Son günlerde bir darbe söylentileridir gidiyor.

Nereden çıktı, nasıl oldu derseniz...

Konunun ilk başladığı nokta, CHP İstanbul il başkanının sözleri.

Katıldığı bir programda, önümüzdeki süreçte iktidarın değişeceğini dile getirdi.

Bu sözleri cımbızla alındı, büyütüldü, darbe isteği olarak lanse edildi.

Oysa ki, sadece halkın artık gözünün açıldığını, eğiriyi doğruyu gördüğünü, iktidara oy vermeyeceğini dile getiriyordu.

Bu anlamda bir değişim beklentisinden söz ediyordu.

Bu sözleri manşetlerde patlatanların, programlarda tartışanların amacı, farklı yorumlarıyla halka bir kesimi tukaka göstermek.

Kin ve nefret söylemlerini bırakmamız gereken zamanda, üzerine itinayla tuz biber ekiliyor.

Hedef göstermeyi, kötülemeyi, karalamayı iyi biliyorlar.

Böyle yaparak aslında toplumu çok gerdiklerinin farkında değiller.

Konuyu çarpıtmanın tek anlamı var, o da gündemi değiştirmek.

Koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan ekonomik kriz esnafın, vatandaşın belini büktü.

İş, aş, geçim sıkıntısı had safhada.

Faturalar ödenemiyor.

Tünelin ucunda ışık falan yok.

Vatandaşın eleştirilerini kaldıramayan iktidar kanadının bir kısmı suni gündemler oluşturuyor.

“Koyun can derdinde, kasap et derdinde” misali!

Ayrıştırıcı politikalar yarar değil, daha çok zarar getirir.

Böyle yapılacağına kucaklayıcı politikalar izlemeli.

Nefret dili yerine, nezaket dili, hoşgörü dili kullanmalı.

Ortak akıl, istişare, birlik beraberlik çok önemli kavramlar.

Siyasetin toplumu yönetme gücü ve etkisi bunlardan gelir.

Kavgacı üslup, karalayıcı tarz ülkeye hiçbir şey kazandırmaz.

Bundan güç bulan birileri çıkar, “Biz aile olarak 50 kişi götürürüz, listemiz hazır, kursağımızda kaldı” diye saçma sapan konuşmalar yapar.

İçinden geçtiğimiz zor zamanlar, politika yapma zamanı değil.

Yapay gündemlerle çıkar peşinde olanlara değil, bu vatanı gerçekten seven ve bu millet için çalışan, çalışacak olan siyasetçilere ihtiyaç var.

Kısacası;

bu ülkede eleştiren, soran, sorgulayan, farklı düşünen, aykırı görüş belirten birileri elbette olacak.

Bunlar darbeci, hain, terörist, düşman ilan edilemez.

Bu ülke hepimizin. Senin, benim, onun.

Farklılıklar kavga sebebi değil, zenginliğimiz.

Bunu bozmaya çalışanların oyununa gelmemek,

vatan, millet, bayrak, milli birlik, özgürlük, insani değerler gibi ortak paydalarda buluşmamız gerekli.

Topraklarımızda bayrağımızın dalgalanması, büyük Türkiye'yi yaşatmak,

onurla, şerefle hep birlikte yaşamak.

Cehalete ve trol söylemlerine geçit vermemek, akılla, sağduyuyla, bilinçle hareket etmek önemli.

Aksi halde bedelini hepimiz ödüyoruz.

 

**********

 

HEM GAMSIZ HEM FUKARA

 

Padişahın biri keyifsiz düşmüş, hem gamsız, hem fukara öylesine birinin gömleğini giyerse şifa bulur demişler. Aramışlar, taramışlar, hem fukara, hem dertsiz adam bulamamışlar. Bulunur mu? Ama ümitlenmiş, aramışlar. Bir gün adamın birine bir köylük yerde rastlamışlar. Herif hem türkü söyler, hem çapa çapalarmış, doncak.
- Sen kimsin? demişler.
- Na! demiş, şu ağaç altında uyku kestiren herifin uşağıyım.
- Nerede yatarsın?
- Samanlıkta.
- Ne yer, ne içersin?
- Bey ne verirse.
- Ne verir?
- Kuru ekmekle soğan…
- Hiç dertlenir misin?
- O da neye?
- Yani ya, kederlenir misin?
- Bilmem öyle şey, demiş, ben cahilim.
- Hah, demişler, aradığımız adam!
- Aman biz de seni arıyorduk. Versene şu gömleğini bize, sana bir kese altın verelim.
- Gömleğim yok ki…"

Sait Faik Abasıyanık

 

**********

 

Günün Sözü

 

“Mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız,

hayatınızı bir amaca bağlayın,

kişilere veya eşyalara değil.”

 

Einstein