Bursa Kent Konseyi Ulaşım Çalışma Grubu Başkanı, değerli dostum, İnşaat Yüksek Mühendisi Mehmet Tözün Bingöl Bursa aşığıdır.

Bursa’nın en önemli sorununu “betonlaşma’’ olarak gören Bingöl; hava kirliliği, yoğun trafik; Bursa’nın doğasının, tarihi dokusunun korunması konularında hassastır.

Bingöl, sorumluluk duygusu olan, Bursa’ya aidiyet hissiyle bağlı; şehrimiz için kafa yoran proje geliştiren aydın bir kentli.

***********************

Kentte yaşamakla kentli olmak çok farklı şeyler.

Kentte ilişkin sorumluluk duygunuz aidiyet hissiniz yoksa kentli değilsinizdir; kuru kalabalıktan biri olursunuz.

Bursa’da işlenen kent suçlarına susarsanız; rant yağmasını görmezden gelirseniz; ah vah edip “nerede o eski Bursa’’ demeye hakkınız var mı?

Bursa betona gömüldüyse; havası çok kirlendiyse; trafiği tıkanıyorsa; yeşil alanları yok oluyorsa; demokratik yollardan kamuoyu baskısı oluşturmayan insanların bunda payı yok mu?

Bu edilgen tutum; Bursa’ya karşı “sessizlik suikastı’’ işlemek değil midir?

HAREKETLİLİK HAFTASI

Dünyanın çeşitli kentlerinde her sene 16-22 Eylül tarihleri “Hareketlilik Haftası”,  22 Eylül ise “Otomobilsiz Kent Günü” olarak kutlanıyor…

Sağ olsun Mehmet Tözün Bingöl, Bursa Kent Konseyi Ulaşım Çalışma Grubu’nun “Hareketlilik Haftası” ile ilgili açıklamasını yolladı bana.

Açıklamada şu satırların altını çizdim:

“2017 raporlarına göre Türkiye’de karbondioksit salımı son 12 yılda %133 arttı. Karbondioksit salımını arttıran en büyük etken motorlu araçlar. 1 litre benzin yakıldığında ortaya çıkan karbondioksit miktarı yaklaşık 2,3 kilogram.  Ulaşım nedeniyle oluşan karbon salımında motorlu taşıtlar % 82 ile ilk sırada yer almakta. Hava kirliliğine yol açan etmenler arasında fosil yakıt bazlı CO2 salımı % 65 ile ilk sırada. Özel otomobil bağımlılığı hareketsizlik ve obezite gibi hastalıklara davetiye çıkardığı gibi kalp sağlığının da en büyük düşmanı. Yine trafikte yaşanan stres, günümüz insanının artık neredeyse her gün, her yerde yaşadığı sıradan bir durum haline geldi.’’

Peki, ne öneriliyor…

“Bisiklet kullanmak, spor yapmak ve bolca hareket etme ile stresten korunabilir, sağlıklı ve üst düzey bir yaşam alışkanlığı edinebiliriz. Yaşam kalitesi yüksek olan şehirlerin ortak özelliklerinden biri motorlu taşıtların rolünün giderek azalmasıdır. Şehir merkezlerinde yayalaştırma, ucuz, konforlu ve hızlı toplu taşıma alternatifleri modern kentlerin olmazsa olmazları. Yine şehir merkezlerinde katlı otoparklar modern şehirlerde terkedilen bir uygulama. Ülkemizde de daha fazla geç kalınmadan bu yönde çalışmalar yapmalıdır.’’

Açıklama Bursa’ya ilişkin bir dilekle bitiyor…

“Yeşillikler arasında, efektif bir lastik tekerlekli ve raylı sistem toplu taşıma sistemi ile bisiklet yolları olan, elektrik ve hibrit araçların fosil yakıt tüketen araçların yerini aldığı, yaya öncelikli bir BURSA hepimizin ortak arzusu”

***********************

İnsanları özel araba sevdasından vaz geçirmek kolay değil ama ben varım; yaya öncelikli olan, bisikletlerin çoğaldığı bir Bursa’ya seve seve evet diyorum.

Bir koşuşturmadır, bir telaştır gidiyor; şu tüketim çılgınlığından sıyrılıp, soluklanıp; yeni bir hayat tarzı, yeni bir kentleşme anlayışı oluşturmalıyız.

Kentler rant için değil insan içindir.