İsmi lazım değil bir köşe yazarı; “Bu virüsten bizi bilim kurtaracak” diyenleri, bilimperestlikle suçlamış.

Yani putperestliğe benzetiyor.

Sağlık olsun; bir bilimperest olarak yazıma devam edeyim.

*****************

Evrim kuramına karşı çıkanlar fena halde yanıldılar. Evrim safsatadır diyenler koronaya tosladılar.

Virüs mutasyon geçiriyor, mutasyon ne: Evrim.

Yani siz evrim kuramını müfredattan çıkarsanız da o varlığını sürdürüyor.

Bilimin bir beka meselesi olduğu korona vasıtasıyla kafamıza girer mi bakacağı.

*****************

Bilim; meraktır, şüphe duymaktır, soru sormaktır.

Ve…

Şüphe duymak, soru sormak, eleştirel akla sahip olmak, gerçeğe sadakat göstermek;  tehdit değil demokrasinin ve halk sağlığının güvencesidir.

 

 

CUMHURİYET AKILDIR

 

 

Cumhuriyet Türkiye’nin gecikmiş Rönesans’ı, aydınlanma devrimiydi.

Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil; toplumsal yaşamın her alanında aklı hakim kılmaktı.

Korona gerçeği “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’’diyen Atatürk’ü doğruluyor.

*****************

Doktorlar, sağlık çalışanları, eczacılar, bilim insanları koronayla; yüzyıllara yayılan akıl emeğiyle var edilen bilimsel bilgi sayesinde mücadele ediyorlar.

Aşı için, ilaç geliştirme için; insanlık umutla bilimden, bilim insanlarından yardım bekliyor.

AYTUN ÇIRAY

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı, Sağlık Bakanlığı Eski Müsteşarı Doktor Aytun Çıray;  gazeteci Nurzen Amuran’a, Cumhuriyetin Osmanlıdan devraldığı acı sağlık tablosu için şöyle demiş:

‘’On iki milyon nüfus vardı ve insanımızın ortalama yaşam süresi 40 yıldı. Birkaç şehir dışında eczane yoktu. Nüfusun dörtte bir yani üç milyonu trahomluydu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgını vardı. Bitlenmeyi saymıyorum. Yani on iki milyonun yarısı hastaydı. Her doğan iki bebekten biri ölüyordu. (…)Cumhuriyet, Osmanlı'dan hasta bir millet devraldı. (…) Böyle bir ortamda genç cumhuriyetimiz, 340 doktor, 430 sağlık memuru, 140 ebe ile yola çıkarak müthiş bir plânlama ve irade ile dünyaya örnek olacak bir mücadele yürüttü, başarılı oldu.’’

*****************

Aytun Çıray Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsünün kapatılmasının yanlışlığına değiniyor ve ekliyor: “Orada Cumhuriyetin sağlık hafızası vardı. Dünya sağlık kuruluşlarının kabul ettiği referans laboratuvarlardan biriydi. Aşı çalışmaları yapılıyordu. Yerine kurdukları Halk Sağlığı Kurumu bu işlevi gerçekleştiremedi. İşte şimdi, Covid-19 salgınında bunun bedelini ödüyoruz. Pandemide Refik Saydam olsaydı daha farklı olurdu.’’

*****************

İnsanlığın aydınlık bir geleceği olacaksa bu bilimin ışığıyla mümkün.