Türkiye’de; 1950’lerle birlikte ortaya çıkan sanayileşme süreci ve buna koşut tarımdaki hızlı makineleşme ama bunlarla birlikte kırsal
kesimdeki toprak-nüfus dengesinin değişmesi, işsizlik, gelir yetersizliği insanları kentlere doğru göçe itti.

Doğal olarak bunda kentlerin olanaklarından yararlanma isteği de vardı.

Ve yine doğal olarak göçler, genel olarak geri kalmışbölge ve kentlerden daha gelişmiş bölge ve kentlere doğru yaşandı.

1980’li yıllarda da göç nedenleri arasına terör de eklendi.

Bu tarihten sonraki göçler,kırdan kente değil de
kentlerden kentlere doğru ağırlık kazanmaya başladı.

Bu süreçte artık önemli bir sanayi anakenti olan Bursa’ya da büyük ölçüde göç oldu.

Gelenler özellikle aynı yöreden gelenlerin yerleştiği alanları tercih etti.

Kente yeni gelen insan dört şey beklerdi öncelikle…

Birincisi düğün mutluluğunu paylaşacağı, ikincisi cenazesini beraber kaldırabileceği, üçüncüsü iş bulma ve kurma konusunda yardımlaşmayı ve son olarak da sıkıntıya düştüğünde kendisine parasal yönden yardım edebilecek birileri olsun isterdi.

Bu nedenlerle belli bölgelerde kümelenmeler oldu ve sonra da dayanışmanın daha sağlam olması için hemşeri dernekleri kurulmaya başlandı.

 

* * *

 

Peki, bu hemşeri dernekleri kentin gelişmesi ve ortak bir kent kültürünün gelişmesine katkısı nasıl oldu?

Daha doğrusu oldu mu?..

Kuşkusuz olumsuz yanlarına karşın bu derneklerin kentin gelişimine katkısının daha çok olduğu görülür.

Özellikle son süreçte bu derneklerin ortak kent kültürü oluşumundaki yanları yadsınamaz.

Bursa’da hemen her ilin bir ve daha çok bir hemşeri derneği oluşturduğunu görebiliriz.

Ve bu dernekler daha sonra, 2013 yılında bir araya gelerek (BİLDEF), Bursa İl Dernekleri Federasyonunu oluşturdu.

Geçtiğimiz Cuma akşamı ON TV Yeni Bakış canlı yayın programında konuğum BİLDEF Genel Başkanı Ramazan Alp oldu.

Genel Başkan Alp ile BİLDEF’in kuruluş süreci ve çalışmalarıyla ilgili söyleştik.

Başkan Alp henüz 34 il derneğinin federasyonun çatısı altında olduğunu belirtti.

Federasyon başkanlığında ilk yılın içinde olan Alp, salgın sürecinin çalışmaları bütün sosyal etkinliklerde olduğu gibi kendi federasyonlarında da olumsuz etkilediğini söyledi.

Ancak yine de çalışmaları olanaklar ölçüsünde sürdürdüklerini belirtti.

 

* * *

Genel Başkan Alp,federasyon çalışmaları kapsamında il ve yurtdışı gezilerle ilgili bilgiler verirken, bunun kültürel ve sosyal boyutu yanında ekonomik olarak da önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi. Ancak son 6 aydır bu etkinlikleri salgın nedeniyle yapamadıklarını belirtti.

Dernekler-siyaset ilişkisi konusunda konuşurken, Genel Başkan Alp’in siyasetten beklentileri öne çıktı.

Siyasetin dernekleri salt bir oy deposu olarak gördüklerini ama kendi içlerinde yer vermek konusunda son derece ketum davrandıklarını söyledi ki, bunu son seçimlerde görmüştük.

Üye sayıları çok ve etkinlikleri göz dolduran kimi hemşeri derneklerinin siyaset kurumları açısından önemi açık…

Ne ki, Kimi derneklerin de salt sosyo-ekonomik yardım konusunda siyasi partileri birer kaynak olarak gördüğü de yanlış değil.

Siyasi partiler seçim dönemleri derneklerin kapılarını aşındırıyor ama onlara listelerinde pek fazla yer vermiyorlar.

Genel Başkan alpde bu konuda şöyle bir algı oluşmuş;

Siyaset kurumu bize, siz her türlü etkinliği yapın, biz size destek de oluruz ama siz siyasete karışmayın, onu biz yaparız’ diyor sanki!..