Babam, “alın teriyle ıslanmamış para hayır getirmez’’ derdi; küpedir kulağıma.

Hayatını emeğiyle kazanan; paraya pula tamah etmeyen; alın terine saygı gösteren; paylaşmaktan mutlu olan; dürüst insanların elinde büyüdüm.

Ailemden edindiğim bu değerlerdir beni sola yönelten.

Tabii okuduğum kitaplarla teorik bilgim geliştirme zamanın ruhu yani 70’li yıllarda yükselen sol dalga da etkili oldu.

 

BASIN EMEKÇİSİ

Bir basın emekçisiyim.

Uzun yıllar içinde akıl emeğiyle edindiğim bilgiyi, yaşam deneyimimi paylaşıyorum okurlarımla. Aklımı, bilgimi, kültürümü, güzellik duygumu koyuyorum ortaya; benim sermayem yok, varlığım bu.

Bunlar pek öyle para kazandıran şeyler değil; gazetecilik de zaten para kazanmak için yapılacak meslek değil.

 

Anti emperyalist anti kapitalist değilsen yazar olsan ne yazar.

Emek konusunda duyarlıyım; yazılarımda emeğe sık sık yer vermeye çabalarım.

O yüzdende, emekçilerin alın terine el koyan; fazla mesailerle, ağır çalışma koşullarıyla emekçiler yıpratan, işsiz bırakan; bazen de iş kazalarıyla ölüme iten; sömürüye dayalı kapitalizmi akla ve vicdana aykırı bulurum.

 

İki dünya savaşı çıkaran, bölgesel savaşlar iç savaşlar yaratan; darbeler tezgâhlayan, kardeşi kardeşe düşüren ve elindeki medya gücüyle, iletişim bilişim olanaklarıyla, reklam bombardımanıyla, algı operasyonlarıyla, devasa propaganda gücüyle insanların aklını ele geçiren onlarda rıza üreten kapitalizm; şimdi de üçüncü dünya savaşını zorluyor.

 

Dahası; yaşanan çevre sorunları, iklim krizi, türlerin azalıyor oluşu insanlık için yok oluşun eşiğine gelmek demek.

Kapitalizm önce insan değil, önce kâr anlayışında.

Dünyanın kendine sorması gereken yakıcı soru şu değil mi: Kapitalizmi aşabilecek miyiz?

YENİ BİR DÜNYA

“Koronadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’’ deniyor.

Yaşananlardan ders alınıp, emek kardeşliği üzerinden; sömürüsüz, savaşsız, doğayla bütünleşmiş; kamuculuğu öne çıkaran; adil, özgür, paylaşımcı bir dünya kurulabilir mi?

Bilim ve teknolojide gelinen nokta; oluşturulan ekonomik güç; dünya insanlarını refah içinde yaşatmaya yeter.

İnsan bir yanıyla şiddet dolu; bir yanıyla ise olumlu, güzel hasletleri var.

Hangisi öne çıkacak? İnsan yeni bir hayat, yeni bir dünya kurabilecek mi?

 

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca hazırlanan 2020 yılı Ocak ayı istatistiklerine göre, 13 milyon 856 bin 801 işçiden ancak 1 milyon 917 bin 893'ü sendika üyesi.

 

Bu akşam 21.00’de balkona çıkacak, 1 Mayıs Marşını okuyacağım; alkış tutacağım emeğe emekçilere.

Ve Nâzım’ın dizelerini haykıracağım: “Ve elbette ki, sevgilim, elbet/ dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya/ dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla/ bu güzelim memlekette hürriyet…’’

Ve eve girip, Emile Zola’nın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan, Claude Berri’nin yönettiği, maden işçilerini anlatan “Germinal’’ filmini izleyeceğim.

Başta sağlık emekçileri olmak üzere; koronanın ağır yükünü omuzlarında taşıyan tüm beyaz yakalı mavi yakalı emekçiler…

Bayramınız, bayramımız kutlu olsun.