Sırameşeler tarafından Merinos’a doğru giderken sağda, Recep Altepe’nin ruhsat verdiği benzinliği az geçince bir “müzikhol”, önünde de yanar sönerli ışıklı bir tabela var akşam vakitlerinde çalıştırılan; üzerinde “Eylence Merkezi” yazıyor.

Yanlış yazılmış bir ifade kalem erbabı için çok rahatsız edici.

İyi bir şoför nasıl aracından gelen her tıkırtıyı dinler ve bundan sıkıntı duyarsa aynı şey bizler için de geçerli.

Doğrusu “eylence” değil, “eğlence” olacaktı ancak, bu adına “müzikhol” denilen işletmelerin neresi doğru ki, kökü yanlış zaten?!.

Bundan uzun yıllar öncesi, yerel yönetimlerde DSP iktidarı var.

Özellikle Yalova Yolu civarı başta olmak üzere şehrin her yerini bu müzikholler kaplamış.

Jandarma kontrolündeki bölgelerde yasal bir açıktan yararlanarak ruhsat alıyorlar.

Bir gün, ismi lazım değil, dönemin Doğruyol Partisi Osmangazi İlçe Başkanı gazeteye ziyaretime geldi.

“Bu” dedi, “müzikholler kanayan bir yara. Her hafta parasını alan tamirci çırakları, o bölgelerdeki esnaf buralara giderek çoluğunun çocuğunun nafakasını bırakıp dönüyor. Şu meseleyi bir yazsana. Çok şikayet alıyoruz.”

Alla Allah!

Hiç gittiğim, bildiğim yerler değil.

Neyse, bir gün şimdilerde CHP Bursa İl Başkan Adayı olan Erol Gülmez ve ortak bir avukat arkadaşımızla Kültürpark’ta oturmuş yemek yiyoruz.

Laf nasılsa döndü dolaştı müzikhollere geldi.

“Ya” dedim, “ben bunları yazmak istiyorum ama nasıl yerler hiç bilmiyorum.”

Erol sanırım DSP Osmangazi İlçe Başkanı o sıralarda.

“Bademli girişinde -eski- Hancı Restoran’ın yanındakinin sahibi bizim avukatın müvekkili” dedi Erol, “para alamadığı zamanlarda tahsilatı oraya giderek yapıyor. Hadi şimdi uğrayalım mı?..”

Üçümüz kalktık vardık müzikhole.

Tavuk kümesinden bozma bir yer.

Eski burunlu BMC otobüslerden sökülen hurda yolcu koltuklarından localar yapmışlar.

Hepsi yaylı, hafif kımıldadıkça insanı tramplen gibi hoplatıyor yerinden.

Eskiden bebeklerin oturtulduğu tavana sabitlenen yaylı “hoppala” isimli bir oyuncak vardı, aynı o duyguyu yaşatıyor gelenlere.

İçerisi loş, kırmızı bir ışıkla aydınlatılmış.

Sahnede bir kadın çığlık çığlığa şarkı söylemekte.

İçecek bir şeyler söylüyoruz.

Garson, “yanımıza kadın isteyip istemediğimizi” soruyor?

Pavyon usulü çalışıyor müzikholler.

Size getirilen içecek 50 liraysa örneğin, eşlik edecek kadının içtiğinden 150 lira alıyorlar.

“Yok, istemeyiz” diyoruz.

Peki başka yok mu bunlardan?

Oradan kalkıp otobüs terminalinin yan tarafına açılmış bir diğerine gidiyoruz bu kez de.

İkinci yer daha da leş!

İçerisi sigara dumanı dolu; kesif bir sidik kokusu yayılmış tuvaletlerden!

Oturup, orada da içecek bir şeyler söylüyoruz kendimize.

Az ilerideki masada arkadaşlarıyla birlikte DSP’li İsmail Duman oturuyor.

“Bak şimdi, İsmail bir dakika içerisinde kavga çıkaracak” diyor Erol.

Hakikaten İsmail bir dakika bile dolmadan olay çıkarıyor masada.

İki garson gelip koltuk altlarından kaldırarak dışarı atıyorlar İsmail’i!

Artık o gece tekrar içeri girmesi yasak!

Peki bunların daha kalitelisi yok mu?

“Var” yanıtı geliyor.

Bu kez yolun karşı tarafına, Karadeniz Avize’nin bulunduğu bölgeye geçiyoruz.

Hakikaten orası daha temiz ve aydınlık.

Sırt sırta yanaştırılmış hilal şeklindeki localardan birine oturup yerleşiyoruz.

Bendeniz etrafa bakınırken arka tarafa doğru dönünce tanıdık biriyle daha göz göze geliyorum.

Bana “Şu müzikholleri bi yaz” diyen dönemin Doğruyol Partisi Osmangazi İlçe Başkanı sözünü ettiğim kişi!

Almış bir sağına, bir de soluna iki çıtır, alem yapmakta kerata!

Yüzünün rengi önce kırmızıya, sonra da bordoya dönüyor!

“Bak bak işine hadi” diyorum, “bak”!..

Nasılsa görmemiş erkek dünyası burası!

Aradan çok fazla zaman geçmeden dönemin Osmangazi Belediye Başkanı Hilmi Şensoy gayrı sıhhi oldukları ve imara aykırı inşa edildikleri gerekçesiyle hepsini kapatıyor sahiplerinin gözlerinin yaşına bakmadan.

Şimdilerde yine pıtrak gibi çıkmışlar ortaya…

Neden ola ki acaba?