.

Bazı CHP’lilerin genlerinde kendilerini eleştirenleri ya da  muhalif olanları “partiden atmak” gibi bir kod var.

 

Siyaseti takip edenler hatırlarlar, Bursa İl Başkanı Hüseyin Akkuş sadece kendi partililerini disipline vermekle tehdit etmemiş, İyi Partilileri de CHP’den atmaya kalkışmıştı

 

Kabaca dile getirilen iş, Devlet Bahçeli’yi Cumhuriyet Halk Partisi’nden ihraç etmekle eşdeğer bir hamleydi!..

 

Nitekim, CHP’nin eski milletvekili, parti meclisi eski üyesi Sinan Aygün hakkında “disiplin” işlemi başlatılması da o derecede komik, ironik ve de trajediktir!

 

Yok efendim Aygün, Sedat Peker’le arkadaşmış da hem zaten bu “para isteme olayı” Ak Parti’nin, Mansur Yavaş’ı görevden almak için uydurulan bir komploymuş da…

 

Geçiniz oraları, geçiniz!

 

Güldürmeyin insanı!

 

Hem Mansur efendi bu olayı inkar etmiyor ki!

 

“Toplam 25 milyon lira paranın rüşvet değil, okul yapımı için istendiğini” söylüyor!

 

Bingo!

 

Belediyeler Yasası’nda “kent rantı elde edenlerin tepesine çök, ne kadar koparırsan kârdır” diye bir hüküm var da biz mi göremedik?

 

Eğer okul yapılacaksa ver adama projeyi yapsın.

 

Ayrıca nereden biliyorsun 25 milyona çıkacağını?

 

Belki 10 milyona halledecek adam!

 

Bu mızrak çuvala girmez arkadaş da…

 

Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunan Sinan Aygün’e “karşı hamle” düzenleyen Mansur Yavaş’ın savcılığa verdiği dilekçedeki iddiaya bakın:

 

"Terörizmin Finansmanı Hakkındaki Kanuna Muhalefet ve Terör Örgütüne Yardım Etmek."

 

“Benden para istediler” iddiasına gelen karşı yanıta bakın:

 

“Bu kişi teröristlerle işbirliği halinde!..”

 

Adamı almışsın, milletvekili yapmışsın, partinin en üst organına getirmişsin adam iyi…

 

CHP’nin aday gösterdiği Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı için ciddi ithamlarda bulunduğu vakit kötü!

 

Yazarınız da bir vakitler “Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl’ün, bu gün hala maliyeti tartışılan Ankara’nın şehir girişlerindeki kapıları inşa ettiğini, Melih Gökçek’in Ak Partili bir çok müteahhit dururken bu işi bir CHP’liye kolay kolay vermeyeceğini” yazmıştı da…

 

Sonuçta ne olmuştu hadi bilin bakalım?

 

a)-Kendisine teşekkür edildi.

b)-Tekin Bingöl partiden atıldı.

c)-Melih Gökçek için partinin terasında mangal yakıldı.

d)-Yazarınız ihraç edildi.

e)-Üstüne bir bardak su içildi.

 

Geçen gün,Tekin Bingöl’ün talimatıylabeni CHP’den attıran kişiyi gördüm uzaktan.

 

Bursa’da en güzel “cağ kebabını” nerede yerim derseniz eğer, hiç tereddütsüz “Livane’de” yanıtını veririm.

 

Livane Restoran eski tıp fakültesinin karşı aralığındadır.

 

Ana yol üstünde değil; yukarı doğru çıkarken solda ilk araya girdiğinizi düşünün, dönün sağa, az ileride karşı köşede.

 

Tabii yolun ortası o noktada kapalı, daha yukarıdan dönüp, aşağıya doğru inmeniz gerekecek.

 

Zengin bir garnitür menüsü de ikram ediyorlar yanında ki, etin lezzetine doyamazsınız bir türlü.

 

Karşı köşedeki kahvehanenin önünde yaşlıca biriyle ayaküstü sohbet eden adamı hemen ensesinden tanıdım.

 

Belli ki ertesi gün toplanacak Yıldırım İlçe Kongresi için kulis yapmaya gelmişti oraya.

 

İçimde derin bir sıcaklık ve sevgi hissettim CHP Bursa İl Eski Başkanı Şadi Özdemir’e karşı.

 

Valla bak, şaka yapmıyorum!

 

O’nun kabahati değildi, genel başkan yardımcısı Tekin Bingöl talimat verdikten sonra yapabileceği pek fazla bir şey yoktu.

 

Ve ben devamında Şadi Özdemir’i biraz da kantarın topuzunu kaçırarak çok fazla hırpaladım.

 

Adam “tık” demedi, ne ağır konuştu, ne de mahkemeye verdi.

 

Müthiş bir “siyasi olgunluk” örneği sergiledi Şadi Özdemir.

 

Bir “özür” borcum var kendisine, hazır laf oraya gelmişken Özdemir’e ayrıca sağlık ve siyasette başarı dilerim.

 

“İl Başkanlığına adayım” diye ortalıkta gezenlerin çaplarını gördükçe Şadi Özdemir’in kıymetini anlıyor insan.

 

Böyle biri daha var kendisini hiç bozmayan.

 

O da CHP’li Mustafa Şenyurt.

 

Özdemir için ifade ettiğim aynı dilekleri Mustafa Şenyurt’a da iletiyorum.

 

Her ikisinin de çok arzu ettikleri bir şey var:

 

Ömürlerinde bir dönem olsun, milletvekilliği yapabilmek.

 

CHP Genel Merkezi’ndeki “oligarşinin” siyaset ağaları, Sinan Aygün gibi yıllardır Ankara’nın kent rantını yediği sokaktaki kediler tarafından bile bilinen birini milletvekili, partiyle alakası bile olmayan Mansur Yavaş gibi birini de belediye başkanı yapıyorlar da…

 

Uzun yıllardır buralarda taban politikası yürüten, gece gündüz emeğini ve sağlığını bu uğurda harcayan Şadi Özdemir ve Mustafa Şenyurt gibiler her seferinde niye çırak çıkıyor arkadaş?

 

CHP’deki bu anti demokratik oligarşi kendisini partili hisseden herkesin en öncelikli sorunudur bence!

 

Ve eleştiriler karşısında savunmaya geçmek yerine parti içi mücadele elzem yöntemdir.