Günümüzden 814 sene evvel, Cengiz Hanın Çin’e karşı sefere çıktığını haber veriyor Mütekait Binbaşı Ahmet Refik Altınay merhum, kaleme almış olduğu 6 ciltlik Umumi Tarihinin 4. cildinin 297. sayfası ile 300. sayfaları arasında yer alan bölümü, M. 2020 senesinde Çin’in içinde yaşadığımız bugünlerde dünyamıza bir ‘KORONAVİRÜS’ diye adlandırdığımız illeti musallat ettiği hepimizin malumudur.

Çin'in tutumunu tasvip etmek imkansızdır. Ancak; “alışmış kudurmuştan beterdir” fehvasınca geçmiş asırların zaman diliminde bilhassa Orta Asya Türklerine vermiş olduğu huzursuzluk, katliam, zulüm gibi baskıyı günümüzde de, bu koronavirüsle tüm dünyanın zaten var olan problemlerine yüz binlerin ölümüne vesile olan ve de daha da devam edeceği görülen tutumunu protesto etmeyi gerektiğini hatırlatmadan geçemeyeceğim. Dedikten sonra Cengiz Han’ın Çin seferini sunmaya mübaşeret eyleyelim.


Cengiz Han’ın, Çin’e karşı sefer yapacağı, faaliyetlerinden ve
tutumundan kendini belli etmekteydi. O sırada Çin’in en hassas
noktalarına Mançua ve Pekin’e taarruz yapılması Karakurum ve Orhun
cihetinde icrası kabili imkan değildi. Cengiz yan tarafında Tokta Beyi
gibi Beş Balık cihetlerinde ikamet eden düşmanları varken, Irtiş
arasında müteferrik yani birbirinden ayrı ayrı ve perişan kabilelerle
doğu istikametinde hiçbir iş göremezdi. Fakat genç Moğol kavmi; güney
yönünden gayet kesin, netice alıcı, pırıl pırıl bir muzafferiyet elde
edebilecek şekilde son verdirmesi kabildi. Cengiz Han, bu suretle
‘Kin’leri işgale muvaffak olacak, ‘Song’lara teminat verecek, Nehr-i
Asfer’in yani Sarı nehrin solundaki, ‘Hiyyalar’ toprağına taarruz
ederek hududa ittisalatını yani yakınlığını muhafaza etmişti. (Sh.
297)

 

Hiyyaların teşkilatı gayri muntazam olduğundan olsun, Cengiz Han bu taraftan kesin bir başarı ümidi içindeydi. Cengiz Han, m.1206 senesinde savaşı başlatmıştı. M.1207 senesinde Hiyyaların elinden Kansu vilayetinde İgray, Eğrikya şehrini almıştı. O yılı bu istikametten emin olduğunda, kati darbeyi kuzey cihetinden vurmaya, kendisini Uygurlar ile münasebette tutacak Beşbalık yolunu ele geçirmek kararı aldı idi. Cengiz bu istikamette Tokna Beyini ‘Çoğucak’ havalisinde, Hemi Nehri civarında mağlup etmişti. O zaman, Tokna Beyi ile müttefik olan Nayman hükümdarı Koçlug, Kuzey Uygur hükümdarı Barçok’un ittifaka girmemesinden dolayı Nanlu’ya kalmış, İslam ve Hıristiyan Uygurlardan nefret etmişti. Hatta Mezheb-i Buda'ya girmiş olan karısı, kendisini son derece ağzeb eden yani öfkelenen Koçluğ İslam müftüsünü Kaşgar Kilisesi, Hıristiyan piskoposunu da, Kaşgar Camii önünde astırmıştı. Koçluğun bu tutumu, edyan-ı dinin yani dinlerin serbestliğine önem atfeden Cengiz Han'a, teveccühlerin çoğalmasına vesile olmuştu.


Derhal altı şehir ile Elmalıktaki Nasturi rahipleri, Doğuda oturan bütün Müslümanlar Cengiz Han’a iltihak etmişlerdi. Cengiz Han; Tibet’e giden yola hakim olmasından dolayı, Budistleri de elde etmiş olduğu için çok büyük kuvvet kazanmıştı. Cengiz Han için yalnız bir düşman kalmıştı. O da Tokna Beyi idi. Cengiz Han buna karşı genç komutanlarından Subutay’ı göndermiş, m.1209’da İrtiş civarında onu da perişan ettikten sonra Kuzey taraflarını tamamen zaptetmiş, Moğolların askeri kudretleri ve de mülk-i idaresi sağlam bir esasa tabi kılınmıştı. Bu esnada Kuzey Çin’in imparatoru Çang Çung'un ölümü üzerine Cengiz Han tamamen rahat bir hale gelmişti. Bu ölümle birlikte bir taahhüden de kurtulmuş ve de yeni hükümdara itaat hususunda itaata lüzum görmemeyi düşünüyordu. Hatta Kuzey Çin imparatoru, Moğol Hanı Cengiz’e, Çin hükümdarlık tahtına oturduğunu bildirmek için bir elçi göndermiş, Cengiz Han sefiri huzuruna kabul eylediği zaman yeni hükümdarın kim olduğunu sorduğunda: ‘Ovey Ovang’ dendiğinde. Cengiz Han sırtını dönüp ‘yere tükürerek’ (Sh.299) Uvey, gibi bir sersem Çin tahtına nasıl yaraşır? Bir Temoçin böyle bir adama nasıl tabiyet eder yani tabi olur demiştir. Sonra arkasını dönüp atına bindi.


Cengiz Han, Çin’e vuracağı darbeyi büyük bir soğukkanlılıkla hazırlamıştı. Çin hükümdarına gönderdiği bu hakaretamiz ifadeyle, darbenin yapılış anını da açık açık söylemekti. Cengiz Han, Çin imparatoruna gönderdiği o aşağılayıcı haberin ertesi günü, Çin bir hayli felaket karşısında kalmıştı. Bir taraftan Hiyya haydutları nehri geçerek Kansu ve Sehensi üzerine atılıyor, Doğunun sonuna doğru Leho Türkleri, Nefir-i alem topluyor, Kuzey de Moğol ordusu hazır, teçhizatı bol ve muntazaman Çin Seddine doğru ilerliyordu. Cengiz Han ordunun pek büyük bir kısmını yönetiyor, komutan Cebe ile komutan Subutay ise, Dümdar da, yani geriden gelen kuvvetlerin başın daydılar. O ana kadar Çeteh ve Çapul savaşlarına tamamen alışkın bulunan bu ordu da, şimdi büyük bir savaş gerçekleştirmeye girişirken bir neşe hali hüküm sürmeye başlamıştı. Zaten Cengiz Han bu orduyu madden ve manen maksadına erecek şekilde hazırlamış, onlar da, millet ve vatan sevgisi uyandırmıştı.

 

Hatta Cengiz Han Moğol erkanı ve komutanlarını toplamış ve onlara verdiği güzel bir nutukla seslenmişti. Cengiz Han bu nutukta: “Çin imparatorları, yani altın imparatorlar ecdadıma, akrabalarıma pek çok fenalıklar ettiler. Şimdi Cenab-ı Hak muzafferiyeti bana ihsan ediyor. Ecdadımın ve akrabamın hakkını bu altın imparatorlardan almak için bana kudret bahşediyor” demişti. Cengiz’in, burada akrabamızdan dediği kavim, Türklerdi. İşte bu sebepten Doğu da ika met eden bütün kavimler, Hatayililer, Uygurlar, Karluklar, Kongradlar, Mangotlar, Ongotlar, Keh retler, Ergenekon’dan firar eden bütün halk milli düşmanları Mançuları, Cedleri ‘Hiyun Nu’ların intikamını almaya koşmuşlardı. Fiemanillah