On TV erkanlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Cevat Türe’nin sunduğu Spor Gündemi programına Bursaspor'un eski Başkanı Recep Günay, Bursasporlu eski futbolcu Sedat Özbağ, Eski Kramponlar Platformu'nun Kurucusu Salih Fındıkkaya ve eski futbolcu Mehmet Erdinç konuk oldu. Programda Bursaspor’un borçları ve içinde bulunduğu durum hakkında konuşulurken Recep Günay çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Batuhan ERSEK/ÖZEL HABER

Bursaspor Eski Başkanı Recep Günay, ‘’Ben Bursaspor’un her mekvisinde bulundum. Bursaspor bizim canımız ciğerimiz. Bursaspor’la büyüdüm ben. Bursaspor’a başkan oldum. Ben ilk başkanlık dönemimde Bursaspor Kulübü’nün geçmişini incelemeye gittim ve o günlerin hala kayıtları benim elimdedir. Bursaspor Kulübü’nde eleştirdiğim şeylerin üstüne gittim. Hatta ikinci başkanla beraber dosyayı valiye götürmüştük. Bursaspor’da bazı usulsüzlükler var dedim. İncelediler, kulüp kapanır dediler. Yani o günlerden Beri Bursaspor’da bir şeyler oluyor. Bunların nasıl olduğunu bizzat ben kendim gördüm ve bunları şu anda Bursasporlulara anlatmaya çalışıyorum ama bize değil sporla hiçbir alakası olmayan hukukçulara danışıyorlar. Bursaspor’da 2012 yılından beri her yönetimde iki tane avukat vardı ve yönetim kurulunun avukatları vardı. Bursaspor’da o zamanlar bu avukatlar o günkü yönetim kurullarını mı düşündüler, Bursaspor’u mu düşündüler?  Eğer Bursaspor’u bu kadar çok seviyorlarsa biz bu hale niye geldik? Ben 1999-2000 sezonunda başkanlık yaptım. Ben Bursa’da siyasette, sporda hep seçilerek geldim. Başkanlık yaptım, dernekler kurdum. Ben o günkü arkadaşlarımla hala berabersem demek ki benim yaptığım işler doğru işlerdir. O dönemki yönetimle şimdiki Bursaspor yöneticilerini karşılaştıralım. İki tane milletvekili, Nilüfer Belediye Başkanlığı, Ak Parti İl Başkanlığı yapanlar vardı. Bursa’yı yöneten insanlardı bunlar. Bursaspor Kulübünde tek futbolcu satmayan kişi benim. Talip yok muydu? Ender’e de vardı, Murat Sözkesen’e de vardı, herkese vardı. Aziz Yıldırım da Cemil de herkes baskı yaptı yine satmadım. Bursaspor’a Galatasaray ve Milli takım kaptanı Tolunay’ı aldım. Samir’i aldım, Şampiyonlar Ligi’nden getirdim. Mohamed’i aldım. Serdar Kulbilge’yi aldım, sonra Fenerbahçe’ye sattık. Bizim aldığımız futbolcular hem futbol oynadı hem de Bursaspor kazandı. Benden sonra hepsi sattı. Ben satmasını bilmiyor muydum? Benim dönemimde futbolcuların bir ay geciken maaşı olmamıştır. Hiç kimsenin alacağı yoktu bizden. Hatta ben o dönemde personel maaşlarına %100 zam yaptım. Muhasebeciye benim bilgim dışında hiç kimseye bir lira dahi para ödemeyeceksin, her faturadan bilgim olacak dedim. Mesela bana Bursa’nın sualtı takımının Uludağ’da kamp faturası geldi. Sualtı takımı diye bir takım gördünüz mü ya? Sonra bir baktım Merinos’un faturaları geldi. Merinos’u biz pilot takım mı yaptık, onun paralarını ben niye ödeyeyim dedim. Fotoğrafçının faturası geldi. Kimden dedim. Futbolcuları çektim dedi. Ondan alacaksın dedim. Bursaspor’da yöneticilik yapmış, teknik direktörlük yapmışlar, daire almışlar. Eski futbolcu bunlara aracılık yapıyor daireleri Bursaspor’a kiralıyorlar. Futbolcu getiriyorsun, ailesine son model mobilya alıyorsun. Her sene bir daha alıyorsun. Hepsini kestim. Vakıfköy tesislerini yeniden düzenledim, bir daha otel yok dedim. Araba istediler. Kardeşim ben sana bir trilyon para veriyorum, arabayı da kendin alacaksın. Yabancı futbolcuya telefon alıyorum, sabah akşam yurt dışı ile konuşuyor. Yazık günah bize! Ben transferleri yaparken bir tane bile menajer sokmadım. Şimdi menajerlere komisyon paraları veriliyor. Ben menajerlere bir lira para vermedim. Menajerin işi beni kandırmak. Ben zaten futbolu bilmesem orada ne işim var? Bursaspor Kulübü’nün beş kuruşunun bile hesabını yaptık. Kovanın altını kapattık, delikleri kapatınca Bursaspor kendi kendine döndü. Benim dönemimde ne belediyenin ne ticaret odasının ne de sanayicinin yardımı vardı. Stadın içine reklam bile vermediler. Biz hiç kimseden bağış almadan yürüttük. Biz de arkadaşlarla dedik, bir tane vergi denetmeni aldık, bir tane avukat aldık. Ben bunları aldım, bunlar işin ehli insanlar. Erkan başkanla da anlaştık. Bursaspor buralara geldi, buralardan nasıl çıkarırızın peşindeyiz dedik. Çünkü denetleme kurulu olursan dava açma hakkın da var, kamuoyunu aydınlatma hakkın da var. Bizim için iyi olur dediler. Sonra geldik genel kurula. 250 kişi bizim aday olmamız için imza verdi. O günkü divan başkanı genel kurulu iptal edelim, geç kaldınız dedi. Biz de tüzüğe uygun davrandığımızı söyledik. Sonra ne istiyorsanız, hangi evraksa vereceğiz size dediler. Biz de tamam dedik, çekildik. Yedi ay oldu, evrak almak için mahkemelere başvuruyoruz. Ben dernek üyesiyim. Dernek üyesini bilgilendirmeye mecburlar.’’ dedi.

‘’Bursaspor’da 650 milyon borç var’’

Recep Günay, ‘’Diyorlar ki biri gelsin borçları ödesin. Ya yok öyle bir dünya! Tüzüğe göre, yönetmeliğe göre kim batırdıysa, bu işlemleri ona göre yaparsak Bursaspor’a güven gelir? Madem herkes işini düzgün yapmışsa o zaman bu evrakları niye saklıyorlar? Biz diyoruz ki Bursaspor 650 milyon borca girmiş. Bunun karşılığı nedir? Bizim neyimiz var borçtan başka? 650 milyon borcumuz var, elektrik kesik, doğalgaz kesik, personel maaşlarını ödememişsin, elimizde futbolcu yok, arsamız kalmamış… Bu 650 milyonla ne aldık? Kime verdik bu parayı? Bursaspor’un katlı otoparkı, Mudanya yolunda benzinliği, on tane fabrikası vs. ne kadar malı varsa gitti. Bursaspor’un en büyük eksikliği divan başkanlığı, divanı yok. Ben 2016’da kürsüye çıktığımda borçlanma yetkisini verirsek Bursaspor Kulübü uçuruma gider, tefecilerin eline düşer, Bursaspor Kulübü’nü bir daha çok ararsınız dedim. Ondan sonraki mevcut divan başkanı kürsüye tekrar çıktı ve siz bu borçlanma yetkisini vermezseniz Bursaspor bakkaldan domates, biber alamaz dedi. O günkü divan başkanı konuştu, maddeyi değiştirdi bakın Bursaspor ne hale geldi! Bursaspor şeffaf olmalıdır. Ben başkanlığımdan sonra adliyeye gittim. Benim dönemimde, benden önce ve benden sonraki dönemin incelenmesini istedik. Bursaspor başkanlarının, yönetimlerinin toplanarak aslında kendilerinin gelmesi lazım. Dördü bir araya gelecek, adliyeye gidecekler. Bizim hakkımızda iddialar var, usulsüzlük var, biz yanlış bir şey yapmadık, kanunsuz bir şey yapmadık, gelin devlet olarak inceleyin demesi lazım. Bu defterlerin, bilançoların, girdilerin, çıktıların incelenmesi lazım. 2012’den 2020’ye kadar Bursaspor’daki transfer gelirleri 230 milyar. Transfer gideri ise 788 milyar. 6 buçuk trilyon lira reklam gideri yazmışlar. Benim bildiğim Bursaspor’da reklam departmanı var, maaşını da alıyorlar. 84 trilyon lira sadece bonservis bedeli verilmiş Bursaspor’dan ama burada 788 milyar diyor. Bu nasıl oluyor? Teknik kadroya ödenen para 103 trilyon. Yani ayda bir trilyon liraya denk geliyor. Kimi getirdik biz ayda bir trilyon liraya? Var mı öyle bir hoca? 3 trilyon lira danışmanlık ücreti ödenmiş. Bu bir senede verilen paradır. Bu üç trilyonun verildiği sene küme düşmüşüz. Bizi düşürmek için tutulmuş bir danışman mı bu? Bursaspor'un bütün giderlerini yazmışlar. Kulübün faal olan her işlemi var. Yetmemiş altına diğer giderler diye 112 trilyon diye bir rakam yazmışlar. Hiçbir açıklaması yok. Ben de sordum 112 trilyonluk ne aldık? Uçak mı aldık? O da yetmemiş olağanüstü gider yazmışlar 9 trilyon lira gider.  Finansman giderine de 24 trilyon yazmışlar. Gider yazdığınızda onun karşılığını yazmanız lazım. Girişi olmayan bir şeyin çıkışını yapamazsın muhasebeden. Menajerlik gideri de 40 trilyon civarında. Şimdi Bursaspor’a kimler başkan adayı olur biliyor musunuz? İsmi duyulmasını isteyen adamlar. Çünkü Bursaspor’da bir şey yok ki, düşse ne olur, kapansa ne olur?  Orada 3-5 ayını geçirir gider. Fakat biz öyle değiliz. Bursaspor’da, Bursa’da vatandaşın, halkın arasında yaşıyoruz. Bende para var aday olacağım diyorlar. İşte Bursaspor için en büyük tehlike bu. Eskiden Bursaspor’a aday olanlar, sanayiciler proje anlatırlardı. Bursaspor satılık mal değildir. Ben kimseyi itham etmiyorum. Kendinize güveniyorsanız divana gelin veya adliyeye gidin. Bizim hakkımızda böyle şeyler var, ben bunu yapmadım deyin, incelenmesini istiyorum deyin bitsin.’’ ifadelerini kullandı.

Tüzüğe göre hareket edilmiyor

Recep Günay, ‘’Dernekler kanununun 32. maddesi diyor ki: görevde olan başkan ve yönetim kurulları görevde olduğu derneğin taşınmazlarını her ne sebeple olursa olsun kendine, yakınlarına ya da birilerine devredemez, satamaz. Bursaspor’un taşınmazlarını sattı adam. Nasıl satıyor?  Neden buna kimse işlem yapmıyor? Bursaspor’da banka borçları, şahıs alacakları var. Herkes borçlanma yetkisi aldığını söylüyor. Tüzükte Genel kurulda yönetim kurulunun borçlanma yetkisi ayrıca oylanmaz diyor. Tüzükte böyle diyor. Peki nasıl oyluyorlar? Kimden aldılar bu yetkiyi? Tüzük hükümlerinde bütçe yapacaksın, bütçenin içerisinde belirteceksin diyor. Yargıtay 2. Dairesinin bir kararı var: Dernek kararlarını genel kurul halinde verir. Genel kurul onayı olmayan yönetim veya disiplin kurulu kararları dernek kararı olarak kabul edilemez diyor. Yani dernek şahıslara borçlanamaz. İki kişiyi ibra etmedik biz. Hani kanun nerede? Niye uygulanmıyor? Bütçenin uygulanması ve yürütülmesinden yönetim kurulu sorumludur. Tüzük hükümlerine uymadan bütçe dışı yapılan tüm harcamalardan yönetim kurulu sorumludur, bu paraları Bursaspor’a geri öder diyor. Ben de diyorum ki: Bizim burada Bursaspor’a başkan aramamıza gerek yok, tüzüğü uygulayalım. Uygulamayacaksak bu tüzüğü niye çıkardık? Bursaspor’un stadında 11-12 tane hissedar var. Dere kenarında yapıldı, kanun var dere kenarlarının sağına ve soluna işlem yapamazsınız. Bursaspor stadında milli maç oynanamaz, Bursaspor Avrupa’ya gitse yabancı takımla oynayamaz, stadı sigortalayan sigorta şirketi yok. Çimlerimiz ikide bir değişiyor. Stadı yapan adamın hayatında bir kere bile statla alakası olmayan biri ama siyasi bir şeyle çizdirmişler. Bu çimlerin güneş görmesi lazım. Güneşi görmüyor ama alttan ısıtma ve üste güneş enerjisi koymuşlar. Güneş enerjisi çalışıyor ama alta giden kabloları döşemeyi unutmuşlar. Bu şaka değil. Yani Bursaspor’da yanlış çok. Biz buraya bir günde gelmedik. Tüzük dernekler hukukudur. Burada genel kurul yetkilerini belirlemiş, yönetim kurulunun da yetkilerini belirlemiş. Yönetim kurulunun yaptığı işler ancak genel kurulda kabul edilirse geçerli olur diyor. Yönetim kurulu yaptığı işlerin hepsinden sorumludur. Genel kurul, yaptıklarını onaylarsa o yırtıyor, dernek sorumluluğu oluyor o zaman. Şimdi bir örnek vereyim: Kani Şen neden ibra olmadı?  Bir firma ile yaptığı kredi sözleşmesinden dolayı. Ben onlara dedim ki haciz koyamazsınız. Avukatlara dedim ki: sizin muhatabınız Bursaspor değil, muhatap size o çeki veren kişidir. Bursaspor Kulübü’nün muhatap olabilmesi için genel kurul bunu onaylaması gerekir. Bursaspor o zaman borçlu olur. Siz alacaklısınız ama Bursaspor borçlu değil. Bursaspor’un tüzüğü bir yönetmeliktir. Bursaspor bu yönetmeliğe göre yönetilmediğinden bu borçlar Bursaspor’un değildir. Yönetim kurulunun aldığı kararlar genel kuruldan geçmediği müddetçe dernek kararı nitelendirilemez. Bizim bankaya borcumuz yok, yöneticilere borcumuz yok, o ödenen paraları da tüzüğe göre geri alacağız. Bugün iş dünyasını bilen, muhasebe dünyasını bilen hiç kimse diğer harcamalar diye bir harcama yapamaz. Bir para gideri varsa karşılığına yazacaksın. Diğer gider diye bir şey olamaz. Ben derneğin bankalara borcu yok dedim. Bizim bankaya borcumuz olabilmesi için Ali Ay dönemindeki veya Recep Bölükbaşı dönemindeki bankalardan alınan kredilerin sözleşmelerini istedim. Bunlar Bursaspor adına mı almışlar, kendi adlarına mı almışlar, bu krediyi alırken ne taahhütte bulunmuşlar, kim kefil olmuş, kaç para almışlar, kaç para faizle almışlar, hangi kararla almışlar, yönetim kurulu kararı mı, genel kurul kararı mı, karar defterinde ne yazıyor?  Ben bunları istedim. Bunları yedi aydır alamadım. O da diyor ki borçlanma yetkisi almış. Ben de diyorum ki yok öyle bir yetki. Genel kuruldan aldı diyorlar. Genel kurulun bu yetkiyi verme yetkisi yokki!  Tüzük bütçe çerçevesinde borçlanma verebilirsin diyor. Tüzük bütçeni yapmadan harcama yapamazsın diyor. Hatta bütçede yapacağınız harcamaların her kalemi olacak. Bursaspor bir dernek, kamu yararına bir dernektir. Böyle yönetilemez. Benim 100 trilyon alacağım var, arsadan alayım diyor. Var mı böyle bir şey ya! Bademli’de 80 dönüm bir yer bulduk. Burası eskiden meraymış ama Bademli mahalle olunca boşta kalmış. Büyükşehir, burasını üzerine almamış, İl Tarım’da kalmış. Ben de dedim ki: biz burayı Bursaspor’a kazandırmak istiyoruz. Biz şahsa vermiyoruz dediler. Şahsa istemiyoruz zaten, Bursaspor’a istiyoruz dedim. Biz gittik Bursaspor Vakfı diye bir vakıf kurduk o zaman. Projeyi yaptık, divanda sunum yaptık. Bursaspor’a yıllık 80-90 trilyon lira getiren bir proje getirdik. Bursaspor Üniversitesi bu. Dediler ki en düşük öğrencinin fiyatı 20-30 milyar. Burayı şirkete yapacağız. Yüzde 51’i Bursaspor’un, yüzde 49’u şirketin olacak. Proje üzerinden buraya ortak alacağız dediler. Futbol okulu da orada olacak. Bursaspor bir çağ atlayacak. Hani neredeler? Bursaspor’dan bir şey istemiyor ki çocuklar. Sadece imza verecek karşı taraf, Bursaspor’a tahsil edilecek bu yer. Bursaspor’un bütün belgeleri bizde var. Bursaspor yönetim kurulunu göreve davet etsinler. Bir divan toplantısı yapsınlar ya da medyaya açıklama yap. Bursaspor’un bankaya borcu nasıl alınmış, kim almış? Öteki adam Bursaspor’a 150 trilyonu neyle vermiş? Bursaspor’a 150 trilyon para verecek kimse yok Bursa’da. Tüzüğe göre genel kurul başkanını mevcut başkan seçiyor. Sana konuşma hakkı vermiyor ki! Bizim önce divan sorununu çözmemiz lazım. Bursaspor’un denetlenmesi lazım. Divan kurulunun görevi Bursaspor’un iletişimini sağlamaktır. Yönetim kurulunu çağıracak ya da kendisi gidecek, kulüpte neler olduğunu, nasıl yapıldığını gelip anlatacak. Ben Galatasaray’ın divan kuruluna bakıyorum: divan kuruluna gelen insanlara her türlü bilgiyi veriyorlar. Bankadan kredi alacaklar, oraya soruyorlar. Alıp da size ne soracağım demiyorlar. Divan kurulunda kabul etmediler mesela. Biz de var mı öyle bir divan kurulu?  Bursaspor divan kurulunun bir bürosu bile yok. Kaçan adam suçludur. Kendileri hakkında iddialar olan kişiler bir araya gelecekler, adliyeye gidecekler, ondan sonra oradan çıkan karara herkes razı olacak. Başka türlü bu kulüp düzelmez. Bu borcu kimse ödeyemez. Kulübün geliri 50 trilyon. Zaten faiz 50 trilyon. Neyi döndüreceksin. 4 trilyon elektrik borcu mu olur? Borç kapanır, düşersin, çıkarsın, çıktık şampiyon da olduk ama itibarını kaybettiğin zaman bu iş bitmiştir. Mesela Erkan Kamat’a bana iki ay müsaade ver, 50 trilyon para getireceğim dedim. Güldüler bana. Biz kamu yararına derneğiz. Derneklerin piyango düzenleme hakkı var. İki milyon adet bilet basacağız. Televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi, bir tane daire koyarız. Bursa’daki sanayicilere herkes işçilerine bilet alsın deriz. Bir tanesi 25 lira. 2 milyon tane sattığın zaman 50 milyon lira. Organizasyonunu ben yapacağım dedim. Bursaspor’un bu hakkı var. İşadamlarına böyle teklifle gideceksin, bana para ver demeyeceksin. Bu Bursaspor’a bir proje değil mi? Bende para var diyenlere bir çağrım var: adama sorarlar Bursaspor’a bugüne kadar ne verdin diye. Bursaspor üç puan silme cezası aldı. Bursaspor’un avukatı gidiyor, bizim tahtayı aç, transferi yapalım sonra kapat diyor. Onlar da izah ediyor, biz UEFA kurallarına hareket etmek mecburiyetindeyiz diyorlar. O da diyor ki biz bunları halledeceğiz. Beni bir arkadaşım aradı ve Bursaspor’un avukatı buysa vay Bursaspor’un haline dedi. Bunu iki sene önce dedi. UEFA, TFF’ye yazı yazmış. Erman Toroğlu da yarım saat konuştu, bir gün gelecek Bursaspor’da herkes yargılanacak dedi. Bursaspor Kulübü UEFA kriterlerine göre borcu yoktur diye kağıt imzalatıyor. Esas tehlike bu. Lige katılıp katılamamamız tartışılıyor şimdi. UEFA sen bunu lige nasıl alıyorsun diyor. Madem bunun futbolculara borcu yoksa bize başvuran futbolcular başka kulüpte mi oynuyor? Gelirin gideri karşılaması lazım. Bursaspor’un borcu yok resmi kağıtta. Bu bir suç. En büyük tehlike bu.  Ya aklımızı başımıza alacağız ya da hep beraber Bursaspor’u gömeceğiz’’ şeklinde konuştu.