Pandemi sürecinde zorunlu olarak eve kapandık.

Tam dört ay sonra, geçen perşembe günü, bir işim için Bursa merkeze gittim.

Normalleşme adımlarının akabinde, her şey eski düzenine dönmüş ama, gördüğüm manzarayı hiç normal bulmadım.

Toplu taşıma araçları, minibüs, otobüs, Bursaray vagonları o kadar dolu ki, fiziki mesafe uygulamak imkansız.

Çoğu insanda maske var ancak, dipdibe, içiçe bir durum söz konusu.

65 yaş üstü büyüklerimiz de, yasak kalkar kalkmaz soluğu yollarda almış!

Kent Meydanı, Şehreküstü, Çarşı bölgesi, Heykel, Setbaşı civarı oluk oluk insanla ana baba günüydü. Salgın öncesi günlerden farksızdı.

Mağazaların kapısında, giren ve çıkanların oluşturduğu kalabalık akıl alacak gibi değil. Sanki evinde oturan hiç kimse kalmamış, herkes dışarıda.

Hayret ki ne hayret! Eyvah ki ne eyvah! Yazık ki ne yazık!

Gittiğime gideceğimi pişman oldum.

Mudanya'da hafta içinde nispeten daha az kalabalık var.

Amma velakin, Mudanya'da da hafta sonları ve akşamları sahil bandı farklı değil.

Bursa'dan deniz havası almak için Mudanya'ya, Güzelyalı'ya akın edenler, neredeyse salgın öncesindeki aynı trafiği, aynı yoğunluğu oluşturuyor.

Hele ki cumartesi günü, sınav sonrası yasağın kalkmasıyla birlikte oluşan yoğunluk, sahilde halay çekenler, 'bunlar başka bir dünyada mı yaşıyor' dedirtti.

Maskesiz, mesafesiz oynayanları görenler ''Korona'ya aşı bulundu da, onu mu kutluyorlar” diyerek esprili serzenişte bulundular.

Güvenlik güçleri ne iş yapıyor diye soranlar, oynayanlar için inşallah hepsi Korona olur diyenler, kimlikleri tespit edilip ceza yazılmasını isteyenler, tepkilerini dile getirdiler. Biz de bunları sosyal medyadan izledik.

Plajlarda dipdibe denize girenler, serinlemeyi virüs kapma riskine tercih ediyorlar.

Sahil boyundaki kafeler, çay bahçeleri, parklar, yeşil alanlar, sıcak havanın etkisiyle kendisini poyrazın serinliğine bırakanlarla dopdolu.

Gemlik Küçükkumla'nın da benzer şekilde olduğunu, oradaki tanıdıklarım anlatıyor.

Çay bahçelerinde oturup muhabbete dalanlar, maskelerini çenelerin altında tutuyor, siparişlerini getiren garsonlarda o da yok!

Ben birebir gördüklerimi yazıyorum ama, birçok yerde aynı manzaralar olduğunu işitiyoruz. Vurdumduymazlık her yerde yani.

Yıldırım bölgesinde her gün yeni vakalar, karantinaya alınan sokaklar, evler, binalar olduğu haberleri, gelinen noktayı gösteriyor. İlçede peşpeşe geçen ambulans seslerinin yankılandığı anlatılıyor.

Dünya genelinde 10 milyon vaka, 500 bin can kaybı, işte salgının boyutu.

Birçok ülkede ikinci salgın tehdidi korkutuyor.

Bazı doktorların paylaşımlarında, her gün yeni vaka teşhisi koyduklarını okuyoruz. Endişelerini dile getiriyorlar.

Bu salgın sürecinde içiçe piknik yapanların, sahilde gezenlerin, çarşı pazarda keyfi dolaşanların, çoluk çocuk AVM'lerde fink atanların, dışarıda yemek yiyenlerin rahat tavrı gerçekten şaşırtıyor.

Kimse kusura bakmasın, bunun adı cahil cesaretinden başka bir şey değil.

Sadece virüsle değil, cehaletle de mücadele edilmeli. Bu çok önemli.

“Atın ölümü arpadan olsun”, “Saldım çayıra mevlam kayıra” diyenler, kendi sağlıklarını önemsemeyebilir ama, başkalarını, yakınlarını, sevdiklerini de riske attıklarının farkına varmalılar. Tedbir şart.

Üç dört aydır evden dışarı adımını atmayanların da hakkına giriliyor.

Ter döken, canhıraş savaşan sağlıkçıların emekleri de boşa gidiyor.

Bilinçsizce davranış, umursamazlık had safhada.

Kısa bir süre pusuda kalıp, tekrar tam gaz bulaşmayı sürdüren virüs bayram ediyor!

Açıkçası, daha öhce de ifade ettim, normalleşme adımları çok erken atıldı.

Bizim milletimiz kontrollü normalleşmeyi pek anlamadı. Yasakları çiğnemeyi marifet ve başarı sayıyor.

Beyazıt Mahallesi muhtarı yazmış; sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde, mahalledeki kalabalık iki katına çıkıyor diye. Bunun orada başka sebepleri de var tabi. İşin o boyutu da ayrı bir vaka!

Yavuz Selim Mahallesi'ne de işaret ediliyor. Kurallara uyulmadığı yönünde çok fazla şikayet, sitem var.

Çarşamba semtinde özellikle Suriyeli vatandaşların hiç dikkat etmediği vurgulanmakta.

Öne çıkan bu örneklerin yanında, kentin dört bir tarafında benzer durumlar yaşanmakta olduğunu duyuyor, öğreniyoruz.

Bursa'daki vaka sayıları durduk yerde artmıyor anlayacağınız.

Kuralların hiçe sayıldığı yoğun bölgelerde özel önlemler alınmalı. Daha vahim hale gelmeden gereği yapılmalı.

Zira böyle giderse bu virüs bitmez.

 

**********

 

Günün Sözü

 

“Hepimiz iyiliğimiz kadar

aydınlatıyoruz dünyayı.

Kimimiz fener kadar,

kimimiz de mum.”

 

Arundhati Roy