hasebiyle toplantıyı terki herhalde kabul görmüyordu ki, İngilizleri Dışişleri Bakanı Callaghan, Prof. Turan Güneş'in müzakereye avdetinde sözde espri yaparcasına, “Sayın Bakan. Biz sizi bakan zannediyorduk fakat görüyoruz ki, siz telefon ahizeymişsiniz” dediğinde Turan Güneş hemen müzakereye dönmeyip odadan çıkıp müzakerelere katılmayan arkadaşlara ben istifa ediyorum hemen toplanalım diyor. Ve o zamanlar var olan Telem makinesi başına oturup istifasını yazmaya başlar. Unutmayalım ki, müzakereler esnasında askeri meselelere danışmanlık yapmak üzere üç tane generalimiz de yer almaktaydı. Bakan istifasını yazma hazırlıklarını yaparken ortada sinek uçsa kanadının sesi duyulacak kadar sessizlik var. Sakarya MSP Milletvekili İsmail Müftüoğlu: Sayın Bakan, bu istifa ne demek oluyor? Siz istifa ediyorum diye toplantıyı terk edip geliyorsunuz, istifa ediyorum diyorsunuz. Böyle şey olur mu?  Buraya devlet bizi gönderdi içinde bulunduğumuz hali ülke menfaatine yürütelim. Turan Bey olanı söyleyince, İsmail Bey, Sayın Bakan, bize buraya gelmeden Genelkurmay’da yapılan tavsiyeleri hatırlayalım. İstifa ettiğinizde bu toplantı bitecektir. Dolayısıyla eksikler tamamlandı mı ki acaba, Kıbrıs’ta askerimiz ani bir saldırıya uğrarsa ne yaparız? Dedikten sonra bırakın bu istifayı ısrar ederseniz ben bu silahla sizi vurur siz mezara ben 32 yaşında hapishaneye girerim derken silahını kafasına doğru göstermiş. Turan Bey büyük bir olgunluk gösterip, ifadeleri kısa bir zaman diliminde değerlendirip, 'beni büyük bir yanlıştan çevirdin teşekkür ederim genç adam' diyerek istifayı yazmaktan vazgeçer. Çok geçmez ki, "Ayşe tatile çıktı" parolasını alan heyetimizin Cenevre’deki konferansı boca ettiğini ve 2. harekata başlamış olduğunu ifade ettikten sonra bahse konu 2. harekatı özetleyen yazıya geçelim:

SİBEL AKGÜN HANIMIN YAZISI

I.Cenevre Konferansı sonunda imzalanan protokolde garantör devletlerle Türk ve Rum toplumlarının temsilcilerinin katılacağı II. Cenevre Konferansının 8 Ağustos 1974 günü toplanması öngörülmüştür. Ne var ki Birinci Konferans kararlarından olmak üzere Rum ve Yunan askerleri Türk bölgelerinden çekilmeleri gerekirken çekilmemişlerdir. Türk kuvvetleri ile Rum ve Yunan kuvvetleri arasında bir güvenlik kuşağı temin olunamamıştır. Ayrıca Rumlar ve Yunanlılar, Türk bölgelerine saldırılarını sürdürmüşler, birçok Türk esir alınmış; özellikle Muratağa, Atlılar, Sandallar ve Taşkent gibi yerlerde savunmasız Türkleri, kuşatma altına almışlardı. II. Cenevre Konferansı esas olarak Kıbrıs'ın anayasal statüsüyle ilgili konuları görüşmek üzere 8 Ağustos 1974'te toplandı. Türk tarafının önerisi Kıbrıs'ta coğrafi esasa dayalı federatif bir devlet biçiminin benimsenmesi oldu. Rum toplumu lideri Klerides konferansın amacının mevcut statükoyu kökünden değiştirmek olduğunu belirterek Türk önerilerini kabul etmedi. Türk askeri yetkilileri ikinci harekatın başlatılması için ısrarlıydı. Çünkü dar bir alana yığılmış Türk kuvvetlerinin bir saldırıyı karşılamasının son derece zor olduğu belirtiliyordu. Ayrıca Türkiye I. Cenevre Konferansı kararlarının yerine getirilmemesinden dolayı rahatsızdı. Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Mavros ve Klerides, Türk önerilerinin incelenebilmesi amacıyla konferansa 36 saat ara verilmesini istediler. Bu öneri Türk tarafınca oyalama taktiği olduğu gerekçesiyle kabul edilmedi. İkinci harekatın hızlandırılmasının ana nedeni harekâtın kısa sürede istenen hedeflere ulaşacak biçimde hızla gelişmesini sağlayacak hareket yeteneği ve ateş üstünlüğü idi. Lojistiğin sağlanması amacıyla 14 Ağustos 1974 sabahına kadar yoğun bir biçimde yığınak sağlandı. Askeri bakımdan Girne Kıyıbaşı sahasında sıkışan Türk kuvvetlerinin karşısında, Rumların yoğun bir yığınak yapması söz konusuydu. Askeri yetkililer Rum kuvvetlerine daha fazla zaman kazandırmamak, köprü başındaki Türk kuvvetlerinin ve Türk köylerinin güvenliğini sağlamak, birinci harekat sonucunda sağlanan üstünlüğü yitirmemek için, Türk hükümeti ise, Türk köylerinde soykırıma devam edildiği haberlerinin gelmesi üzerine 14 Ağustos'ta ikinci harekatı başlatma yönünde hem-fikir oldu.  14 Ağustos saat 02.20 de konferans bir sonuç alınamadan dağıldı. 14 Ağustos saat 04.19’da Türkiye 2. harekatı başlattı. Fiemanillah

Not: Müteakip yazımız Harekat Başlıyor olacaktır. Kurban Bayramımız hayırlara vesile olsun. M.H.