O benim efsane kalecimdi.

Ona özenmiş, kaleci olmaya kalkmıştım boyuma posuma bakmadan.

Pınarbaşı’ndaki yağmurlu, karlı, kızgın güneşli mahalle maçlarında; gözümü sakınmadan kendimi paralarcasına atlıyordum çekilen şutları önlemek için çamura, su birikintilerine, taşa toprağa.

Canım yanmış, yaralanmışım, kolum bacağım kanamış ne gam; kafam şişmiş, dudağım patlamış ne gam.

Bursaspor’da kaleye geçecektim; milli takıma yükselecektim; gazetelerde, dergilerde, radyo programlarında benden bahsedilecekti; resmim çıkacaktı, şöhret olacaktım.

***********************

Beni hiç kıramayan annem Müzeyyen’im, ısrarlarıma dayanamamış, bir gün elimden tutmuş Heykel’den bana kaleci kıyafetleri almıştı.

Bir sırt numaralı kaleci formamı; kaleci eldivenlerimi; şortumu; tozluklarımı ve kramponlarımı yatağımın baş ucuna koymuş ara ara uykumdan heyecanla uyanıp ışığı açmış; onlara, içimde büyüyen coşkuyla, heyecanla bakmıştım.

Futbol, şimdi düşünüyorum da ömrümde çok geniş bir alana yayılmış.

Hayal bu ya…

Kalede panter kesilecektim.

Yan toplarda kartal gibi yükselip topu sımsıkı tutacak; uzaktan atılan şutlarda pür dikkat topu yumruklayacak veya tokatlayacak; karambollerde çizgide akrobatçasına inanılmaz reflekslerle topu çelecek; penaltılarda topun hangi köşeye vurulacağını anlayıp uzanacak gole engel olacak; karşı karşıya kalınan pozisyonlarda mükemmel bir zamanlamayla çıkıp topu kapacak, açıyı kapatacak; kalemde gollere duvar örecektim.

Çünkü ben; onu, Bursaspor’un yeri dolmaz efsane kalecisi Osman Uçaner’i seyretmiş, hayran olmuş, örnek almıştım kendime.

 

KALECİ OSMAN

Sevgili dostum, lise arkadaşım, futbol filozofu Zafer Mete’nin Facebook paylaşımını görünce çöktüm kaldım koltuğa; gözlerim nemlendi.

Sonrada yanaklarımda gözyaşı yolları oluştu; bana hüzün veren her şeye artık gözyaşlarım eşlik ediyor.

***********************

Gel de inan şimdi…

1966-1978 yılları arasında 12 yıl boyunca Bursaspor formasını terleten; Bursaspor’un kaptanlığını yapan Osman Uçaner vefat etmiş.

***********************

Onu izlemek büyük şanstı.

Kale çizgisindeki heybetiyle, sakinliğiyle, oyun zekâsıyla, lider kişiliğiyle, refleksleri ve yan toplardaki becerisiyle güven verirdi takıma, tribünlere.

Zor, çok zor gol yerdi Osman.

Bursaspor’un en güzel zamanlarıydı.

Osman Uçaner, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Rumlara esir düşmüş, sezona başlayamamış kaleye Uşakspor’dan transfer edilen, yedeği Rasim Kara geçmişti.

Ve Rasim başarılı olmuş milli takıma yükselmişti. Sonra da Bursaspor’da ve Beşiktaş’ta antrenörlük yapmıştı.

***********************

Osman Uçaner Kıbrıs’lıydı.

Futbolu bırakınca Kıbrıs’a yerleşmişti. Girne’de kafe işletmeciliği yapıyordu eşiyle.

Bir gün Kıbrıs’a gidersem kafesine uğrayacak, onunla futbol sohbeti yapacak; anılardan konuşacak; fotoğraf çektirecektim.

Ve teşekkür edecektim.

Çünkü onun arabası benim sünnet arabamdı.

***********************

Mesut Şen, Murat Gülez derken; Osman Uçaner de uçtu gitti yalan dünyadan.

Futbola kattıkları güzellikler; Bursaspor’a yaptıkları hizmetler için minnettarım hepsine. Ruhları şad olsun.

***********************

Bursaspor’dan çalanlardan değil Bursaspor’a katanlardan oldular; ne mutlu.