Bilgi ve teknoloji günümüzün ve geleceğin en kıymetli malzemeleridir. Bu malzemeye yeteri oranda sahip olan devletler hem ekonomik hem askeri açıdan çok güçlü olacaklardır. Bu klişe bir öngörü haline gelmiş olsa da konuyu detaylandırırken zihinlerimiz biraz daha açılacak ve bu klişe öngörünün ne kadar doğru olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Microsoft firması, Bill Gates öncülüğünde kurulduğunda ve ilk Windows işletim sistemini piyasa sürdüğünde muhtemelen bu kadar büyüyebileceğini düşünmüyordu. Oysa şimdi bu firmanın yıllık açıkladığı net karı birçok ülkenin yıllık ekonomik büyüklüğünden daha fazladır. Apple, Steve Jobs öncülüğünde Ipod ürününü piyasa sürdüğünde o da bu kadar büyük bir marka olabileceğini düşünmüyordu belki. Şu an dünyanın en büyük markaları arasında ilk sırada yer alıyor. Ürettiği teknolojiler ile dünyaya ihraç ettiği ürünlerin cirosu dünyanın toplam cirosunda yüzdelik alabilecek kadar büyüktür. Bunların yanı sıra Amazon, Yahoo, Google, Facebook ABD’nin teknoloji şirketleridir ve bu şirketlerin tamamı dünyadaki ilk 10 markası arasında ve ilk 100 marka içerisinde yer alıyor. Hem marka değeri açısından, hem net karları ve hem de ciroları açısından böyledirler.

Teknolojiye sahip ülkeler sadece ABD’de değiller, Samsung Güney Kore’nin markasıdır. Huawei Çin markası. Rusya ise genellikle askeri teknolojide ve uzay teknolojisinde ileride olması ile birlikte kişisel kullanım alanındaki teknoloji ürünlerinde de söz sahibi olmaya çalışıyor. Arama motoru Yandex ile piyasa çıktı ancak ilerlemeye devam edemiyor sanki. Google bu alandaki üstünlüğünü koruyor. Çin Tik Tok ile Youtube’a rakip oldu, bir nebze başarı elde etti ise de ABD ve Avrupa yok etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

ABD devlet olarak, teknoloji savaşlarına müdahale ediyor. Ülkesinde Huawei’ye karşı yasak ve kısıtlamalar getirdi. Bununla birlikte tüm ABD şirketleri Huawei ile ticari bağlarını kesmeye başladılar. Özellikle Google’ın cep telefonları için kullanılan android sistemini satmayacağını ve destek vermeyeceğini açıklaması Çin’in bu teknoloji devini cep telefonu piyasasında tamamen yok etmeyi amaçlamaktadır. Zaten ABD gerek devlet olarak ve gerekse firmaları dünya genelinde az biraz iş yapan ne kadar teknoloji firması ve ürünü var ise ya batırma yoluna gidiyorlar ya da parayı bastırıp satın alıyorlar. Sadece Türkiye’de satın aldıkları onlarca firma var.  Gittigidiyor, YemekSepeti, cimri gibi internet firmalarımızın yanısıra en son geçen aylarda oyun üreten bir firmamıza milyar dolar ödeyerek satın almışlardı.

Bilen bilir, ABD silikon vadisinde,  en ufak bir yazılım parçası dahi işe yarayacağına kanaat getirilirse milyonlarca dolara büyükler tarafından satın alınmaktadır. Bunu bilen bazı uyanık yazılımcılar, evlerinde oturdukları yerde küçük yazılımcıklar üretip yüksek fiyatlara satarak para kazanabilmektedirler. Bunun temelinde en iyi bilgiye ve teknolojiye sahip olmak yatıyor. Çünkü hem bilgi ve hem de teknoloji günümüzün en güçlü silahlarıdır.

Hele günümüzde bu ürünlerin neredeyse tamamı bireysel kullanıma hitap ediyor ve bizler iyi niyetle alıp kullanırken farkında olmadan ilgili ülkelere veya firmalara malzeme verdiğimizin farkında değiliz. Facebook, whatsapp, twitter ve instagram gibi ürünleri hemen herkes kullanıyor. Bunların hemen hemen tamamı cep telefonu numaralarımıza sahipler, telefonlarımızın her türlü kontrolüne sahip olma imkanları var. Biz farkında olmadan, telefonumuzun mikrofonunu, kamerasını, konumunu kolaylıkla kullanabilirler. İşte bu da teknolojinin ve bilimin bir başka alanda savaşı anlamına geliyor. Gizliden ve açıktan insanlar hakkında veri toplamak ve bu veriler gerek askeri, gerek istihbari ve gerekse ekonomik olarak kullanabilmek.

Günümüzde birçok programın bizden izin almadan telefonumuzun hemen tüm özelliklerini kullandığına dair haberler alıyoruz. Bunların başında Facebook, Google gibi sözde kurumsal firmalar gelmektedir. Yanısıra bazı oyun ve eğlence programlarının da bu şekilde bilgi çaldıkları bilinmektedir. Bu şekilde kim ne kadar çok bilgiye (veriye) sahipse o kadar çok imkâna sahiptir. Kaldı ki kötü niyetli olanları dışarda bıraksak bile, çok büyük diye bildiğimiz firmaların dahi verileri elde etmek için her türlü yolu mübah gördükleri su götürmez bir gerçektir ve bu alanda da birbirleri arasında çok ciddi bir savaş olduğunu biliyoruz. Siber savaşlar diye tabir edilen ve artık ülkeler boyutuna varan veri çalma ve karşı firma ve ülkeleri teknoloji alanında yok etme girişimlerinin örneklerini de sık sık duymaktayız.

Sonuç olarak, kendi teknolojisi olmayan, herşeyini dış ülkelerden temin etmiş firma ve ülkeler kesinlikle yakın gelecekte ne firmalarını ne de ülkelerini yönetemeyecek hale geleceklerdir. Bu öyle bir hal almış ki, en basit bir internet modemi bile bir güvenlik tehdidi haline gelmiştir. Hatta kolunuzdaki saat, evinize aldığınız her türlü dijital ürün, TV, buzdolabı, çamaşır veya bulaşık makinesi bile bir risk unsuru haline gelmiştir.