Saye YILMAZ/ÖZEL HABER

On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Mehmet Çetinkaya’nın sunduğu On’da Gündem programına Bursa Tek Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş konuk oldu. Programda güneş enerjisi hakkında konuşuldu.

Güneş enerjisi hakkında konuşan İbrahim Şahintaş ‘’Bence güneş enerjisi Allah’ın bir lütfu. Bitmeyen ve bedava bir enerji. Biz ülke olarak yeni tanıştık güneş enerjisiyle. 5 senedir gündemde olan, birçok yatırımcının ikinci bir yatırım olarak seçtiği çok da kar edebildiği bir yatırım güneş enerjisi. Güneş enerjisinin diğer enerjilere göre avantajı çok fazla. Önümüzdeki on yıl boyunca güneş enerjisi çok daha önde olacak. İşin içeriğine baktığınız zaman hidroelektrik santrali kaynağı su olan, rüzgar enerjisi kaynağı rüzgar olan, bunlar doğal durumlarla alakalı olduğu için küresel ısınma ve dünyanın ekosisteminin bozulmasıyla rüzgar ve su ürünleri zamanla değerini yitirmeye devam ediyor.  Bunlar da tabi risk primini artırıyor ama güneş enerjisinde bu tam tersi.  Keşke olmasa ama küresel ısınma, artık yağmurların azalması, güneş ışınlarının daha fazla dünyaya etki etmesi güneş enerjisinin payını git gide artırıyor. Risk primi çok düşük. Gündüz güneş enerjisinden, akşam ve gece tüketimlerinde de diğer enerji kaynaklarından faydalanmak lazım. Baktığımız zaman gündüz tüketimimiz Türkiye’nin tüketimi açısından üçte birine tekabül eder. Üçte birini güneşten tekabül etmek için şu anki mevcut kurulu gücümüzü en az on katına çıkarmamız gerekiyor. Türkiye’nin enerji gücünün en az yüzde kırkı kadar kurulu güç elde etmek lazım. Çünkü yazın daha fazla, kışın daha az oluyor enerji. Türkiye’nin enerjisi de yazın daha fazla tüketildiği için aslında doğru orantılı. Güzel bir yatırım aracı oluyor güneş. Sadece bu değil biyoenerjiden üretim yapmak lazım. Mesela çöplerimizi yok ederek bunu enerjiye çevirmemiz lazım. Bütün şehirlerimizin çöpünü depo etmektense bu çöpü yakarak önce yakıta sonra da enerjiye çevirerek hem hava kirliliği hem de şehrin kirliliğini ortadan kaldırmak, kötü kokulardan, büyük bir çöp yığınından kurtulmak, bunlar Avrupa’da yapılıyor. Yakında inşallah Türkiye’de, Bursa’mızda yapılacak. Başlandı da, bazı yerlerde örnek projeler yapıldı. Bunları değerlendirerek, biokütle işleri yaparak, hayvan atıklarını çevirerek, bütün kirli materyaller enerjiye dönüştürülebiliyor. Önümüzdeki yıllarda çok daha farklı enerji çeşitlerini de ülkemizde göreceğiz. Avrupa bizden daha kuzeyde, bizden çok daha az güneş görmesine rağmen yüzde 30-35 gibi oranda kurulu güçlerini güneş enerjisinden kurmuşlar, kullanıyorlar. Bizde bu oran maalesef yüzde 6. Halkımızın çok büyük bir teveccühü var. Ben inanıyorum ki önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde biz Avrupa’yı yakalarız. Enerjisi yüksek bir ülkeyiz. Her yıl yüzde 3-4 enerji tüketimimiz artmakta. Elektrikli araçlarla tüketim şeyimiz yüzde 5-6’ya çıkacak. Üretimimiz de sürekli artış içerisinde. Bu artışın önüne geçmek lazım. Yani her yıl enerji ihtiyacımızın yüzde 6-7 olacağını düşünürsek yüzde 10’luk bir artış yapmak yenilenebilir enerjide Türkiye’nin görevi, bizim görevimiz. Halkımızdan bu konuda çok büyük bir talep var. Özellikle sanayi firmaları ikinci bir yatırım olarak enerjiyi çok düşünüyorlar, çok soruyorlar. Öncelikle kendi enerjilerini güneş enerjisine çevirip rekabet oranlarını artırıp enerjiye verdikleri parayı yatırıma dönüştürüyorlar. Böylelikle rekabette de öne geçmiş oluyorlar. Bu bizim enflasyonumuza bile etki yapıyor. Şu anda hala yüzde 30 doğalgazla elektrik üretmek zorunda kalıyoruz. Bu bizim ihracatımıza, ithalatımıza etki ediyor, cari açığımızı artırıyor. Öncelikle bu yüzde 30’u yok etmek lazım. Şu anda küresel ekonomik sorunların, pandeminin verdiği etkilerle şu anda elektrik ciddi bir maliyet haline geldi artık. Sanayici ve işadamlarıyla görüştüğümüzde bizim için elektrik önceden çok sorun değildi ama şu anda çok ciddi bir maliyet kalemlerimizin içerisinde diyorlar. Biz bunu kısa bir süre içinde bertaraf edebilirsek bu bizim ürünlerimize de yansıyacak. O zaman enflasyon da düşecek. Bunu ülke olarak milli bir şey olarak görmek lazım. Çünkü sonuçta bu bize ekonomi olarak, enflasyon olarak geri dönüyor, maliyetlerimizi artırıyor. Önümüzdeki on yıl içerisinde Avrupa ile yarışır hale geleceğimizi düşünüyorum ben.‘’ dedi.

 

 

Bursa’da Güneş Enerjisi

İbrahim Şahintaş ‘’Sanayi kuruluşları bu işe çok ciddi bir önem vermiş durumdalar. Çok ciddi bir ilgi var ama Bursa’da çok büyük de bir kapasite var. Bir sanayi şehri olduğu için Bursa’ belediyecilikte, Bursaray’da, her tarafta çok ciddi bir ilgi var, çok ciddi bir görüşme trafiği var. Doların dalgalanması, yukarı çıkması bu yatırımları biraz durma noktasına getirdi. Tabi dolar arttıkça enerji fiyatları da artıyor. Bence ilgi çok yüksek, devlet destekleri de iyi noktada. Ürettiğinin fazlasını satabiliyor devlete, devlet alım garantili on yıl. Pandemide firmalar kapattı dükkanlarını ama çatısında güneş enerjisi olanlar üretip, fazla ürettiğini devlete sattılar. Şu anda özellikle sanayi kuruluşlarından çok ciddi talepler var. Mevcut sitelerimiz var biliyorsunuz, otoparkları var. Elektrikli araçlara geçildiğinden itibaren siteler ciddi bir elektrik faturasıyla karşı karşıya kalacaklar. Onlar da hemen güneş enerjisi yapmak isteyecekler. Çatıları da müsait bu işe. Bu da güneş enerjisine olan ihtiyacı bir kez daha tetikleyecek. Daire sahiplerinin de kendi konutlarında yenilenebilir enerjiye olan ihtiyaçlarını daha da çok artıracak. Böylelikle sanayiden sonra sitelerde de talepler artacak diye düşünüyoruz. Ekonominin zor şartlarında bile talep hiç kesilmedi. Dairelerde site içi ortak kullanımlar için sınır yok ama her bir daire için on kilowatt sınırı var. On kilowatta kadar her bir daire izin alabilir, bunun için izin alabilir, projesini hayata geçirip faaliyete geçirebilir. Ürettiği enerjinin fazlasını devlet alım garantisi onlar için de var. Ürettiğini satabilir, devlet on yıl boyunca alım garantisi veriyor. En azından sitelerin ortak kullanım alanlarının, çatılar da ortak olduğu için ortak alana hizmet etmesi noktasında bence bu saatten sonra bazı belediyelerimiz bunun için güneş enerjisi yapanlara ekstra kat irtifakı verirler, bu teşvik edilebilir. Çünkü insanların bir şekilde güneş enerjisiyle tanışması lazım. Bunun faydasını bizim insanımız bire bir yaşadığı zaman anlayabiliyor.’’ ifadelerini kullandı.

Güneş Enerjisinin Ekonomiye Katkıları

İbrahim Şahintaş ‘’Bir kere doğalgaz ithalatımızın büyük bir oranda düşmesine sebep olacak. Çünkü doğalgazdan elektrik üretiyoruz, bu çok maliyetli. Bu, devletin zarar etmesi demek. Öncelikle bunun önüne geçilecek. Sonrasında insanlarımız artık doğalgazı evlerinde ısınmak için kullanmak yerine, ocaklarda yemek yapmak yerine elektriğe dönmeyi tercih edecekler. Çünkü beş senede kendini amorti ediyor, yirmi beş yıl boyunca yapan kişiye bedava elektrik sağlıyor. Şimdi normal elektrik ihtiyacını karşılamak için kullanacak ama bir zaman sonra insanların bütün ihtiyaçlarını elektrikten kullanması için çalışmalar başlatılacak. Elektrikli kombiler daha aktif hale gelmeye başlayacak, elektrikli ocaklar aktif hale gelmeye başlayacak. Böylelikle insanların ciddi bir tüketimi ortadan kalkmış olacak. İnsanların alım gücü yükselecek. Maliyetler düşecek, alım maliyetleri düşecek. Sanayici ürettiği malın fiyatını düşürecek elektriği bedava ürettiği için. Evdeki insanın tüketimi düşecek, maliyeti düşecek, o da harcama yapacak. Böylelikle piyasa daha fazla genişlemiş olacak. Ülkemizin cari açığına çok büyük etkisi olacak. Zaten bizim en büyük ithalat kalemimiz enerji, doğalgaz, petrol, elektrik. Bunlara çok şey veriliyor. Otomatikman cari açığımız düşecek hatta kapanacak.’’ şeklinde konuştu.

Güneş Enerjisi Teşvikleri

İbrahim Şahintaş ‘’On yıl alım garantisi bence çok büyük bir teşvik zaten. İnsanların kafasında ürettiğim enerjiyi ne yapacağım olgusu yok. Bu çok önemli bir teşvik. Bunu on yıl yapmaları da insanlar bu işten kar etsin diye yapılmış. Normalde beş yılda maliyetini karşılıyor. Bence inşaat sektörüne sıfır araç alımında uygulandığı gibi düşük faizli enerji ya da krediler sağlanması lazım. Çünkü hepimizin enerjiye ihtiyacı var, ülkemizin enerjiye ihtiyacı var. Enerji yatırımlarına özel destekler sağlanması lazım. Ülkemizin en önemli ihtiyacı enerji ve tarım. Cumhurbaşkanımız da buna sürekli vurgu yapıyor. Önümüzde bir pandemi krizi yaşandı. Herkes gördü ki tarım çok önemli, enerji çok önemli, bunlar olmazsa olmaz. Bunlarda dışa bağımlılığı çok kısa sürede devlet politikası olarak zaten uygulanmak isteniyor. Vatandaş olarak da, kendi geleceğimiz olarak da bunu çok çabuk bir şekilde hayata geçirmemiz lazım. Tarımsal alanların korunması önemli ama enerji anlamında bir konut için bile nasıl kredi sağlanıyorsa bence bizim can damarımız enerji ve tarım, olmazsa olmazımız. Bunlara düşük faizli, bir yıl veya iki yıl ödemesiz kredi sağlanmalı. İnsanların en azından ihtiyacı kadar olanına kesinlikle düşük faizli krediler sağlanması lazım. Bu konuda ciddi bir eksik var. Bununla ilgili bir çalışma yapılırsa insanlarımızın enerjiye olan meyilinin yüzde beş yüz, yüzde bin oranında arttığını görürüz diye düşünüyorum. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, devletle ortaklaşa bir birim kurulmalı. Mecliste dahi bazı sıkıntılar ortaya getirilmeli. Alt kademe ile devlet kademesinin bir araya gelip enerjiyle alakalı bazı görüş alışverişleri yapılması lazım. Halkımızda çok ciddi bir talep var. Bunun sadece halkımıza değil, enflasyona cari açığa, ithalatın azalmasına çok büyük katkıları var. Dünya ülkelerinde de yatırımlara, küresel ısınma, hava kirliliği gibi sorunların da ortadan kalkmasına vesile olduğu için bir taşla bir kuş değil 5-6 kuş vurmuş oluyorsunuz, hatta saymakla bitmiyor. Bu, devlet politikası haline de gelmeli ve bu işlerin daha çabuk olmasının sağlanması için gerekli yönetmelikler, gerekli kanunların aşılması lazım.’’ şeklinde konuştu.