On TV ekranlarında yayınlanan, Saye Yılmaz ve Sinem Özay’ın sunduğu On’da Kadın Programına MissQualityGroup Kurucusu Ebru Yalçın konuk oldu. Programda kadın ve sosyal yaşam konusu konuşuldu.

ÖZEL HABER- ELİF KUŞ BEŞİK 

Yaptığı projeler hakkında konuşan Ebru Yalçın ‘’Ben Ebru YalçınGürük. Evliyim, iktisat mezunuyum, Kalite Derneği’nde Mükemmellik Ödülü ve Uzmanlık Grupları Yöneticisiyim. Yirmi yıllık bir iş hayatım var. Ondan önce de dört sene bir tekstil insan kaynakları personel bölümünde görev aldım. Bursalı değilim. Bursa’ya iş dolayısıyla geldim. Türkiye Kalite Derneği Kalder bir sivil toplum kuruluşu. Adından da anlaşılacağı gibi öncelikle Türkiye’de hizmet veriyoruz. Türkiye’de otuzuncu yılımız. Bursa’da da yirmi birinci yılımız. Türkiye Kalite Derneği, toplam kalite yönetimi felsefesinin Türkiye’de kurumlarda yaygınlaşmasına ve rekabet ortamının oluşmasına, kurumların kendisini geliştirmesine hizmet eden bir sivil toplum örgütü. Biz daha çok kurumlara bu süreçlerde toplam kalite yönetimi felsefesini yönetmek konusunda rehberlik ediyoruz. Türkiye Kalite Derneği Bursa haricinde İzmir, Eskişehir, Ankara ve Kayseri’de şubelerimiz, Türkiye’nin dört bir tarafında da temsilciliklerimiz var. Türkiye çapında ilk Koç’lar Sabancı’lar Türkiye Kalite Derneği’ni kuruyorlar. Daha sonra da Bursa’nın kendi sivil sanayisindeki Tofaş, Bosh, ana sanayiyi oluşturan kurumlar bir araya getirip Kalder’i oluşturmuşlar. Böylelikle her şehrin kendi sanayisini oluşturdu ama biz sadece sanayi ağırlıklı değiliz. İçimizde MEB de, okullar da, hastaneler de, belediyeler de var. TBMM de bizim üyemiz. Türkiye’deki birçok kurum Kalder’in üyesi. Ayrıca KalDer dünya üzerinde de birçok şehirde yer alıyor. Bizde genelde tüzel üyelik var. Firmalar bize başvuru yaptığında biz eğitim, rehberlik, kongreler, paneller, daha çok kişisel gelişime yönelik eğitimlerde kurumların gelişmesine ve toplam kalite yönetimi felsefesine hizmet edecek her şeyde onlara rehberlik ediyoruz, eğitimler veriyoruz, yol gösteriyoruz. Deneyim paylaşımı toplantıları, paneller, organizasyonlar, birçok şeyde ev sahipliği yapıyoruz. Şu an çalışmalarımızın en yoğun olduğu dönem. Bursa için bu yıl 18.sini yaptığımız kalite ve başarı sempozyumumuz ve ödül törenimiz var. Şu an bütün enerjimizi sempozyum için harcıyoruz. Türkiye çapında alanında uzman konuk ve konuşmacıları biz misafir ediyoruz. Bu her sene nisan ayında oluyor. Yaklaşık iki bin beş yüz kişi katılıyor. İki gün boyunca insanlar bilgiye doyuyor. Bu yılki konuklar belli olmaya başladı. Hatta Faruk Eczacıbaşı gibi birçok önemli isim bu yıl da konuğumuz olacak. Tabi herkesin İstanbul’da ya da farklı yerlerde dinlemesi kolay olmuyor. Biz Bursa’ya bunu getirip iki gün boyunca alanında uzman kişileri, konuk ve konuşmacıları misafir etmiş oluyoruz. Böylelikle yararlanmalarını sağlamış oluyoruz. Genç girişimciler de getirmeye çalışıyoruz ki farklı bakış açıları, vizyonlar sağlamak için. İki gün boyunca Bursa halkını buluşturmuş oluyoruz. Hatta yaşam kalitesi diye bir panelimiz var. Yaşam kalitesinde de örnek sanatçıları getiriyoruz. Kalder ile yollarım tamamen tesadüf eseri kesişti. İş hayatımın ilk dört yılımı insan kaynakları alanında çalıştıktan sonra, ailem İzmir’deydi. Çalıştığım işyeri Bulgaristan’a taşındı. O yüzden biz de işten ayrılmak durumunda kaldık. Ben İzmir’e, ailemin yanında dönmeyi tercih ettim. Fakat bir şekilde Bursa’da Kalder’e benimcv’m ulaşmış ve Kalder’den beni görüşmeye çağırmışlardı. O günden beri on beş sene oldu. Hatta İzmir şubemiz beni istediğinde yöneticilerim, yönetim kurulum beni bırakmak istemediler. Annemi ve kız kardeşimi de ikna ettik. Onlar da sekiz yıldır Bursa’da. Bursa zaten benim için çok özel bir şehirdi. Bursa’yı hep çok seviyordum. Eskiden üniversiteyi Bursa’da okumak isterdim. Bursa’ya yakın diye Kütahya’yı tercih etmiştim. Yazlığımız ve yazlıktan birçok arkadaşım vardı. Gelip giderdik. Her şeyin ortası bir şehir gibi gelirdi Bursa bana. İzmir çok güzel bir şehir ama iş hayatı ve sanayi bakımından Bursa’da çalışmak çok daha avantajlı. Örneğin Cuma günü öğleden sonra İzmir’de işyerlerinde kolay kolay kimseyi bulamazsınız. Herkes hemen tatil yerlerine kaçmıştır. Daha rahat yaşamayı severler. Orada yaşamak çok güzel, çok keyifli. Çeşme, Alaçatı benim huzur bulduğum yerler ama Bursa’yı çok seviyorum. Burada kendimi rahat hissediyorum. İstanbul’a da yakın zaten. Bir şey beni Bursa’ya çekiyordu. Bursa’daki insanları da seviyorum. Herkesle bir arada olmayı, bilgi paylaşmayı seviyorum. Ben genelde insanları kazanmayı tercih ediyorum. Hırsın insana zarar verdiğini düşünüyorum. Bursalı İşkadınları ve Yöneticileri Derneği (Buikad), Personel Yöneticileri Derneği (Peryön), Sosyal Hayatta Renk Otizm diye kurumsal sosyal sorumluluk anlamında otizmli çocuklarla ilgili bir dernek. Onun da üyesiyim. Buikad Bursalı İşkadınları ve Yöneticileri Derneği, Bursa’da çeşitli alanlarda faaliyet gösteren, üyelerinin yüzde sekseni girişimci, bir şeyi geliştirmek üzere kurmuş olan, başarılı, örnek işkadınlarından oluşan ve benim gibi de profesyonel bir kesimde olan bir sivil toplum kuruluşu. Sivil toplum kuruluşlarının birçoğu bir yere destek olmak üzere koşuyorlar. Biz Kırçiçekleri’ne destek olmak üzere Çağdaş Eğitim Kooperatifi vasıtasıyla orada okuyan kız çocuklarının eğitimine katkı olsun diye öyle bağış toplayıp her yıl ekim ayında koşuyoruz. O sayede bayağı bir kız çocuğunun eğitimine katkı sağladık. Bursa da buna sahip çıktı. Günümüzde birçok sanayi kurumunda, okullarda koşu grupları var. Çalışınca, işinizi doğru yapınca, doğru zamanda doğru yerde olunca ve duruşunuzu da bozmayınca her yerde herkes size sahip çıkıyor ve belli bir güven oluşuyor. Güven oluşunca da her kapı sizin için açılıyor. Ben üniversite birinci sınıftayken babamı kaybettim. Sonrasında hayatı neredeyse sıfırdan çalışarak, kurarak bugünlere gelmiş biri olarak ve kimseden destek almayarak bu yolda çok emek verdim ama çok çalıştım. Bence her şeyin başı çalışmak, işini severek yapmak, hayatı sevmek, kendini sevmek. Öyle olunca da bir şekilde, gittiğiniz yerlerde de bu fark ediliyor herhalde. İşinizi iyi yapınca de o yollar size açılıyor. Bence herkesin hayatında amacı ve hedefleri olmalı, ne istediğini bilmeli. Ne istediğini bilen, hayal kuran, kendini seven, emek veren ama bir şeyler yaparken hayatı kaçırmayan, iş ve sosyal yaşamını dengede kuran kadınlar bence olmalı. Dediğim gibi hırslar olmadan, sevginin, bilginin paylaşarak çoğaldığına inanan kişiler olmalı. Planlı olduğunuzda ve her şeyinizi zamanında yaptığınızda zaten birçok şey oluyor. Birçok yere kafanızı yoruyorsanız yoğunluk vardır ama bence başarılı bir kadının en önemli şeyi ajandasıdır. Zaman planı çok önemlidir. Bir de insan her şeyi mükemmel yapmaya çalışmamalı. İyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir çalışan olmaya çalışmak insanı daha rahatlatır. Ev kadını olsun, iş kadını olsun ama mutlaka bir hayali olsun. Hayattan bir beklentisi olsun. Amacı ve beklentisi olmayan kadınlar karamsarlığa kapılıyorlar. Biz belki bu kadar çok çalışarak daha çok yoruluyoruz ama yaşlanmıyoruz. Bence o bizi dinç tutuyor. Ben işim gereği birçok kadın topluluklarında birçok insanla bir arada olurken beni de çağırsaydın şeklinde şeyler oluyordu. Ben bunu böyle yönetemeyeceğimi düşündüm. Çünkü gönül kırgınlıkları olmaya başladı. Bundan 12 yıl önce Whatsapp grupları ve sosyal medya grupları yoktu. Ben o insanları bir çatı altında toplayabileceğimi düşündüm. O zaman Google gruplar vardı. Ben de Ebru QualityGroup diye kurmuştum. Sonra biz gittikçe çoğalmaya başladığımızda o Erbu ismi orada olmadı. Quality kelimesinin yanına Miss kelimesinin yakışacağını düşündük ve o zamandan beri böyle. Sevginin, bilginin, paylaşmanın gücüne inanan insanlardan oluşmaya başladı. İlk kez bir kahvaltı etkinliği ile toplanmıştık. Sonra etkinlikler devam etti. Çok insana katkımız oldu. Kimisinin iş kurmasında kimisinin işe girmesinde, bir şekilde herkesin hayatına dokunmuş olduk. Türkiye’de de Bursa’da da böyle dernek olmayıp da böyle sürdürülebilir ve hep aynı çizgide giden pek yok. Örnek olarak gösteriliyoruz. Bir insan bir şeyi yürekten istediğinde o şeyin gerçekleşeceğini düşünüyorum. Bu konuda çok insana ışık oldum. Bu konuda çok insandan telefon ve mesaj aldım. MissQualityGroup 2008’de kuruldu. İş yaşamından insanların katılımıyla o günden bugüne hala aynı insanlar grubun içinde. Geçen sene mayıs ayında yaptığımız etkinliğe bin kadın gelmişti. Bu sivil toplum kuruluşlarının bile etkinlik yaptığında çok toparlayacağı bir sayı değil. Bu grubun en önemli özelliği sürdürülebilir olması ve artık sürdürülebilir bir marka olması. Çünkü onuncu yılımızda marka tescilimizi de aldık. Ben asla bir dernek olsun istemedim. Zaten bir dernekte yöneticiyim. Zaten birçok sivil toplum kuruluşunda, derneğinde görev alıyorum. Ben burayı insanların boş zamanlarında eğlenebileceği, vakit geçirebileceği bir yer olarak görüyorum. Kuruluş gecelerimizi yapıyoruz. En önemli etkinliğimiz bu. Etkinlikler, organizasyonlar, şenlikler, kutlamalar yapıyoruz. Hıdırellez artık adı MissQuality ile anılan bir şenlik oldu. İnsanlar etkinliklerimizde neler yapacağımızı merak ediyor. Biz de her sene yeni şeyler eklemeye çalışıyoruz. Bu kadar kadının olduğu bir oluşumu yönetmek çok zor ama çok şükür bugüne kadar hiçbir tatsızlık yaşamadık. 16 Mart’ta Levent Uçar etkinliğimizde bizimle olacak. Yemekli ve müzikli bir etkinlik yapacağız. Bu gecenin bizim için ayrı bir önemi var. Kalben Derneği’ni Bursa’da misafir edeceğiz. Bir çocuk yetişir dünya değişir sloganıyla yola çıkmışlar. Koruyucu ailede yetişmiş çocukların evlat edindirilmesiyle ilgili çalışmalar yapan, 2016 yılında İstanbul’da kurulmuş bir dernek. Bir temsilciliği de İzmit’te. Onun Bursa temsilciliğini başlatıyoruz. Başında da inşallah ben olacağım. İstanbul ile Bursa arasında bir köprü görevi üstlenmiş olacağız. İş insanlarını hem bir araya getireceğiz hem de ortak bir sosyal payda da buluşturmuş olacağız. Saklamıyorum paylaşıyorum diye bir kitap oyuncak kumbaramız var. Bunu yıllardır yapıyoruz. Bizden sonra bir sürü dernekte bunu gördük. Biz her yıl mayıs ayına kadar toplayıp çocuklara gönderiyoruz. Birilerinin hayatına dokunmak güzel. Biz otizmli çocuklara, downsendromlu çocuklara kermes gibi etkinliklerde destek oluyoruz. Dediğim gibi dernek olmadığımız için birebir yapmayıp, işbirliği şeklinde yapıyoruz.’’ dedi.