İlkbahar mı yaz mı derseniz; sonbahar ve kış derim.

Yağmurları ve karları seviyorum; hoş Bursa’nın kışı kalmadı kar silindi gitti ömürlerimizden.

Bir şehrin bir mevsiminin rant hırsıyla; plansız kentleşmeyle ve bunların üstüne Bursa’yı yönetenlerin akıl almaz yanlışlarıylasilinmesi ne acı.

*********************

Havuç burunlu, kömür gözlü kardan adamlarla; duman ve is kokulu sokaklarla; altına çelik çekilmiş çam kızaklarla; kartopu oynayarak; saçaklardan kılıç gibi sarkan buzlarla; karlı kiremit damlardaki kedilerin ayak izleriyle; donmuş pirinç musluklu sokak çeşmeleriyle; karla kaplanmış erik dallarıyla ve geceleri geçen bozacının gür sesiyle büyümüşseniz.

Odanızı, odun sobasına konmuş maşaların üstüne dizilen kabuğuna çizik atılmış kestanelerin kokusu sarmış; tarçınlı salep yudumlayarak ev ödevlerinizi yapmışsanız…

Dahası…

Hisar’da Yıldız Kahve’den, Tophane’den karlı Bursa’nın soluk kesen görüntüsünü seyre dalıphayallere kapılmışsanız çok daha iyi anlarsınız karsız bir Bursa’nın nasıl içimi acıttığını; kederimi, hüznümü, özlemimi.

LE QUATTRO  STAGiONİ

Bursa’mızın harikulade yanlarından biri de, dört mevsimin şehri oluşu; dört mevsimin ışığıyla aydınlanması, kokusunu duyumsatması rengini yansıtmasıdır.

Bunları yazarken İtalyan Barok Müzik topluluğu Fabio Biondi (kemancı) şefliğindeki Europe Galante’nin Antonio Lucio Vivaldi’nin Dört Mevsim (İtalyanca: Le Quattro Stagioni) yorumunu dinliyorum.

Europe Galante’nin icrası; değişik topluluklardan defalarca dinlediğim Dört Mevsim’in en sevdiğim olanıdır. Bunda topluluğun, Le Quattro Stagioni’yi eserin bestelendiği dönemin enstrümanlarıyla çalışının rolü büyük.

Haksızlık etmeyeyim; İngiliz keman virtüözü; sempatisiyle, yeteneğiyle gönlümde taht kuran Nıgel Kennedy’nin yorumu da muhteşemdir ve onun bu kaydı rekor satışlara ulaşmıştır.

*********************

Klasik müziği sıkıcı, ağır, zor bulanlar; Dört Mevsim’le başlasınlar dinlemeye; sonra bu müzik türünün diğer başyapıtlarına geçsinler. Gösterdikleri sabır, onları, olağanüstü ezgilerin ahengiyle ödüllendirecek; güzellik duyguları gelişecek; ömürleri yeni bir boyut kazanacaktır.

*********************

Bak tam da şimdi ne oldu sevgili okurum; biricik muhabbet kuşum İlhamodanın diğer ucundan havayı kanatlarıyla dalgalandırarak uçtu geldi kafama kondu. İçim ısınıverdi.

Onun minik narin gövdesini taşıyan ayacıklarının üçer ince parmağını ve tırnaklarını saçlarımda duyumsamak ne hoş.

Vivaldi’yi dinlemeyi İlham da seviyor.

Hayatı çiçeklerle ve kuşlarla paylaşmak ne masumane bir rüya.

*********************

1720'li yılların başlarında bestelenen “Dört Mevsim’’ solo keman, yaylılar ve bas için bestelenmiş dört konçertodan oluşur. Mevsimlerden her biri kendi içinde Hızlı - Yavaş - Hızlı üçer bölüm içerir: "İlkbahar" (La Primavera); "Yaz" (L'Estate); "Sonbahar" (L'Autunno); "Kış" (L'Inverno).

Hepsini severim ama kış bölümünü ayrı severim.

Yazı yazarken veya kitap okurken fonda barok müzik dinlemek odaklanmamı arttırıyor tavsiye ederim.

 

HAYAL VE ÇOCUK

Eskiden bir çocuk vardı…

Hisar’daki evde pencerenin önüne oturur, perdeyi tülü çeker; kar yüklü erik ağacı dallarına, bahçeye, şimşirlere, kümese; ipek yumuşaklığındaki beyazla kaplanmış evrene bakar; içi coşkulu bir sevinçle hafiflemiş olarak, var olmanın ne büyük bir mucize olduğunu fark eder; hayallere dalardı.

Kışın gri puslu göğünden neşeli bir kelebek edasıyla yere inen kar taneleri onun en güzel masalıydı.

Ve çocukluk da zaten bu değilmidir; masumiyetin beyaz ışığıdır; karlardan yüze, gülüşe, bakışa vuran.

Ve çocukluk; sadece hayaller bittiğinde yok olmaz mı?