On TV ekranlarına konuk olan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, pandemi süreci ve Büyükşehir Belediye çalışmaları hakkında açıklamalar yaptı.

Özel Haber/ Batuhan Ersek

On TV ekranlarında yayınlanan ve Orhan Kaplan ile Mehmet Çetinkaya’nın sunduğu Türkiye Gündemi programına Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş konuk oldu. Alinur Aktaş programda pandemi süreci ve Büyükşehir Belediye faaliyetleri hakkında soruları yanıtladı.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş pandemi süreci hakkında ‘’Yeni normaldeyiz diye veyahut biraz süreç normalleşmeye başladı diye hafta sonuyla alakalı bana göre gevşemeden özellikle maske, mesafe ve hijyen konusunu kural olarak herkesin uygulaması kaçınılmaz bir gerçek. 13 Mart tarihinde Türkiye’de ilk vaka görüldü. Belirli tedbirler geldi akabinde vefatlar da gerçekleşti. Bir ara heyecanımız yükseldi çünkü günlük vefat sayıları üçlü rakamlara çıkmıştı. Ama hamdolsun geldiğimiz nokta itibariyle bugün 15 vefat fakat bin 100’lü bir vaka sayısı var ki, gerçi 41 bin testte, demek ki pozitif çıkan birileri var. Bu konuda dikkatli olmak gerekiyor. Çok kolay bir süreç değildi. Bence ilk döneme bakıldığında Amerika başta olmak üzere İngiltere, İtalya, İspanya, Fransa gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinin ne hallere düştüğünü hep beraber gördük. 20 binli, 30 binli vefat sayılarını geçti, beraberinde binlerce insan koronavirüsüne yakalandı. Hayat durdu tabiri yerindeyse. Bizde sokağa çıkma kısıtlama ve yasaklarına rağmen belirli üretimler durmadı. Hayat asgari müşterekte devam etti. Hamdolsun sıkıntısız bir şekilde o süreçler aşıldı, aşılmaya çalışıldı. Bundan bir buçuk ay önceydi sanırım, bizde vefat sayısı 3 binlerdeyken, 2 binlerdeydi Brezilya’da. Biz Brezilya Belediyeler Birliğiyle, yaklaşık 25 civarında belediye başkanıyla, Türkiye Sağlıklı Kentler Başkanı olarak ben, Fatma Şahin Hanımefendi de Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı olarak bir telekonferans yaptık. Portekizce bilen bir tercüman vardı, o çevirdi. Bize çok ilginç sorular sordular. ‘Belediyeler olarak ne yapıyorsunuz bu süreçte fonksiyonunuz ne?’ dediler. Bu arada Brezilya’da sağlık bakanı devlet başkanına çok büyük tepkiler vererek istifa etti. Brezilya’da vefat sayıları yanlış bilmiyorsam 20 binleri geçti. Resmen o dönemden sonra hızlı bir şekilde artmaya başladı. Önemliydi, belki ilk etapta bazı vatandaşlarımız 'Ya ne oluyoruz? Bu tedbirler çok sıkı değil mi?’ dedi. Ama gördük ki hiç de öyle bahsedildiği gibi değil, bu işin hiç şakası yok ve ciddi tedbir almayan ve gevşek davranan ülkelerin ne hallere düştüğünü gördük. Ben burada küçük bir örnekle de bunu anlatmak istiyorum. İtalya nihayetinde 60 milyon nüfuslu Avrupa’nın büyük ülkelerinden bir tanesi. İtalya’da kişi başına düşen hekim sayısı bizden daha iyi. Fakat sağlık bizim en büyük avantajlarımız yoğun bakım, beraberinde yeni yaptığımız şehir hastaneleri ve yeni hastaneler. Oğlum İtalya’da yüksek lisans yapıyordu, şubat tatilinde geldi, geriye dönemedi. Çünkü uçaklar iptal oldu. İyi ki de olmuş. Şimdi uzaktan eğitim yapıyorlar. Şunu dedi ‘Tatil yaptılar, bütün millet sokaklarda. Sokağa çıkma yasağı uyguladılar, kimse ilk etapta uymadı.’ Ve İtalya’da vefat sayıları çok ciddi bir şekilde arttı. 1 Haziran’dan itibaren yeni normal dediğimiz, artık yasakların çok fazla olmadığı, 65 yaş üstü, 18 yaş altı için saat aralarının genişletildiği, haftada bir gün değil de her gün sağlandığı bir döneme geldik. Yine taşımayla alakalı, yoğunlukla ilgili belirli kolaylıklar sağlanmaya çalışıldı. Lakin az önce bahsettiğimiz maske, mesafe ve temizlik konusu bizim olmazsa olmazımız. Ben istirham ediyorum buradan, ilk gelen otobüse binmek zorunda değilsiniz. Beş dakika sonra gelenine binin. Metro üç buçuk dakikada bir geliyor zaten. En öndeki vagona herkes binmek zorunda değil. Ben özellikle istirham ediyorum. Bu işin şakası yok. Ortamda bir kişi var ve onlarca kişiye bulaştırabiliyor. Dolayısıyla böyle bir vaka ve böyle bir gerçek var. Bu gerçeği göz önüne alarak bana göre herkesin özel itina ve dikkat göstermesi lazım. Yeni normal süreçle ilgili bazı açıklamalar yaptık ama biz her halükarda toplu bütün alanlarda ateş ölçüyoruz. Hijyenle alakalı, maskeyle alakalı kurallara, bireysel branşlarda bile kesinlikle kimsenin taviz vermeden hareket etmesini istiyoruz. Hala toplu branşları başlatmadık. Bu yılın sonuna kadar maskeyle yaşamaya alışacağız. Bu işin şakası yok. Maskeyi özellikle toplu hareket edilen alanlarda takmak lazım. Taşımada da, ulaşımda da, günlük hayatta da yeni normal diye tabir ettiğimiz süreçle ilgili belirli uygulamalar var. Bizim tahminimiz bu 3-4 ay sürecek. Bununla alakalı haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan 185 ayrı madde yayınladık. Öncesinde iyileşmeler olabilir. Şu ana kadar alınan kararlar ve yapılan uygulamaların tamamı bilim kurulunun tavsiyeleriyle yapıldı. Bu ne sayın Cumhurbaşkanımızın ne de herhangi bir bakanımızın tek başına kararıydı. Bu nihayetinde bilim kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda, ilgili bakanlıkların yaptıkları istişareler neticesinde ortaya çıkan kararlardı. Ben hala şunu iddia ediyorum; Zabıta, polis, asker, belirli bölgelerde ve şehre giriş çıkışlarda bazen ateş ölçme görevlerini yapıyor ama herkes kendinin zabıtası ve polisi olmak zorunda. Bana göre herkesin bu konuda dikkatli olması lazım. Yeni normal dediğimiz dönem aslında bizim giderek normal hayata devam ederken bizim kendimizin sanki o ilk hassas dönemdeymiş gibi tedbirlerimizi alarak, uygulamalarımızı yaparak hayatımızı devam ettirmemiz gerekir ki bu süreci daha da normalleştirelim diye düşünüyorum. Savunma sanayi, gıda ve tarım gibi şeylere sokağa çıkma yasağından etkilenmeden devam edilebilir. Biz bu kapsamı biraz daha genişlettik ilde. Hayat tamamen durmasın diye. Biz şehir olarak tedbirlerimizi hep beraber almalıyız. Nisan başından itibaren sokağa çıkma yasakları başladı. Bazen iki gün, bazen üç gün hatta dört gün olduğu zamanlar oldu. Yani bu şu demek: nisan ayında da mayıs ayında da yaklaşık 11-12 gün sokağa çıkma yasağı vardı. Otomatikman bu süreç zarfından metrolar o gün işlemedi. Biz sadece belirli hatlara koyduğumuz otobüslerle sağlık görevlilerini ve dışarıda olmak zorunda olan kamu görevlilerini taşıdık. Hamdolsun hiç aksatmadık. Biz birileri gibi garaja otobüs falan çekmedik nasıl olsa müşteri yok diyerek. Mümkün olduğu kadar sorunsuz ve sıkıntısız bir şekilde bu süreci tamamlamaya çalıştık. Diğer dönemlerde metro çalıştı. Saatle alakalı, bazen sefer aralığıyla ilgili kısıtlamalara gidildi. Ama hafta içerisinde rutin hayatı devam ettirmeye çalıştık. Toplu taşımada bir milyon kişi taşıyoruz. 110 bine kadar düştük. Şu an 350 binleri falan geçtik. Ulaşım bu süreçten etkilendi. Burası 3 milyon 56 bin nüfuslu bir şehir ve genel anlamda kurallara uyuldu. Günlük vaka sayımız 30’lara düşmüştü, iki gün üst üste 60-70’leri gördü. Düşen bir trend varken birden mevcudun iki katı rakamlara çıkmış olması endişe verici. O yüzden ben ısrarla ‘tedbir tedbir tedbir’ diyorum. Hastanelerimizde hiçbir sıkıntı yok. Yoğun bakımlarımızda hiçbir zaman sıkıntı olmadı. Son 20-25 gündür rahat bir süreçteyiz. Şu iki-üç günlük yükselme seyri can sıkıyor.’’ ifadelerini kullandı.

 

“SAMİMİYETLE YAPILMIŞ ELEŞTİRİLERİN BAŞIMIN ÜSTÜNDE YERİ VAR”

Başkan Aktaş, “Göreve başladığımda ben bir şey söylemiştim. Bu şehirde kim taş üstüne taş koyduysa Allah razı olsun. Hangi siyasi partiden olursa olsun valisi, kaymakamı, belediye başkanı, meclis üyesi, siyasi parti başkanı, samimiyetle yapılmış eleştirilerin bile başımızın üstünde yeri var. Dolayısıyla geçmişten ders alarak asla bir hata yapmamaya çalışacağız. Eskiden yapılmış hatalar varsa o hataları da telafi etmek için olağanüstü bir gayret sarf edeceğiz. Bu bazen yapılmış bir binanın yıkımı, bu bazen yapılmış bir işgalin ortadan kaldırılması, bu bazen belki de proje adı altında yapılmış ama insanlara eziyet veren bir konunun ortadan kaldırılması da olabilir açıkçası. Göreve geldiğimden beri T-3’le ilgili söylemler var. Bursa Büyükşehir Belediyesi gibi günde bir milyon insanı taşıyan bir şehirde, günde 3 bin-5 bin kişiyi taşıyan T-3 hattıyla mı biz BURULAŞ’ın zararını sübvanse edeceğiz? Böyle bir şey olabilir mi? Olamaz. Ama nostaljik tren adı altında maalesef çok kaba saba trenlerle, kaba saba vagonlarla biz insanların esnafa zarar veren bir unsuru ortaya çıkaramayız. Biz Hanlar Bölgesi’nin etrafını açmaktan bahsediyoruz. O Hanlar Bölgesi’nin etrafını açmak demek orayı bir tarih adasına çevirmek demek. Ben Cumhuriyet Caddesi’ni İstiklal Caddesi gibi vızır vızır insanların dolaştığı bir cadde olarak hayal ediyorum. Birileri de diyor ki ‘Ya burayı trafiğe açık yapalım’ Böyle bir şey olabilir mi? Asla böyle bir şey yok. Trafiğe açmak mümkün değil. T-3 şu an çalışmıyor, zaten müşterisi de yok ve beraberinde pandemi sürecindeydik. Ama biz bununla alakalı kararımızı verir ve yürürüz. Bunu yaparken de asla kafamıza göre yapmayız. Bu konuda anket yaptırdım ve elimde tek tek veriler var. Biz orayı yayalaştırılmış bir alana dönüştürmek istiyoruz. Birilerinin anladığı gibi ‘kaldırdım oldu’ gibi bir şey değil bu” açıklamasında bulundu. BUDO’nun çalışmalarına başladığını belirten Başkan Aktaş, “Biz sekiz tane gemiyle gidiyorduk, şu an sekiz geminin yaptığını dört gemiye yaptırıyoruz. Büyükçekmece’ye yüzde 15 ortalamayla gidiyoruz. Külliyen zarar ediyor. Biz BUDO’da zararlarımızı ciddi azalttık. Kolay mı bir markayı hemen elden çıkarmak? Birilerine bakarsanız ‘T-2’yi de kaldırın’ diyorlar. Yapılmış 145 milyon masraf var bugüne kadar. Onu ne yapacağız?” diye konuştu.

Aktaş’tan Kılıçdaroğlu’na yanıt

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Bursa Büyükşehir Belediyesi ile ilgili açıklamasına yanıt veren Başkan Aktaş, “Abdestimden şüphem yok ki namazımdan şüphem olsun. Çiğ yemedim ki karnım ağrısın. Buradan tekrar söylüyorum. CHP’nin Bursa temsilcilerine de söylüyorum. Bildiğiniz bir şey varsa çıkın söyleyin. Ama biz Kılıçdaroğlu’nu biliyoruz. CHP’nin başındaki zatın neler yaptığını biliyoruz. ‘Külliyeye çıkan CHP’li’ dedi. Kendisi söyledi. Var mı açıklama, yok. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nde 2014’te sözde yolsuzluk dedi. Var mı açıklama, yok. Dönemin Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’ye ciddi tazminat ödemek zorunda kaldılar. Tazminata çok alıştı bunlar. Akif Beki’yle programda açıklama yapmış. Akif Beki’yi bizzat aradım. Akif bey bunu da paylaşın dedim. Buyurun bildiğiniz bir şey varsa söyleyin. Öncesiyle de alakalı olabilir. Allah’a hamdolsun. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer ispat etmezse iftiracıdır kendisi. Biz bütün yaptıklarımızı kanuna, nizama uygun olarak… Demiş ki yılda üç kez denetim. Şu an bizde de denetim var. Bizde hiç müfettiş eksik olmadı ki. Devlet işini yapıyor, denetliyor. Biz Büyükşehir Belediyesiyiz. Onlara senede üç kere denetim geliyormuş. Bizde 365 gün denetim var. Teftiş zaten var. Sayıştay tarafından ve İçişleri Bakanlığı tarafından rutin denetimler yapılıyor. Büyükşehir var, Buski var, sekiz taneden fazla şirket var. Bunların hepsinin ayrı ayrı hesapları var. Biz kılı kırk yararcasına ihalesinde de, doğrudan temininde de, diğer tüm iş ve işlemlerinde de hareket ediyoruz. Ben çok rahatım Allah’a şükür. Kılıçdaroğlu ‘Bursa içimde bir yaradır’ dedi. Evet doğru, kazanmayı hedefliyorlardı ama hamdolsun geçmişte olduğu gibi Ak Partili bir belediye kazandı ve Bursalı hemşerilerimiz böyle teveccüh gösterdi. Biz o gün söyledik ‘3 milyonun Belediye Başkanı olacağız, şehrin her bir köşesine hizmet götürmek için elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız’ dedik. Dolayısıyla biz aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Ama bildiğiniz bir şey varsa benim CHP’nin başındaki zata tavsiyem bunu lütfen bütün detaylarıyla açıklayın’’ ifadelerini kullandı.

“Asfalt çalışmalarına devam ediyoruz”

Pandemi sürecindeki belediye çalışmalarını aktaran Başkan Aktaş “Bakın Merinos Acemler arası 2 buçuk km. Normal hayat devam ederken burayı asfaltlamaya çalıştık. Bir kere yolu kısmi olarak vermeniz ve parça parça yapmanız lazım. Trafiği iki saat bile durdurmanız mümkün değil. Yaptığınız çalışma en az bir ay sürer. Parça parça yapacağınız için de çok kalitesiz bir asfalt çıkar. Biz ne yaptık? Dört günlük sokağa çıkma yasağında dört günde bir taraf, üç günde bir taraf. Komple asfaltın kazınması, altyapıyla alakalı giderlerin yapılması, kaplamanın yapılması, beraberinde koruyucu tabakanın yapılması, çizgilerine, boyalarına kadar pırıl pırıl bir asfalt ortaya çıkardık. Biz asfalt çalışmalarına devam ediyoruz. Buralara yoğunlaştık. Hatta biz bazı yatırımları 2021’e kaydırıp 2020’yi öncelikli aldık. Bir daha bu fırsat ele geçmez’’ dedi.

“Pandemi sürecinde 185 bin eve girdik”

Alinur Aktaş pandemi sürecinde vatandaşlara destek faaliyetleri hakkında ‘’Çok farklı bir dönemdi. Berberin kalfası işsiz kaldı, lokantanın garsonu sıkıntıya düştü, konfeksiyon mağazası kapalı. Bu dönem gerçekten en seri bir şekilde dokunulması ve yardımlaşmanın üst düzeyde seyretmesi gereken bir dönemdi. Biz pandemi sürecinde Bursakart 16 diye bir uygulamaya geçtik. Bir bedel yüklüyoruz. Para yerine geçmiyor, bununla alışveriş yapıyor. Tekel maddeleri alamıyor. Kimine pirinç makarna, kimine çocuk bezi lazım. Yani ihtiyaçlar evin durumuna göre değişebiliyor. Biz zaten o uygulamayı devam ettireceğiz. Zaten bunu kapıya erzak olarak da bırakabiliriz, bunda sıkıntı yok. Evde bakım, psikolojik hizmetler, bunlar zaten rutin devam edebilecekler ama bu dönem hat safhaya çıktı.  65 yaş üstü dışarıya çıkamıyor. Biz 3 bin altı yüz günlük sıcak dağıtımlarını gördük. 98 bin kişiye yemek vermişiz. 3 milyon 56 binlik Bursa’yı konuşuyoruz. Biz sahada çok ciddi personelimizle 2 bin kişiyle resmen bu işe dağıldık ve biz bu işlere kanalize olduk. Kültür, sanat, spor, farklı birimlerden arkadaşlarımız geldi. Alo 153’e gelen telefon sayımız 400’ler civarından 11 bine çıktığı zaman oldu. 48 kişi aynı anda telefona bakıyor. Allah’a hamdolsun biz çok ciddi talep almışız, 185 bin eve girmişiz. Biz bunları yaparken kaymakamlıklardan liste alıyoruz, e-devletten inceleme yapıyoruz. Dolayısıyla biz bu manada en doğruya ulaşmaya çalışıyoruz. Bu dönem dokunulması gereken dönemdi. İşadamlarımızdan, organize sanayi bölgelerimize kadar tam bir dayanışma dönemiydi. Biz bunları yaparken vefa destek grupları adı altında yaptık. Evde bakımın çok daha yoğun olduğu bir dönemdi. Adam hastaneye gidemiyor, tedavisini yapamıyor. Çok daha fazla arkadaşlarımız mesai yapmak zorunda kaldılar. Bir de hastalık dolayısıyla hastanelere gitmekte çok çekindi insanlar, koronavirüsle ilgili pozitife dönüşmeyeyim düşüncesi vardı. Aslında bizim hiçbir rakamımız Türkiye ortalamasını geçmedi ama kent içi olarak kıyasladığımızda Gürsu, Yıldırım, Karacabey ve Gemlik bu dört ilçe sanki diğerlerine göre ön plana çıktı’’ şeklinde konuştu.

“Çöpten para kazanıyoruz”

Alinur Aktaş ‘’Sene 2004, 28 Mart’ta seçildim, 1 Nisan’da göreve başladım. 1 Nisan 2004 tarihine kadar benim evimin önünden, işyerimden alınan çöpün nereye gittiğini vallahi bilmiyordum, merak da etmiyordum. Benim için onun düzenli alınması önemliydi. Ama ben artık Belediye Başkanıydım ve bu şehrin her bir konusu, o ilçenin her bir konusu benim konumdu bugün ne kadar Bursa’nın her bir konusu benim konumsa. Çöp işi o gün ilçe belediyelerindeydi, bugün Büyükşehir Belediyesi’nde. Ne yapılması gerekiyor bununla alakalı, dünyada nasıl yöntemler var, bunları araştırdık. Alanyurt Belediyesi’nin yanı başında su kaynaklanın olduğu bölgeye her gün 200 ton civarı çöp bırakılıyor. Bütün sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partileri topladım. Dedim ki ‘Bu bir insanlık suçu’. Bunu ben söylemiyorum o günkü OSB müdürümüz Erol Eruğur dedi ki ‘2002 senesinde Danimarka’dan bir profesör geldi. Siz bu suçu Danimarka’da işleseniz sanayi atıkları ve şey atıkları hiçbir işleme tabi tutulmadan olduğu gibi orada işleniyor, oraya bırakılıyor.’ Vahşi depolama dünyadaki en ilkel yöntem. Türkiye’de o dönemde birçok şehirde yapılan şey. Allah’a hamdolsun Ak Parti’nin çevre politikalarıyla birçok şehirde düzenli depolamaya hatta ondan daha ileri seviyelerine geçildi. Velhasıl bunu anlattım. Hiçbir siyasi parti bana destek vermediği gibi birçoğu yeni düşündüğümüz alanla alakalı ziyaretleri ekti. Tam beş yıl uğraştık. ÇED raporları alındı, türlü türlü eleştiriler yapıldı, yakındaki köye ‘Ak Parti sizin başınıza çöplük getiriyor’ dendi. Hamdolsun oradaki kardeşlerimiz oylarıyla bizi tercih ettikleri gibi konuyu, derdimizi onlara anlatmaya çalıştık. Biz düzenli depolamaya geçtik. Sene 2013 burada enerji üretilmesi ve çöpün küçültülmesiyle ilgili bir sürece başladım, o günkü Büyükşehir Belediye Başkanımız Recep Altepe dedi ki ‘2014’ten itibaren büyükşehir yasası geliyor, toplanan çöpün bertaraf işi bize geçiyor.’ Dolayısıyla biz yaptığımız ihaleyi iptal ettik. Şu veya bu sebeplerle üç buçuk yılda yapılamadı. Allah’a hamdolsun 2017’nin kasımından itibaren başlattığımız süreçte biz orada çok güzel bir yatırımla yılda on milyona yakın bir bedeli belediye ekonomisine kazandırmış oluyoruz. İnegöl’ün 13 km dışında bir yer burası. Ne Yenişehir’e ne İnegöl merkeze girmeden bu noktaya ulaşacak. Zaten İnegöl’de tek başına yüzde onluk bir çöp miktarı var. Kestel’de ilgili yerdeki ayrışma neticesinde endüstriyel ürün haline geliyor, balya haline geliyor ve bunlar tırlarla taşınıp orada ileri teknolojide enerjiye dönüyor. Yaklaşık 40 milyonluk bir bedel bize gelecek. Herhangi bir hava kirliliği yok, en az 120-130 civarı istihdam var ve şehir ekonomisine, belediye ekonomisine ciddi bir döngü var bununla alakalı. Los Angeles’ta şehrin göbeğinde yapıyorlar bunu. Biz şehir dışında yapacağız. Şimdi ileri teknolojiyle biz çöpü değerlendiriyoruz ve birileri bu işe direniyor. İsteyen, arzu eden herkese ben teşekkür ediyorum. MHP grup olarak karar almışlar, geldiler arkadaşları gezdirdik. İşin nasıl işleyeceğini anlattık. 2021 sonunda da bu yatırım tamamen bitmiş olacak. 130 milyon oradaki yatırım, 10 milyon Kestel’deki yatırım, yaklaşık 140 milyon yatırım. O gün ben orada kaldırırken benim partili arkadaşlarım bile ‘Bu çöp MHP’li belediyenin yanı başında bizi niye ilgilendiriyor?’ demişlerdi. Çok doğal. Ben de meclis üyesi olsam aynı tepkiyi verebilirdim. Ama bugün hamdolsun biz o çöp denilen şeyden para kazanıyoruz’’ açıklamasını yaptı.