Hüzün dolu, buruk, hatıralara sığındığımız bir bayram yaşadık.

Sokağa çıkmak yasaktı. Bahçeli evlerden, doğadan uzakta; betona gömülmüş halde apartmanlarda oturuyorsak, daha da bunaltıcı daha da yalnızlaştırıcıydı Ramazan Bayramı.

Duvarlar üstümüze üstümüze geldi; odalarda, salonlarda, hollerde, mutfaklarda sıkıştık kaldık.

*****************

Kimse çalmadı kapımızı; kimsenin çalamadık kapısını.

Balkona çıktık arada; gökyüzüne, bulutlara, güneşe, kuşlara baktık; çiçeklere su verdik.

Kırları özledik, dağları, yaylaları, gölleri, vadileri, nehirleri; köyleri özledik, meyve bahçelerini, zeytinlikleri, kümesleri, ağılları, tarlaları, ormanları.

Kafelerde çay içmek istedik; sinemalarda film izlemek istedik; stadyumlarda maç izlemek istedik; konserlerde şarkı dinlemek istedik.

*****************

Dostlarla kucaklaşmayı, el sıkışmayı, kol kola girmeyi; özledik, özledik, çok özledik.

Deniz ve göl kıyıları geldi aklımıza; güneş, kumlar, şezlonglar; dalgaların köpüklenişi, martıların kanat sesleri geldi aklımıza. Gün batımlarında gün doğumlarında oluşan renkler yok mu gökyüzünde; onları izlemeye hasret kalışımız içimize oturdu.

Sıla özlemi çektik, memleket hasreti duyduk.

İnanamıyorduk başımıza gelene; şaşkındık, kırgındık, bıkkındık, yorgunduk epeyce.

 

EL ÖPMEK

 

En şık kıyafetlerimizi giyip; kokular sürünüp; kestane şekeri, baklava, lokum, bayram çiçeği alıp gidemedik bayram ziyaretlerine.

Çocuklara el öptürüp bayram harçlığı veremedik; elini öpemedik,  büyüklerimizin.

*****************

Sevgili okurum…

El öpmek ne güzel ne değerli bir adettir.

El, akılla birlikte uygarlığın temelidir. Uygarlık aslında baş parmaktır.Baş parmağın diğer parmaklara ulaşıp işbirliği kurmasının; aletleri, tarımı, sanayiyi, teknolojiyioluşturmada insanlığa büyük yardımı olmuştur.

Sanat, ellerimiz olmasa mümkün müydü; zanaat da öyle.

El, emeği simgeler; saygıdır, hürmettir, kadir kıymet bilmedir, vefadır, bağlılık ifadesidir el öpmek.

*****************

Anneannemin elini öpünce bayramlarda; Şükriye, içinde bayram harçlığım olan mendili usulca cebime koyar; saçımı koklayıp okşarken; “Berhudar ol evladım; el öpenlerin çok olsun’’ derdi yumuşacık sesiyle.

*****************

Ne mezarlık ziyaretleri yapıp dua edebildik; ne bayram namazı kılabildik camilerde; ne partililerimizle bayramlaşabildik Kültürpark’ta; ne de bayram yerinde bayram eğlencesi yaşayabildik.

Oysa bayram benim için Pınarbaşı’nda bayram yerinde bayram çocuğu olabilmekti.

O kalabalık, o bütün ailenin toplandığı, o sımsıcak bayram sofraları var ya; bu bayram kuramadık o sofraları.

Yediğimiz içtiğimiz her şey yavan geldi bu yüzden.

*****************

Telefonlar açıldı, görüntülü sohbetlerde el sallandı, kırık gülücükler yollandı karşılıklı.

Messenger’den, WhatsApp’dan mesajlar atıldı, alındı; klişe ifadeler, basmakalıp soğuk cümlelerle.

Velhasıl sevgili okurum; bu uzak bayramlaşmalar içimizi yaktı kavurdu.

*****************

Ancak, asla karamsarlık yok.

Yakında, güzel günler göreceğimize, mutlu kavuşmalar yaşayacağımıza inancım tam.