Yeni yılın ilk günleri telefon trafiğimin yoğun oluşu, yeni yıl tebriklerinden ziyade Koza Han'ın avlusundaki zemin taşlarının değiştirilmesine yönelik olup "Hadi bunu da yazsana?" şeklindeydi.
Aktarılanlardan anladığım, taşların değiştirilmesine kimse karşı çıkmıyordu.
Sorun, kentin en önemli tarihi yapısından biri olan Koza Han'ın avlusundaki taşlarının sökülüp yerine konulmak istenen taşların görsel anlamda hanın tarihi dokusundan uzak olmasıymış.
Sosyal medyadan tepki yağan konuya muhalefet parti il başkanları hatta son olarak da genel başkan yardımcılarının dâhil olmasıyla Bursa'nın gündemi Koza Han oluverdi.
Koza Han'a neler yapılmak istendiğini görmek için gittiğimde görüştüğüm han esnafı da tepkiliydi.
Çoğunluğu atadan, dededen kalma geleneği sürdüren esnafın tepkisi insanlığın dünya mirası olarak kabul görmüş Koza Han'ın tek bir taşının dahi zorunlu olmadıkça değiştirilmemesinin öneminden bahsediyorlardı.
Büyükşehir Belediyesi’nin yapmak istediği,  700 yıllık Koza Han'ın çeşitli dönemlerde geçirdiği restorasyonlardan biri olan avlu zemininin daha sağlıklı ve görsel anlamda öne çıkarılmasına yönelikti.
İyi niyetli düşüncelerle başlanan iş bakın şimdi ne noktaya geldi.
Peki ya bu yaşananlardan kim sorumluydu? Bence meramını anlatamayan Büyükşehir Belediyesi.
Çünkü şehrin en hassas yerine ne yapmak istendiği çalışmayı yeterince anlatılamadı...
Sonra da muhalefet Koza Han'a gidip, "Bilmem kaç yüz yıllık Koza Han'ın doğal yapısını bozuyor bunlar!" diye açıklama yapmasından daha doğal ne beklenebilirdi ki?
1985 yılından bu yana Koza Han'da esnaflık yapan arkadaşım anlattı.
O yıllarda zemin Arnavut taşı olarak bilinen taşlarla kaplıymış.
Sonraki yıllarda yapılan bazı değişikliklerle birlikte zemin taşları da değiştirilmiş.
Bu demek oluyor ki, muhalefetin üflediği gibi Koza Han'ın bugünkü mevcut avlu zemini bilmem kaç yüz yıllık yapı taşlarından olmadığıdır.
Dikkatimi çeken bir hususta, muhalefet partilerinin eleştirdiği tüm konular Büyükşehir Belediyesi’nin ve merkezi hükümetin yaptığı hizmetler ya da proje aşamasında olup ya da devam eden yatırımlar oluşturuyor.
Demek istediğim, muhalefet parti yöneticilerinin kentin gelişimine katkı koyacak, iktidarın yönetimindeki belediyeleri iş yaptırmaya teşvik edeceği gibi sonuç alınıncaya kadar da takipçisi olacak bir projeyi-çalışmayı kamuoyu ile paylaştığına tanık olmadık.
Yerel seçimler geçeli 2.5 yıl olmasına rağmen muhalefet partili il başkanları kamuoyunun karşısına çıkıp, "Bakın beyler sizin yapamadığınızı bizim belediyelerimiz nasıl yapıyor. Yurttaşımızın günlük yaşamını bu hizmetlerimizle kolaylaştırdık. İşte Bursa'ya örnek projelerimizdir. Yaptıklarımız iktidar olduğumuzda yapacaklarımızın teminatıdır"
Diyen bir muhalefet gördünüz mü?
Hâlbuki iyi bir muhalefet, iktidara iş yaptırandır.
Yaşananlar gösteriyor ki, Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın hata yapma lüksünün olmadığıdır.
Attığı her adıma, ağzından çıkan her kelimeye, attığı her imzaya hatta gözünü kırparken dahi dikkat etmesi gerektiğidir.
Öyle ya, AK Parti'nin söz sahibi olduğu tek Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa olduğu gerçeği Alinur Aktaş'a siyaseten önemli bir misyon yüklediği unutmamalıdır.
Zira Aktaş'ın yapacağı hata sadece kendisini bağlamayacağı gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a kadar taşınıp mal edileceği bilincindedir.
İşte bu yüzden vurguluyoruz.
Alinur Aktaş'ın hata yapma lüksü de yok, şansı da.