Necmeddin Bey’in hayvan ve bilhassa kedi sevgisinin bir anısını muhterem İsmail Müftüoğlu Beyefendi’den dinlemiştim. Başlıkta yer alan 560 sayfalık ve 9 baskı yapmış olan kitabımın 44. sayfasından merhum Erbakan Hocamızın kedi sevgisine dair bir anekdotla karşınızdayım. Sizlerle paylaşayım değerli okurlarım.

Efendim 2002 senesi Ramazan Bayramı’nda, bayram namazını Fatih Camii’nde kılan Hoca, öğle namazına İsmail Ağa Camii’ne Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi’ye ziyarete gider. Bu ziyarette, Erbakan Hocanın; 32 yaşında Adalet Bakanı yaptığı İsmail Müftüoğlu Beyefendi de bulunur. Namazın peşinden Mahmud Efendi hazretleri ihvanıyla bir müddet oyalanırken, İsmail Bey, Hoca ile birlikte dinlenme bölümünde oturmaktadırlar ve gömlek değiştirenlerin önde gidenlerinden Nusret Bayraktar da orada, Mahmud Efendi’nin gelmesini beklemektedir.

Mahmud Hoca’nın bir kedisi varmış fakat biraz asabi mizaç, saldırgan ve dokunulduğunda tırmalayan bir kedi. O kedi de bekleme yerine doğru gelir ve etrafa bakar. Sonra doğru Erbakan Hocanın yanına gidip, önce sağ ayağına sürünür, sonra bir gerinir, sonra sol ayağına sürünür ve Hocamızın karşısına geçer patileri önde olarak Hocayı seyre başlar. Bundan memnuniyet duyan Hoca, sevmek için elini uzatırken, İsmail Bey: “Aman Hocam, biraz saldırgandır tırmalamasın” der. Ancak Hoca istifini bozmaz ve başını okşadığı kedinin mır mır mır diyerek sevilmeye yardımcı olduğunu görür.

İsmail Bey tırmalama beklerken, meydana gelen muhabbete şaşarken, daha sonra hayran kalıp ağlayacağı bir manzaraya şahit olmayı aklından bile geçirmemekteydi. O anda. Hoca, birdenbire hıçkırarak ağlamaya başlar. Hoca’nın bu hali, orada bulunanlara dokunur. Hoca az sonra söze şöyle girer:

-İsmail Bey; biz Trabzon’dan İstanbul’a tayin olduğumuzda, taşınma hazırlıkları yaparken çok sevdiğim bir kedim vardı. Evdekilere kediyi İstanbul’a götürebilecek miyiz diye sorduğumda hayır cevabı almıştım. Bunun üzerine kedime her bakışta geçen her saniyenin ayrılık zamanını hatırladığımdan, kucağıma alıp onunla dertleşmiştim. Demiştim ki; kediciğim, seni çok seviyorum. Fakat buradan gidiyoruz. Seni de götürmek istedim fakat büyüklerim kabul etmediler, benim de onları iknaya kudretim yok, seni nasıl bırakacağım? Kime bırakacağımı düşünüyorum, cevap bulamıyorum. Dedim. Kedi biraz evvel bu kedinin yaptığı gibi kendisini bir müddet sevmem için kolaylıklar gösterdi sonra da, yüzüme iyice bakıp çekti gitti. Bir daha da onu hiç görmedim. Bu kedi bana, o günümü hatırlattı. Sene 1938 aradan 64 sene geçmiş der.

Bu kedinin sevgi hissiyatı, Erbakan Hocamızın hayvanlara olan sevgisinin karşılıklı olarak ibret verici bir dersi olarak algılansa yeridir derim. Fiemanillah