Allah’ım bize, Ülkemize ve milletimize daha fazla bela verme. Sadece ocak ayı içerisinde atlattığımız felaketlerin sayısı gittikçe artıyor. Deprem, Çığ ve İdlib’teki şehitlerimiz derken bir de Uçak kazası yaşadık. Hele çığ tam bir felaket oldu, ilk çığın ardından gelen ikinci çığ Elazığ depremi kadar can aldı bizden.

Yine de Allah’tan o kadar ümitliyiz ki, felaketler, afetler çok daha yıkıcı olabilirdi. Hele depremin ardından tespiti yapılan on binlerce binanın ağır hasarlı olması bize felaketin ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Nitekim 1992 yılında meydana gelen Erzincan depreminin şiddeti 6.6 olarak ölçülmüştü ve o depremde 653 can kaybımız olmuştu. Erzincan nerede ise haritadan silinmişti. 

Çığ felaketleri uzun zamandır pek yaşanmıyordu ancak geçmişte ve hatta özellikle 1992 yılında peşpeşe meydana gelen çığ felaketlerinin toplamında da 500 civarı sivil ve Asker kayıplarımız olmuştu. Şırnak gömeç köyünde meydana gelen bir çığ felaketinde bir Askeri birlik ve köy tamamen yok olmuş, karın altında kalmıştı, 91asker ve 60 sivil vatandaşımız hayatını kaybetmişti.

Sabiha Gökçen Havaalanında meydana gelen kazada ise 3 insanımız hayatını kaybetti ve 180 yaralımız var. Çok büyük bir felaketin eşiğinden dönmüşüz hissi uyanıyor. Tüm bu felaketlerin üzerine bu kadar büyük bir kazayı bu kadar ucuz atlamış olmamız bir mucize gibi geliyor.

Depremler artçı depremler olarak devam ediyor ve hiç aralık vermiyor, tabiri caizse nefes aldırmıyor. Akdeniz, Manisa, Elazığ ve Akhisar başta olmak üzere irili ufaklı bir çok deprem İstanbul ve Ankara’da bile meydana geldi.

Suriye Meselesi ve Ekonomik durum

Bu kadar felaketin arasında İdlib’de Askerlerimize rejim güçleri tarafından yapılan saldırıda askerlerimiz şehit oldular. Rusya ve İran destekli rejim güçlerinin bilerek yaptıkları bir saldırı bu ve biz mislinden fazlası ile karşılık verdik, ancak tüm rejim askeri etkisiz hale gelse yüreğimize düşen ateşi söndürmez. Yapacağımız şey bundan sonra böyle bir şeyin yaşanmamasını temin etmektir bu da devletimizin en acil görevidir. Çünkü Suriye topraklarında ve özellikle iİlib bölgesinde hayli Askerimiz görev yapıyor. Bu askerlerimiz şu anda ateş çemberinin tam ortasındalar.

Tabi bu konunun Siyasi boyutu da var. Böyle bir saldırı Rusya’nın haberi olmadan olması nerede ise mümkün değildir. Nitekim Cumhurbaşkanımız da bu minvalde açıklamalar yaptı. bu durumda bu askerlerin hesabını Ruslara da sormak gerekiyor. Devletimiz çok sert açıklamalar yapıyor yapmasına ama fiili olarak Rusya ile yeni bir çekişme içerisine girmek istemiyor. Böyle bir çekişmenin her iki ülkeye çok büyük ekonomik zararı dokunacaktır. Türkiye bu kadar badire ve zorluğun içerisinde başka bir ekonomik sıkıntıya düşmeyi asla uygun görmeyecektir.

Ekonomimiz, gerek çevre ülkelerin etkisi ve gerekse global etkilerden kaynaklı bir darlık ve sıkıntı içerisindedir. ABD ile yaşanan sıkıntılar ve ABD’nin bazı yaptırımlar ve özellikle gümrük vergilerinde artırımlar yapmış olması ekonomiyi iyice daralttı. Özellikle kur üzerinde yapılan baskılar ve gelinen durum ülke ekonomisini sarsıyor. Enflasyon rakamları çift haneli rakamlarda seyrediyor, bir türlü düşürülemiyor. Faizlerde yapılan düşürmeler de enflasyon pek bir etki etmemiş görünüyor. Tüm bunlar ile beraber ülkemize sığınmış Suriyeli göçmenler için harcanan para da ekonomiyi olumsuz yönde etkiliyor.

Tüm bunlar yaşanırken, bir de Rusya ile bir anlaşmazlık ekonomimiz için yıkıcı bir darbe olur. Bu yüzden Rusya ile daha dikkatli hareket etmek zorundayız. Suriye içerisinde yaşanan gelişmeler için en iyi yöntem masada kazanmak ve masada istediğini almak şeklinde olmalıdır. Tabi masada güçlü olabilmek için sahada güçlü olmak gerekiyor. Saha da ne kadar güçlü olduğunu Türkiye birkaç gösterdi ancak Rusya’ya daha farklı bir güç gösterisi yapmak gerekiyor. Örneğin, Cumhurbaşkanımız Suriye Rejim güçlerinin geri çekilmesi için belli bir süre tanıdı, bu sürenin sonunda çekilmezlerse kendimiz halledeceğiz dedi. Bu doğru bir yaklaşımdır, eğer rejim güçleri çekilmezlerse askerimiz gerekli müdahaleyi mutlaka yapmalıdır, bu elzemdir. Hem Rusya ve Suriye rejimi böylece gücümüzü test etmeye kalkışmaz bir daha.