Ülkemizin değişik bölgelerinde peş peşe oluşan depremler yürekleri ağızlara getirirken, 1999 yılından beri pek fazla hissetmediğimiz enkazda ölüm kabusunun geriye gelmesine de neden oldu.

5,8 Büyüklüğündeki Elazığ depreminde bir kez daha anladık ki; hepimizin ve ülkemizin en önemli önceliği; GÜVENLİ BİNALAR oluşturmaktır.

Çünkü deprem öldürmüyor insanları…Güvenliği sağlanmamış kötü binalar öldürüyor ne yazık ki…

İşte bu gerçek ile bir kez daha karşı karşıya kaldık Elazığ depreminde…

Yine anladık ki; deprem nedeniyle yıkılan bir binanın enkazında bir yakınımızın kalması, dünyanın en kahredici duygusu…

Yine acılar yaşadığımız son deprem sonrasında; şimdi her şeye yeniden başlamanın zamanı geldi galiba…

Türkiye’deki aktif fay hatları nedeniyle hepimiz potansiyel bir deprem mağduruyuz. Her an ve her şey olabilir çünkü…Yaşadığımız kent de ,diri fayları ile büyük depremlerin yaşanabileceği bir yerleşim birimi…

                                  SON BÜYÜK BURSA DEPREMİ 1855’DE

Bursa; bir deprem kenti…Kentimizde irili-ufaklı birçok deprem oldu bugüne dek…Kent merkezinde meydana gelen ve büyük yıkım yaratan en büyük deprem; 1855 yılının şubat ayında yaşandı. Ulu Cami’nin 29 kubbesinden 16’sının,Tarihi Kapalıçarşı ve surların yıkıldığı bu korkunç depremde kerpiç evlerin yerden 120 cm. yukarı çıktığı ve sonra yere düşerek parçalandığı rivayet edilmektedir. Bin civarında insanın hayatını kaybettiği o büyük depremden bu yana tam 165 yıl geçti.

Yer bilimi uzmanları, aktif fay hatları olan bölgelerde her 150 yılda bir büyüklüğü 7’nin üstü olan bir deprem daha olabileceği konusunda görüş bildirirken, geçtiğimiz hafta Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Başkanı Engin Er’in herkesi korkutan açıklaması geldi.

Marmara Denizi’nde Silivri açıklarında meydana gelecek bir büyük depremin Bursa’yı çok fazla etkileyeceğini bildiren Engin Er, İtalya’dan bile hissedilebilecek korkunç depremin ipuçlarını verdi.

Kentimizde yaşayan herkesin tüylerini diken-diken eden bu açıklamaya göre; oluşacak deprem deniz üzerinden değil, yer kabuğunda meydana gelecek. O etkileşim ve deprem dalgaları nedeniyle Bursa 7,6 şiddetindeki bir sarsıntı yaşayacak.

Felaket senaryosu bu…!

Bursa’nın 3 ana deprem kolundan etkilenebileceğini belirten Engin Er; ” Bursa ovasının zemini depremin etkisini büyütecek kadar kötüdür. Kuzey Anadolu ortak fay hattı olarak adlandırılan ve İznik’ten başlayıp Gemlik, Orhangazi, Mudanya ve Karacabey’e uzanan fay hattı, çoğunlukla yerleşim yerlerinin altından geçiyor. Bundan etkilenmeme şansımız yok. Bursa’yı etkileyecek 3.fay hattı ise; İnegöl’den başlayan Kestel ve Gürsu’dan sonra Yıldırım’da 3 kola ayrılan bir başka hattır. Osmangazi’den devam eden Nilüfer, Çalı, M.K.Paşa ve Uluabat Gölü’nden devam eden bu fay hattı da çok tehlikelidir. Tüm bunları değerlendirdiğimizde; Bursa’yı 3 ana fay hattının da etkileyebileceğini düşünüyoruz“ diyerek durumun sıkıntısını özetledi.

                         “GÖLCÜK’TE NE OLDUYSA BURSA’DA DA OLUR”

Yakın geçmişte Bursa BAOB’da yapılan bir deprem paneline katılan İTÜ Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’da kenti boydan boya geçen fay hatları nedeniyle Bursalıları uyarmış ve “Gölcük’te ne olmuşsa, Bursa’da da o olur” demişti.

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın bu panelde söylediği tüm şeyleri, tek-tek not almıştım.

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu tarafından 12 Kasım Düzce Depremi’nin 17.yıldönümü nedeniyle düzenlenen bu panelde; Ahmet Ercan’ın yanı sıra Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu ve Jeoloji Mühendisleri G. Marmara Şube Başkanı Engin Er’de konuşmacı olarak yer almıştı.

Oldukça çarpıcı görüşlerini dinlediğimiz Övgün Ahmet Ercan; çarpık kentleşme nedeniyle yaşanabilecek olumsuzlukları dile getirdi ve Bursa’da kentsel planlama yapılırken, OSB’ler ve çok katlı bina projeleri hazırlanırken nereye yapılacaklarını çok iyi hesaplanması gerektiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Ercan :”TOKİ’nin bu ucube binalarının güneyinden ana kırık geçiyor. Bu kırık çizgi şeklinde değil, bir demet ve saçak şeklindedir. Yani Bursa’nın altı çentik çentiktir ve her yerde kırık vardır. Tophane’deki saat Kulesi’nin altındaki yarık, bu kırığın aynasıdır. Muradiye’de yamacın olduğu yerde ana kırığın aynasıdır. Kırıklar kuşağı üstünde yaşayan Bursa’yı kim kurtaracaktır.  Çekirge’deki kaplıcalar ve sıcak sular fay hatlarının diri olduğunun göstergesidir. Mesela Ulu Cami’nin olduğu yer kaya değil, dolgu topraktan oluşmuştur. Bursa’da her depremde Ulu Cami hasar görüyor. Bunlar bizim kültürel değerlerimizdir. Bunları korumamız gerek ama kentsel dönüşümde biz sadece eski binaları yıkıp, yeni binalar yapıyoruz”.

Bursa’nın kaçak yapılaşmada başı çeken kentlerden biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ercan, binaların yüzde 50’sinin yapılaşma izni olmadığını, yüzde 70’inin ise oturma izni olmadığından şikayetçi olmuştu. Övgün Ahmet Ercan’ın en önemli tespitleri ise, en son bölümdeydi: ” Görüyoruz ki; Bursa köy-kent gibi bir yer oldu. Bursa ne yazık ki çarpık kentleşme yaşanan bir yerdir. En büyük kent suçu Nilüfer’de işleniyor. Nilüfer ilçesinde 1.sınıf tarım arazileri yapılarla doldu. Nilüfer depremsellik anlamında hayli risklidir. Osmangazi’de de eski kente, yeni yerleşim sistemi konuluyor. Yıldırım’da ise çarpık yapılaşma mevcuttur. Bursa’da birileri buna dur demeli.”

Tespitler ortada ve Bursa’nın depremsellik boyutu da oldukça riskli noktada olduğumuzu gösteriyor.

Mutlaka bir şeyler yapılmalı ama nereden başlamalı..?

Birileri bunu görmeli, söylemeli ve başlamalı…

Yoksa sonumuz çok iyi görünmüyor. Ama yine de umutlu olmak ve mutlaka “yetkililerin bir şeyler yapacağına” inanmak zorundayız.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: Yaşam bir serüvendir, hazır bir reçete değil…(Bernard SHAW)

------------------------------------------------------------------------------------------------