Tüm dünyada etkisini göstermeyi sürdüren korona virüs salgını, İslam âleminin bu yıl Ramazan ayına mahzun girmesine de yol açtı.

Orucun farz kılındığı, Ramazan’ın insanlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayıran Kuran’ın indirildiği ay olan Kur’an ayı Ramazan’a bu yıl üzgün başladık.

Bu aya ulaşanların oruç tutmakla mükellef olduğu/emredildiği oruç ayı Ramazan’a bu yıl duygulu girdik.

Kutsal bir ay olan Ramazan’ı bu yıl boynu bükük sürdüreceğiz teravih gibi toplu namazlar kılınamayacak.

Toplu sahur ve iftarlar da olmayacak.

Fırınlar da iftara iki saat kala kapatılacak ama sıcak pideyi ancak evlerimizde yeniden ısıtarak yiyebiliriz.

 

Ramazan ayının bu ilk gününe Müslümanlar kafalarda birçok soru ile girmişti.

Önceleri Ramazan ertelenecek mi?

Oruç tutmak salgının yayılmasına etki eder mi soruları oluşmuştu kafalarda.

Neyse ki, Diyanet İşleri Başkanlığı konuyla ilgili yaptığı açıklamada sorulara açıklık getirdi.

İslam dininin ilkelerine göre her ibadetin ifa edileceği zaman, mekân ve koşulların vahiyle belirlendiği hatırlatılan açıklamada;

Ramazan ayında sağlıklı olan her müminin oruç tutması Allah Teâlâ’nın emriyle farz kılınmıştır. Bu ibadetin topyekûn ertelenmesi mümkün değildir” denildi.

Bilim insanlarından alınan bilgilere göre de, sağlıklı bireylerin oruç tutmaları, hastalığın yayılması bakımından özel bir risk oluşturmayacağı belirtildi.

Ayrıca oruç tutmanın bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğine yönelik kanıta dayalı tıbbi bir tespit bulunmazken, aksine “oruç tutmanın bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler meydana getirdiğine ilişkin bilimsel yayınlar mevcuttur." denildi.

 

Ramazanı, bu yıl tüm dünyayı etkisi altına alan ve Türkiye'yi de tehdit eden salgınının gölgesinde idrak edeceğiz.

Aslında modern zamanlarda insanlığın sorumluluklarını vahim bir hata olarak unuttuğumuzu da bilmemiz gerek.

Bir yandan salgın hastalık, korku, kaygı, diğer yanda savaş, açlık, kıtlık, şiddet ve vahşetin kıskacında inleyen insanlık, Allah'ın koyduğu ölçülerin bozulmasındaki sorumluluğu muhasebe etmek zorunda.

Bu dünyaya neden geldiğimizi, ne yaptığımızı, nereye gittiğimizi kendi içimizde sorgulamamız, yeni yol haritaları çizmemiz gerektiği açık.

Müslümanlar olarak ortaya koyduğumuz davranışları, sorumluluklarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerektiği açıkça ortada.

Diyanet İşleri Başkanı; özellikle korona virüs salgını nedeniyle zor zamanlar geçirdiğimiz bugünleri, ‘Ramazanın bereketli iklimi, söz konusu hususları derinlikli olarak tefekkür ve muhasebe etmemiz için önemli bir imkândır.’ demekte.

 

Allah’ın emir ve yasakların ifasında insanları güçleri oranında sorumlu tuttuğu, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler koyduğunu da biliyoruz.

Belli koşullara bağlı olarak kazaya bırakma konusunda bazı ruhsatlar tanındığını da…    

Kur'an-ı Kerim'de ramazan orucunu tutmamayı sakıncasız kılan temel mazeretlerden biri hastalık bildiğimiz üzere… Hastalık halinde orucun daha sonra kaza edilmesine izin verilmiştir.                İslam âlimleri, oruç tutulması halinde hasta olunması, hastalığın uzaması yahut artması olasılığını da bu kapsamda değerlendirmektedirler. 

Sevgili Peygamberimiz, ramazan ayında içtenlikle yapılan dua, ibadet ve iyiliklerin Allah katında daha değerli olacağını bildiriyor.        

Ramazan ayının bu virüs belasından kurtulmak için bir vesilede olur inşallah.

Allah’tan umut kesilmez, Allah bir topluma kaldıramayacağı yük yüklemez.

İbadet ve dualarımızın Nur'a dönüşüp Rabbimize ulaşması dileği ile…