Özel haber / Mehmer Ergül

 Tüm Emekliler Sendikası Bursa Şube Başkanı Günay Onayman; “Ülkemizde Korona virüs salgınının görüldüğü yaklaşık iki buçuk aydan bu güne sokağa çıkma engeli içinde, adeta bir fiil evlerine hapsedilen 65 yaş üstü gurubu oluşturan vatandaşlarımıza dair yasağın ısrarla sürdürülme kararını sorguladığımızda, çok haklı ve adaletli bir bilimsel gerekçiye dayanmadığını görüyoruz” dedi.

 

Tüm Emekliler Sendikası Bursa Şube Başkanı Günay Onayman koronavirüs sürecine dair açıklama yaptı. Onayman “Özellikle sağlık emekçilerimizin kendi hayatları bahasına sürdürülen virüsle mücadele sürecinin bu güne dair gelinen sonuçlarına baktığımızda,alınan ve uygulanan tedbir ve de zorunlu uygulamalarla salgının giderek etkisinin düşüş göstermesi ile birlikte kontrol edilebilir noktaya geldiğini, gerek bakanlık, gerekse bilim kurulunun açıklamalarından görmekteyiz. Nitekim başarı olarak nitelenen bu veri ve sonuçlar dikkate alınarak 1 Haziran tarihinden itibaren hemen, hemen tüm yasak ve engellerin kaldırılacağı, ancak başlangıçtan bu güne 65 yaş gurubu yurttaşlarımız için uygulanan sokağa çıkma yasaklarının devam ettirildiği belirtilmiş, ancak ayni yaş gurubunun içinde bulunan “sanayici, tüccar, esnaf ve çalışma yaşamını sürdüren diğer yurttaşlarımıza bu yasakların uygulanmayacağı” açıklanması ciddi bir kafa karışıklığı ve de çelişki oluşturduğunu da görmekteyiz” dedi.

 

“Evlere Mahkum Edildik!”

 

Onayman; “Eğer hala uygulanan yasak kapsamı bu yaş gurubunun sağlığını korumaya yönelik ise, çalışma koşulları içerisinde bulunan ayni yaş gurubu bu yurttaşlarımız, diğer çalışmayanlara nazaran hangi farklı tespitlerle değerlendirilerek yaşamları tehdit altına sokuluyor olmuyor mu? Sendikamızın gerek Bursa, gerekse ülke genelinde ki örgütsel yapısı içinde yer alan bu yaş gurubu, ayrıca tüm ülke nüfusumuzda kisayılarıyla da milyonları oluşturduğu, mevcut yaşları gereği yaşam ve çalışma alanlarında yaşadıklarıyla da çok ciddi bilgi, tecrübe ve şu an hiç bir ayrımsız tüm insanlığın ve de kendilerinin sağlıklarıyla ilgili yaşanan riskli bu koşullarda “neye dikkat etmeleri, hangi açıklanan zorunlu bilimsel kurallara uyacaklarını anlayabilecek bilgi ve algıya sahip olduklarını” zaten bizce bilindiği gibi, bu kararları uygulamaya sokan ilgililer tarafından da tahmin edildiğini düşünmek istiyoruz. Bu tespit, yorum ve değerlendirmelerimiz sonucu bu yaş gurubuna uygulanan “sözde yaşam ve sağlıklarının korunması niyetiyle gerekçelendirilen bu yasak ve engelleme kararlarını” haksız, adaletsiz, hatta kişisel özgürlük ve de toplumsal ayrımcılıkla birlikte bizzat tecrit anlamını da yansıttığı izlenimine yol açtığı görülmektedir. Kısaca bu yasaklı uygulamayı tarif etmek gerekirse, “bu yaş gurubunun sağlık ve yaşamlarını korumak adına aylarca sürdürülen yasaklı ve engelleyici evlere adeta mahkum edilmiş karar ve uygulamalar sonucu, günlük sosyal yaşam ve aktivetilerden uzaklaştırılan bu insanların özellikle yaşları gereği hem fiziki, hem de ruhsal ağır hastalıklarla karşı, karşıya kaldıkları” yani bir taraftan sağlığın sözde korunma amacını taşıdığına inandığımız uygulamaların sonuçlarına bakıldığında, bu yurttaşlarımızın sağlık koşullarının daha da ağır tahribat ve risklerine yol açıldığı bizce ve karaları oluşturan ilgililerce de tespit edilemiyor ve görülemiyor mu?” şeklinde konuştu.

 

"65 YAŞ ÜSTÜ KONTROLLÜ YAŞAM İÇERİSİNE DAHİL EDİLMELİ"

Onayman; “Sağlık açısından risk kapsamında değerlendirilen bir diğer tespit ise elbette “kronik” rahatsızlığı bulunan yurttaşlarımızdır. Bu dikkatle izlenmesi ve kontrolü gerektiren rahatsızlık gurubunda sadece ileri yaş gurubunda olanlarımız değil, her yaş gurubunu kapsadığı zaten bilinen bir gerçekliktir. Bu durumda bulunan kişilerin takip ve tespit edilmeleri, Sağlık Bakanlığı, hastaneler ve de Aile Hekimlikler kayıtlarında mevcut olup, ayrıca farklı bir kapsam içinde kontrol ve tedavileri sürdürülebilir diye yorumlamaktayız. Elbette yaşanan bu uygulamalara karşı çok daha söz edilebilir, ancak yaşanan bu süreçte özellikle başlangıçtan bu yana büyük bir sorumluluk ve titizlikle çalışmalarını sürdürdüğüne inandığımız Bilim Konseyi ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinin her türlü yazılı ve görsel iletişim araçlarıyla yaptıkları açıklamalar sayesinde, yurttaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun olduğu gibi, bu yaş gurubunda bulunan yurttaşlarımız da gerekli bilgiyi edinmişlerdir.Sonuç olarak, bu bilgi ve tespitimizle birlikte, açıklanan 1 Haziran tarihi itibarıyla kısmen normal koşullara dönüşeceği görülen bu süreçte, her diğer vatandaşlarımız gibi 65 yaş gurubunu oluşturan milyonlarca insanımızın da zorunlu uyması gereken kuralları yerine getirmek şartıyla; Maskelerini sürekli takarak, Özellikle el ve yüz bölgelerini yıkama ve temizlik kuralarını uygulayarak, Uyulması mutlak gerekli olan sosyal mesafe koşullarını gözeterek, İlgili yasak ve engellerinin acilen kaldırılması ve sürecin zorunlu kıldığı “KONTOLLÜ YAŞAM” içerisine dahil edilmeleri önemle sağlanmalı ve toplumsal ayrımcı ve tecrit görüntüsü veren bu uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.