Engin ÖZKONUK/ÖZEL HABER

On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Mehmet Çetinkaya’nın sunduğu On’da Gündem programına Bursa Uludağ Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) Genel Müdür Yardımcısı Nihal Sağlam konuk oldu. Programda Teknoloji Transfer Ofislerinin faaliyetlerinden bahsedildi.

Nihal Sağlam Teknoloji Transfer Ofisi ve faaliyetleri hakkında ‘’Teknoloji transfer ofisi mekanizması yurtdışında, Avrupa’da, Amerika’da 50 yıldır uygulanan bir sistem. Bunu da TÜBİTAK 2013 yılında ülkemize getiriyor. Diyor ki: artık ben artık Ankara’dan, tek bir merkezden bu işe yetişemez oldum. Çünkü hem bir yandan sanayimiz gelişiyor, bir taraftan üniversitelerimizin sayıları artıyor, niteliği artıyor, proje sayıları artıyor, bu gibi sebeplerden dolayı ben buna mevcut yapımla yetişemeyeceğim, şehirlerde kollarım olması lazım. Yurtdışına baktığı zaman bu modelin teknoloji transfer ofisi mekanizmasıyla yayıldığını görüyor. Bir çağrı açıyor. Bu çağrıya sadece üniversiteler ve teknoparklar başvurabilir ve yapılarında bir TTO ofisi açabilirler. Biz de TÜBİTAK’ın açtığı ikinci çağrı kapsamında desteklenen on TTO’dan birisiyiz. Bu arada TÜBİTAK desteklesin ya da desteklemesin bu mekanizmanın değeri öyle bir anlaşılıyor ki teknoloji geliştirme bölgeleri kanuna da giriyor. Diyor ki: bir TGB yapısında mutlaka bir TTO bulundurmak zorunda. Bu yapılar yayıldıkça artık her yeni yapılan üniversite olsun mevcut üniversiteler olsun, TÜBİTAK desteklemese bile onlar da kendi birimlerinde TTO mekanizmalarını oluşturdular. Şu anda herhangi bir şehrin üniversitesine ya da teknoparkına gidin mutlaka TTO ofisi vardır. Olmayan çok azdır. Beş ana modülde çalışıyor bütün TTO’lar. Birinci modülde kurumsal iletişim, eğitim, etkinlik faaliyetleri. Burada TÜBİTAK diyor ki: sen mümkün olduğunca bulunduğun şehirdeki sanayi ve üniversite camiasına farkındalık, eğitim ve etkinlikler düzenleyeceksin. Modül 2, destek programlarından yararlandırma modülü olarak geçiyor. Burada da kamu destekleriyle alakalı destek veriyoruz. Modül 3 üniversite-sanayi işbirliği modülü. Modül 4 fikri sınai mülkiyet hakları modülü. Modül 5 girişimcilik ve şirketleşme modülü. Biz TTO olarak 2013 yılında başladık çalışmaya. 2014 yılında da desteklenmeye başladık TÜBİTAK tarafından. Şu anda sekiz kişiyiz ve çoğumuz da evveliyatından beri olan arkadaşlar. Üniversite içerisinde TGB bölgesinde olan Ulutek’te ikinci kattayız. Bu arada kuruluşumuz da A.Ş. şirketi olarak kuruldu, yüzde elli üniversite, yüzde elli teknopark. Dolayısıyla bizler A.Ş. yapıda bir TTO olduğumuz için de hepimiz tam zamanlı profesyonel çalışanlarız. Yönetim kurulu üyelerimizin yarısı akademisyenlerimizden, yarısı da sanayi çalışanlarımızdan oluşuyor. Hem üniversite hem de sanayi tarafı bizi çok güzel destekliyor.’’ ifadelerini kullandı.

Bireysel Genç Girişimcilik Programı

Nihal Sağlam ‘’TÜBİTAK’ın bir çağrısı var 1512 diye. Bireysel genç girişimcilik programı. Burada TÜBİTAK lisans son sınıf öğrencisi, doktora öğrencisi, yüksek lisans öğrencisi arkadaşlarımızı ya da bunlardan biriden mezun olmuşsa ve on yıl geçmemişse, bu arkadaşlarımızın nitelikli bir iş fikri varsa bunlara yönelik 200 bin liralık hibe veren bir desteği var. Bu işin gidişatı şöyle oluyor: iş fikri olan arkadaşlara belirli bir süre eğitimler, mentörlük ve gerekirse TGB’de kuluçka ofis hizmetlerimizle destekliyoruz ve TÜBİTAK’a 200 bin lira hibe desteği için sunuma gönderiyoruz. Beş yıldır yapıyoruz biz bu programı ve otuz sekiz tane arkadaşımızın 200 bin lira alarak şirket kurmalarına vesile olduk. Bu işin başlangıç kısmı, yani fikirden şirketleşmeye yönelik. Şirketini kurdu, 200 bin lirası bitti, sonra ne olacak? Bu anlamda da biz melek yatırımcılarla buluşturuyoruz. O kadar güzel cevherler var ki aslında ülkemizde, şehrimizde, üniversitemizde, yeter ki onları keşfedebilelim bu tür programlarla. Devlet de sağ olsun, bu 1512 çok güzel bir destek. Devlet geri ödemesiz hibe olarak veriyor ve herhangi bir teminat mektubu beklemeden veriyor. Yeter ki iyi bir iş fikrin olsun, bunu bana sun, beni ikna et, bunu sana vereyim, güle güle harca. Şu ana kadar dediğim gibi sadece bizden otuz sekiz şirket kuruldu. Fikirlerinin eğer bir patent niteliği varsa da, ofisimizde bir patent vekilimiz var. Mutlaka ofisimize gelsinler, öğrenci ve akademisyenlerimize ücretsiz hizmet veriyoruz. Sanayi çalışanlarımıza da mutlaka bilgi amaçlı yönlendiriyoruz. 200 bin lira değil tek destek. Çok iyi bir fikri vardır, bir sanayi kuruluşunun bir problemini çözüyordur ya da geliştirmek istediği bir ürüne hizmet ediyordur, onu alıp sanayiciye de götürüyoruz. Öyle arkadaşlarımız da oldu. Hatta o sanayicilere fatura kestiler, bazıları ortak projeler yaptılar, bazıları işe alındı. Teknoloji transferinin zaten kelimesi bu: bir yerde bir potansiyel var, farklı bir yere aktarılması lazım, biz tam olarak o görevi görüyoruz aslında.’’ İfadelerini kullandı.

Üniversite-Sanayi İşbirliği

Nihal Sağlam TTO’ların üniversite-sanayi işbirliğindeki yerinden bahsederken ‘’TTO’lar aslında üniversitelerin sanayiye açılan kapılarıdır. Bu hem sanayi açısından hem de üniversite açısından çok büyük bir avantaj. Bir tarafta bilimsel dille konuşan, bilgi birikimleri çok yüksek akademisyenlerimiz var, bir tarafta ticari kaygı güden, bir şeyleri yetiştirmeye çalışan bir sanayi camiası var. Bunların bir araya gelerek bir değer üretmesi gerekiyor. Bizler de o değerin üretilebilmesi için köprü vazifesi görüyoruz aslında. Günde dört firmayı geziyoruz ve girişimcilikten tutun da o firmaya uygun akademisyenlerimizin çalışmaları, ne gibi projeler üretilebilir, ne gibi sorunlar çözülebilir, bunları konuşuyoruz. Hemen akabinde akademisyenlerimizle firmalarımızı bir araya getirip proje başlangıçları yapıyoruz. Şu ana kadar 280 ar-ge projesi gerçekleştirmişiz. Bu, gün geçtikçe de artıyor. TTO aslında o kadar önemli bir mekanizma ki hem üniversite hem de sanayiler için, hem bir köprü vazifesi, hem de bu beş modül kapsamında iki tarafın ihtiyaçlarını gideren bir kurum.’’ dedi.

TTO’nun en güzel yanı ticarileşme ve şirketleşme

Nihal Sağlam ‘’İmkanlar ne kadar çok olursa siz o kadar çok çalışmakta iyi hissediyorsunuz. Mesela pandemi döneminde biz aşırı yoğun olduğumuzdan hiç eve gitmedik. Ofiste çalışmaya devam ettik. Kabul eden sanayiciye yine ziyarete gittik. Kabul etmiyorsa online talep ettik. Bir şekilde talep ettik. Biz hala devam ediyoruz. Hiç ara vermedik 16 Mart’tan bu yana. Hem sanayi hem de akademisyen tarafında üretken şeyler olunca yoğun bir çalışma tempomuz oluyor. Tabii ki bu bize çok büyük bir avantaj olarak geri dönüyor. Farklı bir TTO’nun böyle bir imkanı yokken, yılda üç tane, dört tane projesi varken biz şu anda sanırım 2020 yılında otuzuncu projemizdeyiz. Hatta üniversite üzerinden yapılanları da saydığımda elli gibi bir sayı oldu. Bu kadar kriz döneminde bir akademisyenle, bir sanayiciyle böyle bir proje yaptırmak gerçekten inanın zor. Gittiğim zaman ‘ben evime ekmeğimi zor götürüyorum’ diyen sanayiciler bile oluyor. Aşırı yoğun bir şekilde çalışında ekmek bir şekilde çıkıyor. Dolayısıyla bizim onlara göre avantajımız elimizde imkanlar var, sadece birbiriyle buluşturma anlamında çok yoğun bir tempoda çalışmamız gerekiyor. Hepimiz özverili bir şekilde çalışıyoruz. Patente dönüştürmek için önce bir buluş, fikir alıyorsunuz. Tabi her aldığınız buluş fikri buluş sahibinin kendine göre patent diye nitelendirilirken size göre olmayabiliyor. Bugüne kadar 250 buluş fikri almışızdır. Bunların içerisinden 153 tanesi patent başvurusuna dönüştü. Bunların patentte süreci tescil anlamında biraz gecikiyor. Dolayısıyla elli küsür adeti tescillendi. En güzel, en kıymetli olanı da bizim bütün TTO’ların görmek istediği sonuç ticarileşmedir. TÜBİTAK da bunu hep bu şekilde şey yapar. Bütün modüllerin hedefi ticarileşme olmalı. Biz de şu ana kadar beş tane patentimizi lisanslama ve hak devri yoluyla ticarileştirdik. Bir fikir var, o fikir sahibinden çıkıyor, üretimle buluşuyor ve üretimle buluştuğu için bir yerde ürüne dönüşüyor, diğer tarafta değere dönüşüyor. Bir taraf emeğinin karşılığını alıyor, diğer taraf da ülkeye katma değer yaratmış oluyor. TTO mekanizmasının en güzel yanı ticarileşme ve şirketleşme.’’ şeklinde konuştu.