Tartışmaları günlerdir yapılan ve Barolara bağlı kimi Avukatların yürüyüş gerçekleştirdiği konu artık Mecliste.

Önceki gün ‘Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’Meclis Başkanlığı’na sunuldu.

Meclis Başkanlığı’na sunulan yasa önerisinde ‘Çoklu Baro’ uygulaması getirilmesi öngörüldüğüne göre kimi birliklerin başındaki ‘Türk-Türkiye’ ifadelerinin de kaldırılacağı anlaşılıyor.

Türk ve Türkiye kavramlarının arkasına sığınarak Türkiye aleyhine ideolojik kalkışmalarınve ideolojik eylemler yapılmasının da önlenmesi gerektiği ve bununla birlikte zorunlu üyeliğin de serbest hale getirilmesi gerektiği açık.

Öneride düşünülen düzenlemeye göre, herhangi bir meslekte tek ya da tekelleşmiş birlik olmayacak.

Birliklerin faaliyet alanları dışına çıkması durumunda ise ağır cezalar gelecek.

 

* * *

 

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları yahut meslek odaları, dokuz milyonu aşkın meslek mensubunu bünyesinde topluyor.

Türkiye’de meslek örgütleri ‘diplomaya dayalı’ olanlarla ‘sermayeye dayalı’ olanlar olmak üzere iki kategoride toplanmasına karşın üyelik yapıları, örgütlenme modelleri, seçim sistemleri ve yönetim tarzları bakımından büyük benzerlikler taşımaktadırlar.

Meslek odaları, kamuoyunda öteden beri değişik nedenlerden dolayı tartışma konusu olagelmişlerdir.

Bu tartışmaların, çoğunlukla meslek kuruluşlarında siyasi duruş, şeffaflık, denetim, katılım, zorunlu üyelik, hesap verebilirlik, seçim süreçleri, demokratik duruş ve üyelerle ilişki gibi konularda yoğunlaştığı söylenebilir.

Sendikacılığın gereğince gelişmediği Türkiye’de meslek odaları adeta birer sendika gibi de davranmaya başlamışlardır.

Zorunlu üyeliğin bulunduğu bu yapılarda ‘Sendika ağalığı’ gibi bir ‘ağalık’ gelişmeye başlamış durumdadır.

Kamu kurumu niteliğinde ve devlet destekli bu yapılarınçoğu kez kamuya karşı olmalarının mantığını anlamak da olası değildir.

 

* * *

 

Mesleği geliştirmek ve iyileştirmek için kurulan meslek odaları, kuruluş amacına hizmet etmediği gibi, ideolojik yaklaşımlarıyla da üyelerinin odaya bağlılığına engel olduğu bilinen, gözlenen birer gerçek.

Mesleğin önünü açmak yerine mesleğin önünde büyük bir sorun olarak duran bu meslek odalarınınazınlığın elinde siyasi fantezilere alet olmasının engellenmesi gerekiyor.

Ticaret Odaları haricindeki birçok büyük odada nispi temsil sistemi yok.

ÇoğundaÇoğunluk usulü uygulanmakta…

En çok oy alan liste yönetimi tümüyle oluşturmakta.

Bu kimi kez yüzde 25-26 ola bile yönetimleri ele geçirmeyi olanaklı kılmakta.

Bu durumda yönetimi ele geçiren grup, bütçeleriistedikleri gibi hazırlayıp, onaylayıp, toplanan paraları istedikleri şekilde aklayabiliyor.

Mesleğe hiçbir katkılarının olmadığı bu meslek odalarınanispi temsil sisteminin getirilmesi en azından keyfi hareketleri önleyebilir.

Şimdiki haliyle söz gelimi 30 bin üyesi olan bir odanın saltdört bin ve beş bin üyenin oyuyla seçime gidip, bunların da iki bin 300’ünün oyunu alan yönetimlerin 30 bin kişiyi temsil ettiğini kim söyleyebilir?

Esasında meslek örgütleri Osmanlı’dan beri gelen esnaf örgütleri gibi, mesleki etik, güzel çalışma koşulları, meslekteki sorunlarlailgili çalışma yapması gerekmez mi?