Orhan Kaplan’ın Erbakan’ın motorlarıyla ilgili yazısını okuduk. Bizleri kahrettiren bir konuyla ilgiliydi…

       Sürekli yazmıyoruz, gündemler bakımından ortalık çok karışık, aklımın köşesinden geçmeye zaman ve zemin bulamamış bu konu. Bir de biz girelim istedik. Sağlığında Hocama karşı bir yanlışlık yapmış isek, affına mazhar olur umut ve niyetiyle…

                                                                                              xxxxxx      

         Günün birinde Suudilerin Ankara Elçisi, Erbakan’a gider. Biraz sohbet edecek, fikir alış verişinde bulunacak, Çay kahve faslının ardından, Elçi bey, Hocamıza bizden şikayetçi olur. “Suud kralını rahatsız ediyormuşuz”. Hocam elini ceketin cebine atar ve bir gazete güpürü çıkarır. Bir yazımızın gazeteden kesilmişiydi.       

        “Atila kardeşimizin tenkitlerinden birisi. Bizde kişilerin haklarına saygı ve hürmet geleneği vardır. Sizi tenkit etmiş ise, vardır bir sebebi. Biz kadeşlerimizin fikrine, düşünce ve tercihlerine karışmayız. Hürriyet anlayışımız böyledir. Bize yönelik tenkitlerinde de haklıydı ve rahatsız da olmadım”.                                                                                                                                                              

       Hocamızın, Taa Mısır sultanının kulağına kadar yayılmış meşhur bir sevdası vardır. Yerli ve yabancı karşıtları tarafından lanetlenmiş sevda.  Türkiye’nin sanayileşmesi,özellikle ağır sanayini sahiplenmesi.Gümüş Motor teşebbüsü de, bu sevdanın ilk göz ağrısıdır..

        Orhan kardeşim, bu sevdanın kahredici acısını gayet güzel anlatmış. Biz de, bir başka tarafından gidelim.

                                                                                                                   Xxxx

          Erbakan hocamızın vatan sevgisi motor ağırlıklıdır. Evvela TIR motorları için Volvo ile traktör motorları için Mercedes ile lisans anlaşmaları yapılır. Yılda 100.000 kamyon motoru ve 30,000 adet de traktör motoru yapılacak. Bunun işin şirket kurulur, TÜMOSAN..

           Motorlu vasıtalar için aktarma organları ve atölyeler için takım tezgahları fabrikalarının projeleriyle birlikte temelleri de atılmaya başlar, Batı dünyası bundan rahatsızlanınca, doğal tabiatı gereği, Türkiye’ye çeşitli ambargolarla saldırıya geçerler. Sömürgeci edasıyla taleplerini bildirirler.

                 ”Siz; motor, otomobil, silah, uçak ve tank yapamazsınız bu sektörlere giremezsiniz. Tarım, sağlık, enerji ve eğitim alanlarında çalışın”. Direktifini vermekten de geri kalınmaz,

                                                                                        Xxxxx

            Demirel’in MC hükümetinde Erbakan başbakan yardımcısıdır. TÜMOSAN, kurulmuş ve traktörler için aktarma organlarını imal ederken diğer fabrikaların inşaatları da devam ediyor. Ne var ki, ağır sanayi yatırımlarına kalkışan Türkiye’nin bu projeleri için Erbakan’ın yaptığı finansman anlaşmaları Batılı finansörleri tarafından feshediliyor.

           “Siz, bizim alanımıza giremezsiniz. Biz yaparız size satarız !…”

            12 Eylül’ün askerleri, Erbakan’ın bütün projelerini askıya alarak, yıkıma başlar. TÜMOSAN ile birlikte Fabrika müdürü de görevden alınıp yerine emekli bir albay oturtulunca, Erbakan’ın kamyon fabrikası, şehir caddelerindeki aydınlatma direklerine  çöp kutusu imalatına başlar..

             Taksim ve Aksaray’da cadde kenarlarında gördüğüm bu “tümosan markalı çöp kutularına birkaç kez tükürmüşlüğüm vardır.

                                                                                                      Xxxxx

             Erbakan’ın  ağır sanayi atılımında baş yardımcısı TÜMOSAN Müdürü Sedat Çelikdoğan hocadır. Darbe kuvvetlerinin görevden alarak cezalandırve masını takiben, hoca, özel sektör alanında yeni baştan hayata atılıyor. Yavuz Motor Fabrikasını kurarak, Türkiye’nin ilk yerli ve milli dizel motorunu üretiyor. Motorlar için krank milleri, biyel kolları, blokların önemli parçaları ayni zamanda dışarıya da ihraç ediliyor. Renault/Megane’nin ebesi, bu Sedat hocadır..

             Erbakan ve Sedat Hoca  teknik alandaki arkadaşlarıyla birlikte Malezya, Endonezya ve Pakistan seyahatine çıkıyorlar. Yeni kurulan D-8 kalkınma işbirliği, Batı dünyasında büyük rahatsızlık yaratır.

            D-8 projelerinde ticareti kimler yapacak?. Sanayi tesislerini kim ?. Tarım ve istihdam problemleri nasıl halledilecek? Bunlar ortaklar arasında ayrı ayrı üstlenilir. Türkiye, sağlık ve sanayileşme alanında yükü sırtlandı. Türkiye’de üretilmek üzere ziraat uçağı üretim çalışmaları başlatıldı. Bu uçak, o tarihte yapıldı ve şimdi TAI hangarında duruyor.

                                                                                            xxxx

           Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan için her ne kadar “Milli görüş gömleğini çıkardığı”  söylenirse de, günümüzün sanayi alanındaki hareketler, alınan mesafeler, gömlekteki uzun kolların kıvrılarak terlemeye devamın belirtileridir, amma anlayabilene tabii..                                                                               xxxxx

                 Türkiyemizde  iplik üretiliyor kumaş da dokunuyor. Yirmili-otuzlu yılların kamçılı tezgahları, ağır aksak yerlerini pik döküm kara tezgahlara bırakmıştı.70’li yıllara kadar pik döküm jakarlı tezgahlarla işlerini hem de güzel götüren dokumacılar, daha güzeli için modernleşmeye yöneldiler. Dışarıdan çok fonksiyonlu otomatik tezgah ithali başladı.

           Bursalılar, bu güzelleşmeyi iyi bilirler.

          Dokumacı, bir süre sonra, güzele nispet çok daha güzelleşmenin yolunu keşfetti..

          “Ekonomik ömrünü  tamamlamış hurda tezgah getirmek”..

         Hükümet hurda makine ithalatını yasakladığından, piyasanın aç gözlü karşı gücü, yasağa karşı daha verimli bir başka yol buldu.

         “.Hurda makinaların üretim tarihlerini gençleştirerek ithal etmek

          İtalyan yahudisinden hurda fiyatına satın aldıkları tezganlarla üretimde verim artışını yakalayan dokumacı, kısa sürede kanun dışından giderek dükkanının bilanço değerini yükselterek şirketliler sınıfına atlayıverdi.

          Tümüyle mi ?  Değil tabii. İşini ve yoluyla yordamını denk getirebilenleri..

          Sedat Hoca, tekstil tezgahlarının yerli ve meşru yoldan modernleştirme projesine de elini atmış idi amma, şu anda ne haldedir bilmiyorum…

                                                                                        Xxxxx

           Rahmetli Erbakan hocamıza yönelik tenkitlerimden birisi de Hurda tekstil makinası ithalatına benzer, hurda otomobil ithalatıydı. Bedelsiz ithalat yolu üzerinden Kullanılmış Mercedes ithalatını serbest bırakmak. Sert bir üslupla da karşı çıkmıştım. Tabandaki okuyucu hırıstiyan vari bir anlayışla bizi afaroza kalkıştı.

           İnsanoğlu yaşarken elindekinin kıymetini bilmiyor. Bilmiyor da değil. Bilmek istemiyor. Bundan ötürü kaybettiğinde ah vahh ile kafasını taşlara vuruyor. Oysa dinimiz daha ilk yaşlarda başlıyor “sigara içki içmeyin. Yemekten hemen sonra yatmayın. Sofrada patlayıncaya yiyip içip tıkınmayın ve bol bol da yürüyün vs, gibi direktiflerine..

          Erbakan Hocamızın da projelerini, politikasını, dünyaya bakış pencere ve felsefesini karalayarak kırıp parçalayanlar, şimdi anlıyorlar ne kadar doğru, isabetli ve haklı imiş, devlet idaresinde…