.

Kitap okumanın bir lütüf, entelektüel seviyenin yüksekliğinin ütopik olduğu yüzyılda Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yapmış olduğu kitap okuyanı ödüllendirme projesine şapka çıkarmak gerek. Bu denli bir projeyi hangi partinin, hangi belediyenin yapmış olduğu önemli değil, önemli olan kitap okuma alışkanlığını aşılamak için çalışmalar düzenlenmesi ve kitap okuyanların sayısının artma ihtimali. Herhangi bir partiyi savunmuş gibi algılanıp ‘’doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın’’ muamelesi görmek hoş olmazdı doğrusu.
Büyükşehir belediyesine ait kütüphanelerden kitap alacak olan okurların; otobüs, tramvay ve metrolarda geçerli iki binişlik BuKart kazanacak olması kitleleri okumaya itebilecek bir çalışma.
Bilgiye erişmenin en rahat olduğu yüzyılda bu kadar düşük okuma oranı olması yüz kızartıcı bir gerçek.

Bazı kaynaklarda kitap okuma oranının 11 sene içerisinde %12 oranla arttığı söylenmekte. Bu da sayısal bir veri olarak yüzde 30’dan yüzde 42ye yükseldiğini gösteren bir istatistik. Türkiye’nin gecikmiş bir modernleşme yaşayarak Avrupa’yı ve Amerika’yı yakalayacağını söyleyenler olsa da bu hususta kontra söylemler de bulunmakta. Bu denli bir çalışmayı yapmak yanıltıcı sonuçlara da yol açabilir. 4 kişilik çekirdek bir ailede bir kitap satın alınıp; aile fertlerinin hepsi tarafından okunma ihtimali de geçerliliğini sürdürmekte. Ancak öteki tarafta; bir kitabın satın alınıp evde bir aksesuar olarak kullanılıp, içindeki önsöz sayfasının bile açılmadığını da görebiliriz.
Başka kaynaklardan bulabileceğimiz bilgiye göre ise; Türkiye 0,1 kitap okuma oranı ile dünyada 86. sırada yer almakta. Yine aynı kaynak; Fransa ve İngiltere’nin %21 oranla liderliği paylaştığını, %14 oranla ise Japonya’nın lider ülkeleri takip ettiğini göstermekte.
Esas olan bu denli istatiksel oranlarda zirveyi yakalamak değil; okuduğumuz kitapları analitik ve bilimsel elekten süzüp, mantık süzgecinden geçirebilmek. Ancak bu sağlandıktan sonra muasır medeniyetler seviyesine çıkabilmek söz konusu olacaktır.

Son 10 yıllık sürece baktığımızda ülkemizde en çok okunan yazarlar sırasıyla; Franz Kafka, Stefan Zweig, Sabahattin Ali, Vasconcelos, Nietzsche ve de Paulo Coelho’dur. Şüphesiz ki hepsi birbirinden meziyetli ve takdire şayan başarılar yakalayan yazarlar, aydınlardır. Pekala yüzde kaçımız bu kitapları bitirdikten sonra üzerine eleştirel yorum yapabilir? Veyahut okuduğu kitap hakkında kendi fikrini savunup, kitaptan bir alıntı yaparak edindiği bilgiden somut bir detay ortaya koyabilir? Ne yazık ki bu oran oldukça düşük.
Çok iyi muhakeme edemedikten sonra onlarca ansiklopedi bitirmenin insana bir faydası yok. Edinilen soyut bilgileri somuta döküp münazara yapamadıktan sonra koca bir kütüphaneye sahip olmak fuzuli.
Ülkemizin aydınlarından birisi olan Müjdat Gezen’in bir alıntısı ile yorum yapalım;

İçini döken insanlara ‘’edebiyat yapma’’
Sorgulayan insanlara ‘’felsefe yapma’’
Bilgisini konuşturana ‘’şov yapma’’
Haksızlığı haykırana ‘’caz yapma’’
Özgüvenli insanlara ise ‘’artislik yapma’’ dediler
Sonra da şunu sordular; ‘’Bu ülkede bilim ve sanat neden gelişmiyor?’’

Doğruluk payı çok yüksek olan bu tespit ülkemizin içinde bulunduğu durumu kısaca özetlemekte. Yıllardır kitap okuyan kitleyi tabir-i caizse ‘’entel’’ olarak görenler yüzünden cahiliye dönemi yaşamaktayız. Boş zamanlarında bile birkaç sayfa karıştırıp, mental hazinesine bilgi eklemeyi hedefleyen kitleye, içi boş eleştirilerle karalama kampanyası yapmaya çalışanlar yüzünden bir ileri iki geri gidip gelmekteyiz.
Kaptanı olmayan bir gemi misali dünyada var olmaya çalışan varlıklarız. Okumalı ki dümenin kontrolü kolaylaşsın, okumalı ki uçsuz bucaksız okyanuslarda alabora olmayalım.
Hala geç değil, elinizin ulaşabileceği en yakın kitaba uzanın ve belleğinizi zenginleştirin, birkaç ay sonra hayatınızdaki farka şahit olacaksınız. Taktığımız at gözlüklerini çıkarıp; dünyaya daha geniş perspektiflerden bakmayı deneyelim, daha açık görüşlü, daha sorgulayıcı, daha az kabullenici ve de daha fazla geliştirici bir yaşam şekline hazırlamalıyız kendimizi.
Temennim; bu tarz projelerin 81 ilimizde yaygınlaşması. Tunceli’de bir saat kitap okuyan çocuklara bir saat ücretsiz bisiklet sürme projesi yaygınlaşmıştı geçen sene. Genç nesil aydınlansın, zihni zenginleşsin ve de öğrensin diye. Bursa’da da kütüphaneden alınan bir kitabın iki defalık ücretsiz BuKart kullanımına önayak olması sevindirici bir haber.

"Bir kitap, içinizdeki donmuş değerleri parçalayarak bir balta olmalıdır." der Franz Kafka. Kendimize nicelikten niteliğe geçiş yasasını empoze etmeliyiz. Okumalı, çok okumalı, hep daha fazla okumalı ve de bu bilgilerin buharlaşıp uçmaması için üzerine konuşmalı, düşünce alışverişi yapmalı, dimağımıza işlemeli...
Unutmayalım ki; bilgi edinmeden geçen her bir saniye, ömrümüzün geri kalan kısmına kocaman bir cahillik hançeri saplayacak...