Şehrin içinde aheste aheste yaptığım yürümelerimden birinde rastladım.

Reklam panosunun yeşil fonunda, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın sakallı, gülümseyen fotoğrafının yanında, beyaz iri kalın harflerle şu yazıyordu:

“Çocukların çınar gölgesinde yeşille büyüdüğü Bursa…’’

Yeşili griye dönüşmüş; rant çılgınlığıyla ovasını beton, cam, çelik, asfalt bir bataklığın yuttuğu; bu yüzden de havası kirli mi kirli hale gelmiş şehrimizde insana umut aşılayan ne güzel bir vaat, ne heyecan verici bir hayal.

*******************

Ben başkanın söz ettiği çınarların gölgesinde büyüdüm.

Sadece çınarlar mı; selviler, erik ağaçları, nar ağaçları, armut ağaçları, incir ağaçları, şeftali ağaçları, zeytin ağaçları, armut, dut ve elma ağaçları tanıklık etti ömrüme.

Onlarla yarenlik ede ede oyunlar oynadım; ders çalıştım; gövdelerine sarıldım, dallarına tırmandım; cömertçe sundukları meyvelerini dalından koparıp yedim.

Ey sevgili okur, mutlaka bilirsin; dalından koparılıp yenen meyvenin bir başka olur lezzeti, bir başka parıldar renklerinin ışıltısı.

*******************

Mesela Hisar’daki evimizin bahçesinde bulunan erik ağaçları sırdaşımdı benim.

Onlardan birine tırmanır, dala oturur, yeşil eriklerle çevrelenmiş olarak içimi dökerdim ağaca. Beni üzenleri şikâyet eder; hayallerimi anlatır; kabahatlerimin üzüntüsünü sır olarak fısıldardım.

Erik ağacı bilge sessizliğiyle beni dinlerdi ve ağaçtan ferahlamış, hafiflemiş, mutlu bir halde inerdim

Her birine minnettarım ömrüme ömür katan ağaçların. Onlar benim çocukluk arkadaşlarım.

*******************

İçim acıyor Bursa’daki betonlaşma ihanetlerine bakınca.

Vicdanımda bir kent suçları mahkemesi kurup bütün rantiyecileri yargılıyorum.

Nasıl oldu da, neredeyse betona tapar hale gelindi; barbarca içgüdülerle Bursa’ya kıyıldı; hayatlarımız, hatıralarımız hoyratça yağmalandı.

MÜFTÜLÜK İNŞAATI

Alın mesela; şu güvercinleriyle gönlüme taht kuran Şehreküstü Meydanı’na, eski müftülük binasının yerine, yapılan kaba inşaatı biten beton kütle.

İslam mimarisinin onca estetik güzelliği, mimari ihtişamı da mı engel olamadı bu çirkinliğe; şaşarım.

Mimar Sinan gelip görse kahrolurdu.

Hemen aşağıda sanki Bursa’nın bağrına saplanan bir beton hançer olan Doğan Bey TOKİ Konutları yokmuş gibi;  bir beton hançer de buraya saplanıyor.

Bu nasıl bir inatlaşmadır ki; mahalle muhtarlığının, kimi siyasi partilerinin, belediye meclis üyelerinin, STK’ların, Kent Konseyi’nin, medyanın Bursa’yı seven hemşerilerimizin haklı itiraz ve uyarıları kulak arkası edildi.

 

BURSA’YA İNAT DİKİLDİ

Olay’daki köşesinde İhsan Aydın,”O bina tarihin önüne Bursa’ya inat dikildi’’ başlıklı köşe yazısında “ Hafta sonu Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum Bursa’nın Tarihi Hanlar Bölgesi’nin etrafını açmak için yıkım çalışmalarını başlatmak üzere şehrimize geliyor’’ deyip eklemiş:

“Bakan Kurum Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürüyecek projeye ilk kazmayı vuracak.

Bakan Kurum, yıkım törenine katılmak ya da AK Parti İl Başkanlığı’na geçmek için bu güzergâhtan geçirilse, inanın gördüğüne şaşıracaktır.

Çünkü;

Bursa’da tarihin önüne açmak için bakanlığından kentimize milyonlarca lira kamulaştırma kaynağı gönderen Kurum, Çarşı girişine İl Müftülüğü’nce yapılan binayı gördüğünde pişman olacaktır.’’

Gazetecinin Bursa’ya ve gerçeklere olan sadakatine güzel bir örnek bu yazı.

*******************

Evet, soğuk, çirkin, beton kütleleri değil; çocukların çınar gölgesinde yeşille büyüdüğü Bursa’yı istiyoruz.