İçinden nehir geçen ve gece-gündüz enerjisi hiç tükenmeyen kentler vardır hani… Bilir misiniz bilmem?

İnsanın içine huzur veren ışıl-ışıl su görüntüleri ve pırıl-pırıl temizliği ile bakılmaya doyulamayan şehirlerdir onlar… Güzelliği dillere destan olan bu kentler, bulundukları ülkelerin hem turizm hem de ekonomik zenginlik kaynağını oluştururlar öte yandan…

İşte; Budapeşte… Bu görüşe en yakın kentlerden biridir bu tarihi yerleşim birimi…Birbirine komşu olan Buda, Peşt ve Obuda kentlerinin Tuna Nehri üzerinde birleştirilmesi ile kurulan Budapeşte, her mevsimde turist kaynamaktadır. İkisi demiryolu olan 9 köprülü Tuna Nehri, muhteşem görünümü ile, Budapeşte’yi dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri haline getirmiştir.

İçinden nehir geçen ünlü kentlere daha birçok örnek verebilirim. Thames Nehri İngiltere’nin başkenti Londra’nın bir simgesi olmuştur hep… Dünya moda başkenti Paris’in içinden geçen Seine Nehri ise, bu güzel kente bambaşka bir kimlik kazandırmaktadır. Amsterdam’daki insanlar; dolmuşa biner gibi motorlu kayıklara binmekte ve kentin içindeki su kanalları ile kent içinde istedikleri yere varabilmektedir.

Ya Venedik… İtalya’nın bu rüya kentinde de bulunan Büyük Kanal, kente her yıl on milyonlarca turist çekmektedir. Floransa’da Arno Nehri, Hamburg’da Elbe Nehri, Köln’de Ren Nehri, Prag’da Vitava Nehri, Stutgard’ta Ulm Nehri ve Zürih’te de Limmat Nehri kentlere hayat veren su kaynakları olarak tüm dünyada tanınmaktadırlar. Bir bakıma bu kentler, birer “su kenti “olarak da anılmaktadır.

Türkiye’de de bu işi çok iyi başaran Eskişehir; Porsuk Çayı etrafında oluşturduğu adacıklar ve köprüler ile, ” içinden su geçen kentlere” ülkemiz adına iyi bir örnek oluşturmuştur.

                      BURSA’NIN DA İÇİNDEN DERE GEÇİYOR AMA!

Aslında; Bursa’da bir su kenti sayılıyor. Ünlü seyyah Evliya Çelebi, eserlerinde yaşadığımız kentin su açısından ne kadar şanslı olduğunu anlatmıştır hep...Uludağ’ın güney yamaçlarından doğan ve yine Uludağ’ın beslediği diğer derelerle beslenen Nilüfer Çayı, Bursa ovasından bir yılan gibi süzülerek geçmektedir. Bu su kaynağı; Nilüfer ilçesine de adını vermekte ve Bursa’ya da “içinden su geçen kent” kimliği kazandırmaktadır.

Adı Bursa ile özdeşleşen Nilüfer Çayı, ne yazık ki yeterince korunamadığı için gerçek işlevini yapamaz hale gelmiştir. Yaz mevsiminde yetersiz kalan su akışı nedeniyle kötü koku salan Nilüfer Çayı, suyun bol olduğu kış mevsiminde de yoğun kirlilik sorununu yaşamaktadır.

Çünkü Bursa; maalesef Nilüfer Çayı’na “üvey evlat” muamelesi yapmıştır hep... Dünyanın birçok kenti; sahip olduğu akarsuyu ile ün ve prestij kazanırken, bizler kentin içinden akıp giden akarsuyumuzu temiz tutamadık. Su kenti olarak anılan Bursa, adını koskoca bir ilçeye veren Nilüfer Çayı’nı bile koruyamadı.

Gerçek ve acı olan da budur zaten..!

                             ACABA BALIK TUTULACAKTI MI ORADA?

Ne yazık ki.. Bursa’nın en önemli su kaynağı Nilüfer Çayı’nın, sanayileşme ve diğer etkenlerin tesiri ile karşı karşıya kaldığı yoğun kirliliğin önlenmesi için çok fazla bir şey yapılamıyor. Başta BUMİAD olmak üzere birkaç STK’nın çabası da yetersiz kalmakta ve “içinden su geçen kentlerden biri olan” Bursa, tarihine ve doğasına ihanet etmektedir belki de…

Bundan yıllar önce… Ta 6 Haziran 1998 tarihinde; Bursa Yerel Gündem 21’in hazırladığı “Mavi Nilüfer Eylem Planı” programını da takip eden bir gazeteci-yazar olarak; Nilüfer’in kurtuluşu için yeni bir yol haritasının belirlenmesini öneriyorum bugün bu köşede…Çünkü o dönemin başarılı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Erdem Saker’in bu konudaki yoğun çabalarını ve “Nilüfer Çayında eski günlerdeki gibi balık tutulacak” dediği günleri gülümseyerek hatırlıyorum. Ama o günlerden bu yana çok fazla şeyin değişmediğinin ve hala Nilüfer’in mavi akmadığının da canlı şahidiyim.

Bundan 50-55 yıl önce; bu derede büyüklerimin de balık tuttuğunu ve ailece piknik yaptığını bilen/gören bir Bursalı olarak; bu kenti yönetenlerin önemli bir görevinin de Nilüfer’i kurtarmak olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Yani; bir kez daha “yok mu Nilüfer Çayı’nı kurtaracak..?” diyorum.

                         BUSİAD’IN SÜRPRİZ GİRİŞİMİNE ALKIŞLAR

Ve şimdi hemen bu konudaki önemli bir gelişmeyi yazıma ekliyorum. Bursa Sanayici ve

İşinsanları Derneği(BUSİAD); 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle yaptığı açıklamada “Temiz üretim yapmayanlar Bursa’ya gelmesin” dedi ve bir sanayici derneği için ülkemiz koşullarında hiç de olmayacak sürpriz bir gelişmeye imza attı ve BUSİAD Yeşil Bursa Çalışma Gurubu’nu kurdu.

Neresinden bakarsanız bakın; kentimiz için oldukça pozitif bir gelişme…Gelecek 15-20 yıl içinde Bursa’nın yeniden su ve yeşille anılması için,hiç bir ticari kaygı olmadan çalışmalar yapacaklarını belirten BUSİAD Başkanı Ergun Hadi Türkay: ”Temiz üretim yoksa, gelecekte bir Bursa’da yok” dedi ve Geçmiş Dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker Başkanlığında oluşturulan Yeşil Bursa çalışma Gurubu’nu tanıttı kamuoyuna…

Belki de Nilüfer Deresi’nin yeniden temiz akmasını sağlayacak bu gelişme nedeniyle BUSİAD’ı kutluyorum ve ayakta alkışlıyorum.

Biliyorum ki; bu kentte Hayvanat Bahçesi ve Botanik Park gibi önemli yeşil çevre imzaları bulunan Erdem Saker Başkanlığındaki yeni oluşum, insanlara yeniden “Yeşil Bursa” dedirtecek girişimlerde bulunacaktır.

Kim bilir…Belki de bu çalışma gurubundaki seçkin üyelerin ilk işi; evsel ve sanayi atıkları ile bir akarsudan çok bir atık su merkezi olan Nilüfer Çayı’nı kurtarmak olur ve böylece bu kentin çevresel anlamda onurunu da kurtarırlar.

Kim bilir… Belki de BUSİAD; bu cesur girişimi ile Türkiye’ye örnek olur.

Sanayicilerin de çevreci olabileceği gerçeğini yazdırır Bursa tarihine…Kim bilir..?

Mavi Nilüfer projesi; 22 yıl sonra hayata geçer.Balık bile tutulur orada…Bir gün..!

Özlü sözler: İyi bir fikre sahip olmanın tek yolu; insanın birçok fikri olmasıdır. (Lenus PAUGLİNG)