Büyük İskender, o zamanki dünyanın yarısını 13 yılda fethetmişti , Pers imparatorluğunun güçlü ordularını yenmiş, M.Ö. 336-323 yılları arasında tarihteki en büyük komutanlardan biri.Büyük İskender’in tıpkı unvanı gibi, büyük bir düşü vardı: Tüm dünyanın hâkimiyetini ele geçirmek. Ancak bu amacına ulaşamadan, İ.Ö. 10 Haziran 323 tarihinde henüz 33 yaşındayken öldü. Antik çağın en büyük hükümdarlarından biri olan Büyük İskender’in ölüm nedeninin büründüğü sır perdesi, günümüzde bile kaldırılabilmiş değil.  Ölümü hakkında yürütülen tahminler, Zehirlenme, enfeksiyon, cinayet üzerinde yoğunlaşıyor.

Büyük İskender’in ölüm sebebiyle ilgili olarak öne sürülen ilk tezler, onun sivrisineklerin insanlara bulaştırdığı bir hastalık olan sıtmadan öldüğü yönündeydi. Büyük İskender’de görülen bazı belirtiler sıtma hastalığına uygunluk göstermekle birlikte son yıllarda yapılan araştırmalar, sıtmadan ölmüş olması ihtimalini ortadan kaldırmış görünüyor.  Sıtma hastalığı vücutta yol açtığı tahribatın yanı sıra idrarın da siyahlaşmasına sebep oluyor. Ancak kralın ani hastalığı ve ölümüyle ilgili olarak tutulan kayıtlarda, bu yönde herhangi bir nota rastlanmıyor.

 

ABD’de Virginia Eyalet Sağlık Dairesi’nden John Marr ve Colorado Üniversitesi’nde görevli Charles Calisher‘e göre Büyük İskender’in ölüm nedeni Batı Nil Virüsü. Bu iki bilimadamına ipucunu veren ise Yunan filozof Plutarch. Plutarch’ın eserlerinden birinde İskender’in, Babil önlerine geldiğinde, başının üstünde uçuşan ve birbirini gagalayan bir sürü karga gördüğünden, bazı kargaların ölmüş olarak ayaklarını dibine düştüğünden bahsetmesi Marr ve Calisher’i ABD’de de yayılan virüsün Makedon kralın ölümüyle ilişkisini araştırmaya itti. Batı Nil virüsü kuşlar tarafından yayılıyor, sivrisinekler ise hastalığı insanlara bulaştırıyor. Büyük İskender’in ölmeden hemen önceki, üst solunum yolu enfeksiyonu, deride kızarıklık gibi semptomlar ile virüsü kapmış birinde görülen belirtileri bilgisayar programı aracılığıyla karşılaştıran uzmanlar, “Bilgisayar bize Büyük İskender’in ölüm nedeninin yüzde yüz Batı Nil virüsü olduğunu gösterdi” dedi.

Yeni Zelandalı araştırmacılar tarafından yapılan ve Clinical Toxicology dergisinde yayınlanan araştırmaya göre ise Büyük İskender zehirlenmiş olabilir. Semptomlar Yunanlılar tarafından genelde kusturucu ilaç olarak kullanılan zehirli ak çöpleme (Veratrum album) bitkisinin belirtilerine benziyor. Kral ölmeden önce ayrıca karın ağrısı çekmiş, kusma nöbetleri geçirmiş ve hatta halisinasyonlar görmüş. İskenderİ neyin öldürdüğüyle ilgili çok sayıda hipotez var. Bunlar alkol zehirlenmesinden, tifo ve sıtmaya kadar uzanıyor . Ancak diğer bir tahmin de en az iki bin yıldır akıllı kurcalamakta: Büyük İskender zehirlenmiş olabilir. Bazı kaynaklarda kralın bir kadeh şaraptan sonra bağırsaklarına giren sancı yüzünden çığlık çığlığa bağırdığından söz ediliyor. Ve bundan sonra her şey kötüye gitmiş. Bu teori doğru olabilir, çünkü Büyük İskender’in yeteri kadar düşmanı vardı. Peki kralı öldüren gerçekten de zehirse bu hangi zehirdi? Ceset olmadan bunu hiçbir zaman kesin olarak bilemeyiz. Bu yüzden ancak semptomlara bakarak olası ölüm nedenine varabiliriz. Çünkü İskender’in ne mezarı ne de bedeni hiçbir zaman bulunamamıştır. İncelenen kimyasal ve botanik zehirlerden anlaşıldığı üzere ak çöpleme bitkisindeki alkaloidler İskender’i on iki gün içinde öldürecek ve bilinen semptomları ortaya çıkaracak nitelikte. Çünkü striknin ya da arsenik çok daha hızlı etkili ve hastalık bu kadar uzun sürmezdi. Oysa ak çöplemenin zehiri hemen karın ağrısına yol açar ve bunu ise bulantı ve kusma takip eder. Bu ilk aşamadan sonra zehrin etkisi sinirlere geçer. Alkaloid sinir hücrelerindeki önemli iyon kanallarını bloke ederek, kasların zayıflamasına en sonunda da felce sebep olur. Kalp kasları da etkilendiğinden, kalp atışları yavaşlar ve kan basıncı  düşer. Büyük İskender’de de bunlara çok benzer belirtiler çıkmış. Ayrıca ölüme kadar geçen uzun süreç de bu tabloya uyuyor. Tüm bunların dışında bu bitki zehrinin verilmesi de daha kolay. Ak çöpleme antik çağlarda Yunanlılarda çok bilinen bir ottu. Hatta çok inceltilmiş ve fermente edilmiş özü kusturucu ilaç olarak olarak kullanılıyordu.  Zehir şarapta çözülerek fermente olmuş olabilir. Zehirleyen kişinin bunu Büyük İskender’in sofra şarabıyla karıştırması da hiç zor olmamıştır diyor araştırmacılar. Antik Yunan tarihçilerinden Didorus’un yazdıklarından öğrendiğimize göre; Büyük İskender, Herkül şerefine içtiği büyük bir kase sade şarabın ardından bir çeşit ağrıya tutulmuş, iyi hissetmediğinden yakınırken yatağına gitmiş sonra da yüksek ateş vücudunu sarstıkça sağlık durumu gittikçe kötüleşmiştir. İskender’in vücudu ölümünden altı gün sonra herhangi bir bozulma belirtisi göstermemişti. Antik Yunanlar bunun, İskender’in bir tanrı olduğunu kanıtladığını düşünmüşlerdi. Vücudunun günlerce bozulmamasının bir mucize nedeniyle değil, henüz ölmediği için olduğuna işaret ettiği söyleniyor uzun bir ölüm süreci yaşamıştı deniyor bu zehirlenme ihtimalini güçlendiriyor.