Şanslıydım; müzik ve kitap kütüphanesi olan; iki gazete ve dergiler alınan; bol bol kitap okunan bir ailede; aklımı, vicdanımı özgür hissederek büyüdüm.

Ailemin bana kattığı değer bıraktığı miras; kültürdür, bilgidir, sanata düşkünlüktür. Onlara minnettarım.

*************************************

Ebeveynlerimin dayatmalardan uzak tutumları; tercihlerime saygılı yaklaşımları; fikirlerime bazen katılmasalar da kendi doğrularımı oluşturmama izin verişleri şimdi düşünüyorum da ne kadar önemliymiş.

Bana ideolojik veya yaşam tarzına ilişkin dayatmalarda bulunmadılar.

Cumhuriyetin kuruluş felsefesine; Anadolu’nun gecikmiş aydınlanma devriminin kazanımlarına; Atatürk devrimlerine olan bağlılıkları bunda büyük rol oynadı. O nedenle ben de cumhuriyete ve Atatürk’e bağlı kaldım.

Eğitim konusunda ilk adım olarak aile bu bakımdan çok çok önemlidir.

Bilgiyi, öğrenmeyi, eğlendirici, özgürleştirici, öz güven verici ve insanı toplumsallaştırıcı bulmuşumdur.

Bu yüzden; okulları, öğrenci olmayı, öğretmenleri, okul arkadaşlarımı çok sevdim.

Her çocuk benim şartlarımda büyümediği için okul hayati önemdedir ve önce fırsat eşitliği sağlamalıdır.

Eğitim parasız olmalıdır; laik çizgide düzenlenmelidir; demokratik, dayanışmacı değerlere; bilime, felsefeye, sanata dayanmalıdır.

 

GERÇEKLER VE YALANLAR

Bilimde teknolojide devrimler yaşanan bir çağda; iletişim ve bilişim alanındaki devasa hamleler bilgiye ulaşmada, bilgi oluşturmada, yaymada geçmişe göre inanılmaz özgürlükler sunuyor.

************************

Ancak şu da var…

İktidarlar (ekonomik siyasal manada) bilgiyi, gerçeği denetimlerinde tutmak istiyorlar. Algı oluşturmak bilgi oluşturmaktan daha önemli onlar için. Hakikat tekelciliği kurmada; gerçekleri saklamaya eğip bükmeye çalışmada; medyayı, eğitimi, propaganda olanaklarını, büyük maddi güçleri kullanıyorlar.

İnsanların aklını vicdanını denetlemek için dünyada devasa bir yapılanma var.

Gazetecilik, gerçeğin mesleği olarak; insanın özgürleşmesi adına vazgeçilemez.

Türkiye’nin ve dünyanın geleceğini; liyakat, uzmanlaşma, bilime, felsefeye ne ölçüde değer verildiği belirleyecek.

Şu salgın günlerinde bilimin, gerçeklerin önemini görmediysek ne zaman göreceğiz.

Bilgi, bilim, teknoloji halk için kullanılmalı; daha adil, eşitlikçi, özgür bir dünyaya katkı yapmalı. Maalesef şimdilik pek öyle olmuyor.

 

BULKEP

‘’Yaşasın çağcıl, demokratik, laik, kamusal, bilimsel eğitim’’  diyenlerce şehrimizde Laik Kamusal Eğitim Platformu ( BULKEP) oluşturuldu.

Platformda; Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Eğitim Kooperatifi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dergiler Platformu, Eğitim Hizmetlerine Yardım ve Eğitim Geliştirme Derneği, Eğitim-İş (Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası), Emekli Öğretmenler Derneği, Nilüfer Kent Konseyi, Öv-Der (Öğrenci Velileri Derneği), Veli-Der (Öğrenci Veli Derneği), Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği, 29 Ekim Kadınları Derneği Girişimi yer alıyor.

**************************

Kamusal Eğitim Platformu Çağdaş Gazeteciler Lokali'nde bir deklarasyon açıkladı ve eğitimde laikliğin, bilimin, kamuculuğun önemine; eğitimde ticarileşme ve piyasalaşmaya; nitelikli eğitimin ön şartının nitelikli öğretmen yetiştirmek oluşuna; "Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür " nesillerin değerine; eğitimde fırsat eşitliğinden uzaklaşıldığına vurgu yaptı.

Başarılar diliyorum BULKEP’e.