Köprü temmuz ayının ancak 2. gününde kullanılabilecek hale geldi.

Aynı gün Skebelof’un ordusu, General Gurko’nun yeni kurulmuş karışık bir kolordusuyla 8 ve 13.kolorduların süvari tümenleri sağ sahile geçirildi. Rusların 9 ve 12. kolordularının geçirilmesi gecikti. Bu kuvvetler ancak 7 ve 9 Temmuz’da geçirilebildi. Bunlar tamamlandığında Grandük Nikola, Bulgaristan tarafında 130 bin kişilik bir kuvvetle beklemekteydi.

TENKİTLERİM: Rusların Osmanlı ordusu karşısında evvela köprü kurmadan, daha sonra bir köprü ile gayet büyük olan Tuna nehrini nasıl geçmeye muvaffak oldukları tetkik edilecek olursa görülür ki, bunun asıl sebebi başkumandanın, kumandanlık iktidarına sahip olmamasında aramak icap eder. Esasen, Osmanlı Başkumandanı Rusların Orta Tuna’yı geçeceklerini anladığı halde bu geçit hareketlerini menetmek hususunu gayri mümkün görüyor. Evet, bir kumandan, düşman ordusunun çok uzun bir yolu kat ettikten sonra birçok eksiklikler içinde büyük bir ordunun karşısında yine pek büyük bir nehri geçerken ne derece zayıf bulunacağını ve bu geçit hareketinin haftalarca devam edeceğini, nehri geçen kuvvet üzerine ani bir hücum yapıldığı takdirde düşman ordusunu düştüğü nehre dökmenin kolay olduğunu düşünemezse, elbette böyle bir zamanda düşmanın noksanlık ve zayıflığını keşfetmekten acizliği, hareketsiz kılmasını mecburi kılar.

Tuna nehrinin savunmasının mümkün olmadığının kanaatine varan bir kumandan, tabii civarda bulunan birlikleri icap eden noktaya vakti zamanında yetişebilecek tarzda yerleştirmek ve haberleşmenin hızlandırılması için muhabere vasıtalarını hazırlaması, vereceği talimata uygun noktalara çabucak yetişmelerini temin hususunu aklına bile getirmeyip belki de düşmanın geçtiğini haber alır almaz birliklere ricat emri verir.

Şüphesiz ki; Tuna nehri boylu boyunca bir müdafaa hattı ile savunulamaz. Fakat sevk ve idarece Tuna’nın müdafaası düşmana hiçbir yerde Tuna’yı geçirmemeye çalışmak, geçerse geçen kuvvetlerin üzerine derhal saldırıp mağlup etmek her vakit mümkündü. Hatta bizim için çok güzel bir vaziyet meydana gelirdi. Bir başkumandan muvaffakiyetsizliği peşinen kabul etmişse artık ondan bir başarı beklenebilir mi? Ne kadar üzülsek azdır ki, bu hal hükümdar tarafından da uygun bulundu. Henüz harbin başlangıcında hiç mağlup olmamış bir ordu, Tuna’yı geçmek isteyen Rus ordusuna karşı hiç savaş edemeyecek bir halde olduğunu kabul ediyordu, bu anlayışla harbe devam edilebilir mi? Aslında Rusların Tuna’yı Orta Tuna’dan geçeceğini tahmin eden başkumandan, Rusları buradan geçirmemeyi ve geçen kuvvetleri yenip uzaklaştırmaya karar verseydi, bu karardaki muvaffakiyet kesindi.

 

Nehrin bu mıntıkasının geri taraflarında gözetleyici birlikleri çoğaltmakla birlikte daha geride de ihtiyatlardan bir tümen kadar asker bulundurulsa ve Kale-i Erbaa’da bulunan orduyu Biela-Tırnova hattına ve Vidin'de bulunan orduyu da Plevne-Niğbolu-Rahova mıntıkasına çekerek düşman nereden geçerse en yakın müfrezelerimizin derhal üzerlerine saldırılmasını emir edecekti. Bunlar yapılmayıp da, hakikatte olduğu gibi fena vaziyette bulunulsa bile yine Rus ordusu mahvedilebilirdi. Rusların geçit harekatı haber alınır alınmaz; Rusçuk-Niğbolu ve Tırnova’da bulunan kuvvetler, Ziştovi istikametinde ilerleselerdi, Haziran’ın 29. veya 30.günü henüz süvari tümenleri geçmemiş olduğundan, 8. ve 13. Rus kolordularını 55 bin askerle nehre atmak mümkün olduğu gibi, Kale-i Erbaa ve Vidin’de bulunan kuvvetlerinde vakit geçirmeden Ziştovi istikametinde hareket halinde olan bu kuvvetler de, Rusların sağ ve sol yanlarına 3. veya 4. günü yetişiyor ki, her halleriyle fena bir vaziyette bulunan Rus kuvvetlerine karşı iki misli bir kuvvetle meydan savaşı verilebilecekti. Bilhassa Rusların 9. ve 12. Kolordularının ancak ayın 7. Veya 9. günleri arasında geçirilmesi sebebiyle Kale-i Erbaa ve Vidin orduları hareketlerinde dört-beş gün geç kalmış olsalar bile yine de iki misli üstünlüğe sahiptiler. Hatta Ruslar bütün kuvvetlerini geçirmiş oldukları halde 130 bin mevcuda sahip olduklarından, Osmanlı ordusunun başkumandanının hareketsizliği terk edip, Ruslara karşı ciddi taarruza geçmesi halinde başarımız mutlaktı!

 

 

 


Bizim askerlerimiz en zor şartlarda savaşabilir

 


Burada başkumandanı mazur gösterecek bir sebep aranırsa, bu sebep de, birliklerin istenilen zamanda hemen hareket edecek tarzda teşkilatının mükemmel olmaması ve nakliye teşkilatının bulunmamasıydı. Fakat bu vaziyette dahi son bir gayret ve fedakarlık gösterilmesi zaruriydi. Bizim askerlerimiz en zor şartlarda dört-beş günlük peksimetini sırtında taşır, aç da kalır, yine de büyük bir cesaretle ve fedakarlıkla savaşabilirdi. Bütün savaş boyunca bir daha ele geçmeyecek olan bu fırsatı eksiklikleri bahane ederek kaçırmak hiçbir zaman kabul edilemez. Fiemanillah. (Devam edecek)