.

Bugünlerde Bursa’nın yerel gündemi; BTSO’nun forma satışından yaratacağı kaynak üzerine kurulu…Böylece oluşturulacak bütçe ile; Bursaspor’un ligin devre arasında sorunlu 3 veya 4 bölgeye transfer yapması ve ligin 2.yarısında daha iyi hazırlanması için gündem yaratılıyor.

BTSO hazırladığı destek kampanyası ile “216 bin forma-21,6 milyon TL kaynak” dedi ve yasal prosedür gereği maddi yardım yapamayacağının altını çizdi.

Şimdi çarşıda-pazarda ve iş dünyasında bu gelişme konuşuluyor. Bazı yorumlarda “Dağ fare doğurdu. O kadar forma satışından 21,6 milyon TL para kazanılmaz ki…Nerede üretici firmanın payı” diyenler oldukça fazla sayıda olduğunu söyleyebilirim. Ama “Az olsun bizim olsun. Hiç bir şey yapmamaktan iyidir bu da” diyen, gerçekçi ve mütevazi görüş belirten Bursaspor taraftarları da var tabii ki…

 

Öncelikle biliniyor ki; Bursaspor bu kentin en önemli markası…

Yeşil-beyaz renkli kulüp bizim gözbebeğimiz..!

Bu önemli markanın arkasında durmak BTSO’da dahil kentteki tüm kurum ve STK’ların görevi olmalı…Ama her nedense iş dünyasında da şöyle bir görüş oluşmuş: ”Her sene ver-ver-ver…Daha nereye kadar.? Bursaspor artık kendi ayakları üzerinde duracak bir mali ve idari kurumsallaşmayı hayata geçirmeli”…

İşte bu yüzden bana göre; bu forma satışı işinin, umulduğu noktalara ulaşması çok zor gibi geliyor. Zorla kimseye 100 TL’ye forma satamazsın. Kapı-kapı dolaşarak da bu iş olmaz.

Başka önlemler ve çıkış kapıları da gerekli Bursaspor için…Onu da yapacak olanlar; profesyonel yöneticiler ve gerçekten beyin fırtınaları yaratacak Bursa dostlarıdır. Geçmişte bunun somut örneklerini gördük. Bursaspor’a canı-gönülden bağlı bazı isimlerin kulübü ayağa kaldıracak ve iş dünyasına el açmaktan kurtaracak projeleri vardı ama o isimler Bursaspor’a yönetici olamadı. Bir şekilde elemine edildiler ve projeleri yerle bir edildi. Onlar da bir küskünlük de yarattı bu durum tabii ki…

Şimdi tüm gönlüm ile umuyorum ki; Bursaspor kendini ve kenti ayağa kaldıracak gelirlere kavuşur da bu şehir yeniden sportif başarıları ile de anılır. Forma satışı dışında da kulübe kalıcı gelir sağlayacak başka projeler şart…Daha önceki yönetimlerin  kulübün gayrimenkullerini satma işi daha içimizde kapatılamayan bir yara gibi dururken, bu yeni önlemler/projeler nasıl olur bilemiyorum.

Ama bir şeyler yapmak ve Bursaspor’u ayağa kaldırmak zorundayız.

Yoksa işimiz çok zor…Bu ülkede; güç ve prestij kaybeden kent ve kulüp örnekleri ortada…

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

                    KENT HAKLARI BİLDİRGESİ VE BURSA..!

Bugün sizlere tüm Avrupa kentlerinde yaşayan vatandaşların sahip olduğu kentlilik haklarından bahsetmek istiyorum. Kent sakinlerinin yerel yönetim sorumlularından beklediği çalışmaları da içeren Kent Hakları Bildirgesi, bir kentin nasıl daha adaletli ve saygın şekilde yönetilebileceğinin ince ayrıntılarını içeriyor.

Bursa’yı yöneten Belediye Başkanları ile Meclis üyelerine de rehber olabilecek bir bildirgeyi bugün görüşlerinize sunarak, kentin biline sorunlarına bir başka noktadan parantez açmak istiyorum.

 

Sağlıklı çevre, ulaşım ve dolaşım, fiziki yapı, kent planlaması, ekonomik kent kalkınması, sağlık ve spor koşulları gibi çok önemli ayrıntıların yer aldığı Avrupa Kentli Hakları Bildirgesi, aslında çağdaş şehirlerin nasıl yönetileceğine dair ipuçları da veriyor

                             AVRUPA KENT HAKLARI BİLDİRGESİ

Avrupa Kentli Hakları bildirgesinde yer alan ana başlıklar, bir kentin yönetim politikaları kadar, vatandaşların da hak ve ödevlerini kapsıyor. Yaşadığı kentten keyif alan ve kendi görev ve sorumluluklarına sahip olan bireylerin mutlu ve yaşanabilir bir kenti yaratacağına olan inancımla, AB ülkelerinin birçoğunda uygulanan kentli haklarının ayrıntıları şöyle sıralıyorum:

*KİRLETİLMEMİŞ SAĞLIKLI ÇEVRE: Hava, gürültü, su ve toprak kirliliği olmayan, doğası ve doğa kaynakları korunan bir kent çevresi oluşturulmalıdır. Yerel yönetimler doğayı ve yeşil alanları koruma yükümlülüğü taşımalı, kirliliğe karşı etkin politikalar uygulamalıdır.

KONUT: Mahremiyet ve dokunulmazlığın garanti edildiği, sağlıklı, satın alınabilir yeterli konut stoklarının sağlanması gerekir. Her insan ve ailenin güvenli ve sağlam bir konut edinme hakkı vardır. Eskimiş konut dokusunun yenilenmesi bedelinin, burada oturan sosyo-ekonomik seviyesi düşük olanlara yüklenmemesi gerekir.

SAĞLIK: Kentlinin beden ve ruh sağlığının korunması için, sağlıklı çevrenin ve koşulların sağlanması zorunludur. Yerel yönetim; toplum kaynaklı sağlık girişimlerini ve katılımları teşvik etmelidir.Yerel yöneticiler tüm kentlilere iyi sağlık koşulları sağlamakla yükümlüdür.

GÜVENLİK: Yerel yönetim mümkün olduğunca suç, şiddet ve yasa dışı olaylardan arındırılmış emin ve güvenli bir kent oluşturmalıdır.

İSTİHDAM: Yeterli istihdam olanakları yaratılarak, ekonomik kalkınmadan pay alabilme şansının ve kişisel ekonomik özgürlüklerin sağlanması zorunludur.

SPOR VE DİNLENCE: Bir kentte; yaş, yetenek ve gelir durumu ne olursa olsun, her birey için spor ve boş vakitlerin değerlendirilebileceği olanaklar sağlanmalıdır.

DOĞAL KAYNAKLAR VE ZENGİNLİKLER: Yerel doğal kaynak ve değerlerin yerel yönetimlerce akılcı, dikkatli, verimli ve adil bir biçimde korunması ve yönetilmesi gereklidir. Bu işlemler; kentte yaşayanların yararı gözetilerek yapılmalıdır.

ULAŞIM VE DOLAŞIM: Toplu taşıma, özel araçlar, yayalar ve bisikletliler gibi tüm yol kullanıcıları arasında, birbirinin hareket kabiliyetini ve dolaşım özgürlüğünü kısıtlamayan uyumlu bir düzenin sağlanması esastır. Özellikle özel araçlarla seyahat hacminin azaltılması, kent içi dolaşımın yaşanabilir bir kent oluşturmaya yönelik biçimde düzenlenmesi gerekir.

HALK KATILIMI, KENT YÖNETİMİ VE PLANLAMA: Yerel politik yaşamda etkin bir katılım için; halkın yerel, politik ve idari yapılarda belirleyici olması gereklidir. Yerel yönetim; toplum geleceğini etkileyecek her türlü önemli projede halka danışmalıdır.

KALİTELİ BİR MİMARİ VE FİZİKSEL ÇEVRE: Kentin tarihi yapı mirasının duyarlı bir biçimde restorasyonu ve nitelikli çağdaş mimarinin uygulanmasıyla uyumlu-güzel mekanların yaratılmasına dikkat edilmelidir. Kentsel korumada hassas bir yasal çerçeve oluşturulmalı, eski el sanatları ve yapı tekniklerinin yaşatılması ile canlandırılması sağlanmalıdır.

EŞİTLİK: Yerel yönetimler; tüm bu hakları bütün bireylere cinsiyet, yaş, köken, inanç, ekonomik ve politik ayrım gözetmeden, fiziksel veya zihinsel özürlere bakmadan eşit olarak sunmak zorundadır.

Özlü sözler: Aslında her insan; bir romandır ve biraz kahramandır. Gün gelir anlar ki; harcadığı tek şey, hayalleri değil, zamandır. (Cengiz AYMATOV)

-------------------------------------------------------------------------------------------------