Başta müjdeyi Rusya devlet başkanı Putin verdi. Buldukları aşı tüm testleri geçip, üretim için gerekli izinleri aldıklarını ve Eylül içerisinde seri üretime başlayacaklarını söyledi. Hatta kendisi ve kızının da bu aşıdan yaptırdıklarını söyledi. Bazı yan etkilerinin olduğunu ama bunların kalıcı olmadığını ve şimdi durumlarının iyi olduğunu söyledi.

Yine bir başka Rus firmasının da testlerini tamamlamak üzere olduğunu ve böylece ikinci bir aşının yakın zamanda üretime başlanacağı haberini de verdi Putin. Ancak Putin’in bu açıklamaları Dünya Sağlık Örgütü ve AB ve ABD tarafından şüphe ile yaklaşıldı. Dünya Sağlık Örgütü Rusya’nın aşı sürecinde şeffaf davranmadığını ve süreçle ilgili bilgi paylaşmadığını söyledi. Bunun neticesi olarak da Rusya’nın bir aşı için gerekli olan tüm süreçleri yerine getirmeden acele ederek üretime başladığını ve aşının bu yüzden büyük bir risk oluşturabileceğini açıkladı.

Bu noktada çok kişisel bir tecrübe paylaşmadan geçemeyeceğim.  Dünya Sağlık Örgütü bu tür bir açıklamayı yaparken tarafgirlik gösteriyor. Rusya’nın bulduğunu ve üreteceğini iddia ettiği aşıya şüpheli yaklaşması ve bulunan aşının bir işe yaramayacağını ima etmesi açık bir tarafgirliktir. Kimden yana tarafgirlik derseniz, el cevap ABD. bu tür örgütler eskiden beri ABD beslemesidirler. Hal böyle olunca da “ABD’de bulunmayan hiçbir aşı geçerli bir aşı değildir, mutlaka hatalıdır ve işe yaramazdır”, velev ki gerçekte iyi bir aşı olsun. Dünya sağlık örgütünün açıklaması bana böyle bir his vermiştir. Aynı şey AB devletleri için de geçerlidir. Almanya dahi bulmuş olsa bu sağlık örgütü benzer bir endişe dile getirecekti. Ki bilindiği üzere Dünya Sağlık Örgütü “ABD ile Çin arasında virüsü ortaya çıkarma ve yayma suçlamaları” arasında tarafsız kalınca ABD elinde ki sopayı gösterdi ve Dünya Sağlık Örgütüne verdiği desteği çekeceğini açıkladı.

Gelelim aşı çalışmalarına ve zamanlamaya. Başta Rusya olmak üzere yaklaşık 19 civarı sonuçlanması çok yakın olan ilaç çalışmaları var. Bu çalışmalar Almanya, ABD, Türkiye, İsrail ve birkaç diğer ülke de daha yapılmaktadır. Nitekim ABD de Eylül sonlarına doğru aşılama çalışmalarının başlanacağını söyledi. Yani çalışmalar gönüllü her isteyene yapılacaktır. Çıkacak sonuçlara göre de seri üretime başlanacaktır. Aşı çalışmalarında bu aşamaya üçüncü faz deniyor. Bu fazın sonucu aşının işe gerçekten yarayıp yaramadığını gösterecektir. Ya da işe yarama oranı tespit edilecek ona göre üretime geçilip geçilmeyeceğine karar verilecektir.

Yakın zamanda Almanya üçüncü faz aşamasına gelen aşısı için ABD, Almanya ve Türkiye’yi seçerek tamamlamak isteğini bildirmiştir. Türkiye buna müsaade etmiş hatta Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ile birlikte Türkiye’deki çalışmalarını yapmak üzere anlaşmıştır. Şimdide gönüllü deneklerin kayıtları yapılmaktadır. Eylül ayı içerisinde aşılar gelecek diğer ülkeler ile aynı zamanda Türkiye’de de aşılamalar yapılacaktır. Bu süreç 2 ay ile 5 ay arası sürebilir. Elde edilecek sonuçlar ile birlikte seri üretime geçilecektir. Üretilmesi ve dağıtılması ve herkese kadar yayılması en iyi ihtimalle 6 ay gibi bir süre gerekecek gibi görünüyor.

Türkiye’nin kendi aşı çalışmaları da hızla devam etmektedir. Belki Ekim ayında diğer çalışmalar gibi üçüncü faz çalışmalarına başlanacaktır. Eğer olursa Türkiye’nin kendi aşısını üretmesi 6 ay ile 9 ay bir zaman içerisinde herkese yapılmış olacaktır.

Sonuç olarak her şey yolunda giderse en erken 6 ay en son ise bir yıl içerisinde bu illetin aşısına kavuşmuş olacağız.  Tabi bunca gelişmeye karşın aşılara karşı hiç umudu olmayan bilim insanların olduğunu ve zaman zaman açıklamalar yaptıklarını duyuyoruz.  Umarım bu tiplerin düşünceleri hiçbir zaman gerçekleşmez. Biz umutluyuz, bu illetten mutlaka kurtulacağımıza inanıyoruz. Ancak bu inancımızı korurken, kendimizi de hala bu illetten korumaya devam etmemiz gerektiğini unutmamalıyız. Virüsün etkisi devam ediyor, özellikle geçen zaman içerisinde insanlarda meydana gelen usanç tedbirlerle gevşeklik göstermeye itmektedir. Bu da virüse yayılma fırsatı vermektedir. Amman ha!!!