Çin imparatorluğunun bu sefer için hiçbir hazırlığı yoktu. Generallere hiçbir emir verilmemiş, askerler toplu bir şekilde içtima eden Moğol ordusunun karşısında dağınık bir halde kalmışlardı. Cengiz'in en muktedir sahibi generali Cebe, işte bu orduya karşı hareket ediyordu. Cebe’nin karşısında suni olan hiçbir engel yoktu. Çin generalleri hudutta en ufak bir savunma düzenlemesi yapmamışlardı. Çin generallerini müthiş bir gece baskını yaparak firara mecbur ettikten sonra, Pekin Surlarına dayanmışlardı. Fakat tabii manialar, ‘Kizgan Dağları’, Hol nehri, daha sonra da, Çin Seddi vardı. Bu manialar Cebe için hiç mesabesinde idi. Fakat (Sh. 300) bu ilk perişanlıktan sonra Cebe, ilk hücumu yapar yapmaz, Mançular ne yapacaklarını şaşırmışlar, Çin generalleri müthiş bir gece baskını yaparak bu ilk perişanlıktan sonra o derece yüksek bir metanet ve sebat sergilemişlerdi ki, Cengiz Han’ın bu çok değerli kumandanları Cebe ve Subutay, Çin’i zaptedebilmek için tam 24 sene, m. 1210 ile m. 1234 seneleri arasında uğraşıp durmuşlardı.


Bunlar olurken Çin'in altı üstüne geliyor bu karışıklıklar Cengiz Han'ın ordusuna müşkülat veriyordu. Saraydaki kadınlar bile cesaretlerini göstermekten geri kalmıyorlardı. Çinliler bu savaşlar esnasında, haysiyet dolu şerefle anılacak mukavemet göstermişlerdi. Sonunda Çin tahtına çıkan, Hiyu Ahen Çong, Moğolların Lehao, Pehçil ve Şansi’ye hakimiyetlerinin tasdikini kabul ederek, kızını da, Cengiz Han ile evlendirerek, Başşehrini Bahri Esferin kuzeyinde, Payan King şehrine taşımıştı.

 

Cengiz Han'ın Çin imparatoru ile yaptığı sulh antlaşması, bir mütareke kadar bile zaman almamıştı. Çin halkı imparatorunun kabul ettiği bu anlaşmanın getirmiş olduğu tezelzülden dolayı son derece üzülmüş ve Kuzey Çin ahalisi olarak isyan etmiş ve Moğol askerlerini kılıçtan geçirmiş, Cengiz ise gerçekten sarsılmaz bir hükümdar olduğunu ispat etmiş, emri altındaki kumandanlarının dirayeti ve ustalığı ile ezmeye teşebbüs eylemişti. Cengiz Han ordusunu Çine muhtelif noktalardan sokmuş, emir ve kumandayı en liyakatli ve dediğini yerine getirebilecek yani muktedir ellere tevdi eylemişti. Bu vaziyette kendisine ihtiyaç olmadığını hissetmiş, Çin imparatorluğunu bir darbede munkarız yani yıkan Subutay, Kore’nin zaptı ile meşgul olduğu sırada, Karakurum’a dönmüş bir başka değerli komutanı olan Mohili‘yi 33 bin kişilik ordusuyla Çinde bırakmıştı. Cengiz Han Batı istikametinde ilerlemeye başladığı zaman Mohilinin muvaffak olacağından tamamen emin bulunmaktaydı.
 

Cengiz Han ve Harizmler: Cengiz Hanın Çin seferindeki muzafferiyeti, Mavera un Nehirde ikamet eden Türkler arasında fevkalade bir tesir meydana getirmişti. Hatta ne Roma’nın azameti, ne halifelerin şevket ve satveti, Çin'in geçmiş hatıratını zihinlerinden yok edemeyecek idi. Onların nazarında Çin bütün şaşaaların, bütün hükümetlerin numunesi idi. Çin imparatorluğunun bir türlü yıkılmasını akıllarına sığdıramıyorlardı. Harzemi hükümdarı Mehmet Tekeş, Cengiz’den kendisine gönderilen elçiyi sıkıştırıyor, Cengiz’in hakikaten Çin’i zapt edip etmediğini anlamak istiyordu. Cengiz Han’ın elçisi bütün ruh ve cismi ile hükümdarına tabi bir Türk Müslümanı idi. Cengiz Han putperest ve milletine son derece bağlı olduğu halde bu zat, Cengiz’e büyük bir sadakatle hizmet ediyordu. Mehmed, Mahmud adı verilmiş bu elçiyi bir gün eve götürerek: “Sana bir şey soracağım doğru söyle. Han, hakikaten Çin’i zapt etti mi” diye sual eylemiş. Koluna takmış olduğu kıymetli bir mücevheri Mahmud Yalvac’a hediye olarak vermişti.

İşte bu mülakatlar, yeminler ve hediyeler Batı Türklerinin Çin’e hakim olan bir Türk’ten ne kadar korktuklarını ispat (Sh. 301) ediyordu. Fakat Batı Türklerinden hiç korkmayan bir kimse vardı. O kişi de Koçluğ idi. Koçluğ, Mehmet Tekeş ile ittifak ederek kaimpederi Korhan’ı tahtından indirmeye muvaffak olmuş, eski dindaşları Elmalık Hristiyanları üzerine yürüyerek mağlup etmiş, sonra Nanlu islamları ile Altı şehir Uygurlarına galip gelerek Kaşgar ve Hetin taraflarını zapt etmişti. Sonra Tokta Beyinin kardeşlerinden biri ile anlaşarak Beş Balık üzerine yürümüş Moğolların müttefiki bulunan Peylo Uygurlarını mahvetmişti. Koçluğ bu zaferler esnasında Cengiz ordusuna dair doğru bir malumat almaya muvaffak olamamıştı. Bu sırada Cebe, Karakurum’a geliyor, Subutay Kore’deki askerlerini alarak Cebe’ye iltihak ediyordu. Bunların gerisinde sarsılmaz (s. 302) imparator Cengiz Han Batı’ya hakim olmak için yıldırım gibi ilerliyordu. Subutay, Kuzey cihetinde Tunguzları süratli harekat sayesinde mahvederken, Koçluğu mahvetmek içinde Cengiz Han, Cebe’yi vazifelendirmiş idi. Cebe’nin emrinde bulunan askerin sayısı 20 bin civarındaydı. Komutan Cebe bu az sayıda askerle Koçluğun savaşlara alışmış, tecrübe görmüş askerlerini mağlup edince askeri ustalık ve siyasası Cebe’de adeta bir mizaç haline gelmişti. Moğol pişdarları yani öncüleri Karahtay topraklarına girmeden Cengiz Han, Koçluğun en mühim adamlarından bir tanesini el de etmişti. Bu kimse Çeteh Müslümanlarından biri olan İsmail adlı bir Türk idi. İsmail kendisine verilmiş iki şehri, Cengiz Han’a teslim etmiş, sonra Cengiz ordusunun ilerisine memurlar göndererek dini mezalimin kaldırıldığını halka karşı ilan edip, Cebe’nin yayımladığı beyannamesini tevzi etmişti. Cebe bu beyannamede ahaliye mezhep hürriyeti verdiğini ve de artık asla zulüm olmayacağı, her dine ait ibadetlerin korunacağı, ruhani sınıfın tekellüften muaf sayılacağını be yan ediyordu. Bu taahhüdatı Müslümanlara karşı İsmail, Hristiyanlara karşı da Elmalık’dan gelen Nasturi Gönüllüleri üzerine alıyordu. Budizm mezhebine girmiş olanlarda Cebe’nin ordusun da, Lamaları ile beraber gelen Tibetlileri ikna ediyorlardı. Cengiz Han’ın bu İslami siyaseti, Mani ve Buda mezhebine tabi olanlar arasında çok iyi bir tesir uyandırmıştı. Bütün halk Koçluğun aleyhine adeta kıyama kalkışınca, Koçluğ’un, Pamir ve Bedehşan istikametinde firarına vesile olmuş tu. Artık Cengiz Han’ın karşısında Kore’den ve Türkistan ve de Maverayun Nehre kadar hiç düşman kalmamıştı. Cengiz Hanın inançların yaşanmasındaki ortaya koyduğu makbul ve derin anlayışın hatırlanmasında işaret ettiğimiz tespit dünyamıza pek önemli bir misal koymuştur. Fiemanillah.