2020 yılı için asgari ücret bekâr biri için 2,325, 1 çocuklu için 2,400, 3 çocuklu eşi çalışmayanlar için net 2,480 lira oldu.

Türkiye’de asgari ücretle çalışan kişi sayısınıTürkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi, (DİSK-AR) 2019 yılında yayınladığı raporda yaklaşık 10 milyon kişi olarak belirtiyor.

TÜİK’in yayınladığı güncel verilere göre ise Türkiye’de istihdam edilenlerin sayısı yaklaşık 28,5 milyon.

Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde, Türkiye’de çalışan nüfusunaşağı yukarı üçte biriasgari ücret civarında bir ücretle geçinmeye çalıştığı görülüyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bir araştırmasına göre ise, Türkiye’deki çalışanların yüzde 40,3’ü asgari ücretle çalışıyor.

Yüzde 42,7’si ise asgari ücretin iki katı kadar maaş alıyor.

Kuşkusuz asgari ücret, saltasgari ücret ile çalışanları değil, toplumun büyük bir kesimini de ilgilendiriyor.

Çalışanlar yanında patronları da, devleti de ilgilendiriyor yani.

Asgari ücretingenel ücret artışını etkilemesinin yanı sıra, sosyal güvenlik primlerinin alt ve üst sınırlarının asgari ücrete göre belirlenmesi ve işsizlik ödeneklerindenemeklilik aylıklarına kadar pek çok ödemenin asgari ücret miktarından etkileniyor olması; konunun önemine işaret ediyor

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 131 Sayılı Asgari Ücret Tespitine İlişkin Sözleşmesi’ne göre; işçinin ve ailesinin gereksinimleri, genel ücret seviyesi, hayat pahalılığı, sosyal güvenlik yardımları ile diğer sosyal grupların göreli hayat standartları; asgari ücretin belirlenmesinde dikkate alınması gereken unsurlardan. Türkiye bu Sözleşmeyi hala onaylamamış olsa da imzacısı olduğu Avrupa Sosyal Şartı da taraf ülkelere benzer bir yükümlülük getiriyor.

Avrupa Sosyal Şartı’nın 4. maddesine göre, “Tüm çalışanların, kendileri ve ailelerine iyi bir yaşam düzeyi sağlamak için yeterli ve adil bir ücret alma hakkı” mevcut.

Ancak birçok işçi örgütü, Türkiye’de bu maddeye uygun hareket edilmediğini ve asgari ücretin belirlenmesinde işçinin ailesinin hesaba katılmadığını dile getiriyorsa da burada patronlarında ödeme güçlerinin göz önüne alınması, ödemenin sürdürülebilir olmasının, artışın kaçak işçi çalıştırmaya yöneltecek olmamasının da dikkate alınması gerekiyor mu?

Son belirlenen asgari ücreti ‘sefalet ücreti’ olarak görenleri,Başkan Erdoğan’ın 1993 yılında zamanın hükümetinin verdiği 910 bin lira net asgari ücreti 3 çocuklu bir ailenin 3 öğün salt çay-simit yemesi halinde bile yeterli olmadığını belirtmesinden ve hükümeti ‘zalimlikle’ suçlamasından daha acımasız olduğunu görmek gerekiyor.

Evet, 1993 yılında 5 kişilik aile 3 öğün salt çay-simit yese 1 milyon 125 bin lira tutuyordu.

Asgari ücret ise 910 bin liraydı.

Yani o zamanın asgari ücreti ile 5 kişilik bir aile 3 öğün salt simit-çayla geçinmesine yetmiyordu.

Bu gün nasıl bu durum, bir hesaplayalım.

Simit bu gün semtlere göre değişse de ortalama 2 lira diyelim.

Çay da 2 lira.

Bu hesapla 5 kişilik ailenin çay-simit hesabına göre aylık tutarı 1,800 lira.

3 çocuklu eşi çalışmayanın aldığı asgari ücret ise 2,400 lira…

Fark 600 lira…

Eğer biraz daha zorlansa, asgari ücret söz gelimi 2,700 liraya çıkarılabilseydi, bu 5 kişilik aile her gün 2 öğün olmak üzere et döneryiyebilecekler, ayran da içebileceklerdi.

Ha biraz daha gayret…

Bu simit-çay hesabı artık et döner-ayran hesabına çevrilsin.